100 .YILINDA ÇANAKKALE ZAFERİ

18 Mart 2015
100 .YILINDA ÇANAKKALE ZAFERİ

100 YILINDA ÇANAKKALE ZAFERİ

1- ÇANAKKALE NEDİR

Türkün Geçit Vermez Kalesidir Çanakkale

* Bir destanın adıdır Çanakkale

* Ateşle imtihandır Çanakkale

* Tarihte destandır Çanakkale

* Düşmana mezardır Çanakkale

* Kınalı kuzuların yattığı yer Çanakkale

* Seyit onbaşıların gücüdür Çanakkale

* Yahya çavuşların savaşıdır Çanakkale

* Türkün kaderini yazıldığı yer Çanakkale

* Düşmana yol vermeyen sudur Çanakkale

* Çelikten kaleyi yutan yerdir Çanakkale

* Haçlıya tarihi büyük derstir Çanakkale

* Türkün geçit vermez kalesidir Çanakkale

2-ÇANAKKALE NERESİ

* Dur yolcu, bilmeden gelip bastığın,

* Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.

* Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın,

* Bir vatan kalbinin attığı yerdir!...

* Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda,

* Gördüğün bu tümsek Anadolu`nda

* İstiklal uğrunda, namus yolunda,

* Can veren Mehmet`in yattığı yerdir!

3- ÇANAKKALE BİR DİRENİŞTİR.

Bir Millet ki üstüne haçlı dünyasırnın  dünyasının onu yok etmek  için çullandığı bir anda:  İman ve inancını namus ve şerefini korumak için bütün dünyaya gösterdiği Türk milletinin asil ve şanlı direnişidir.

Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?

En kesif orduların yükleniyor dördü beşi. –

Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya-

 Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.  

 Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk:

 Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.

Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...

Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ!   

5- ÇANAKKALE RUHU 

Karadan denizden havadan saldırıya maruz kalan Türk Milletinin evladı aziz ecdadımız vatan ve geleceğini yaşatabilmek için maruz kaldığı saldırı ve felakakete rağmen;

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va`dettiği günler Hak`kın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Ruhumun senden, ilâhi, şudur ancak emeli:
Değmesin mâbedimin göğsüne nâmahrem eli.
Bu ezanlar-ki şahâdetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.

Mısralarındaki ulvi gayeleri ile yaptığı mücadele ve mücahededir.

 

Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;

O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...

Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,

Boşanır sırtlara vâdilere, sağnak sağnak.  .

Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...

Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!

Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;

Alınır kal`â mı göğsündeki kat kat iman?

6-BEDRİN ARSLANLARI

İslamın ve Sevgili peygamberimizin var olup yok olma mücadelesi verdiği ilk gazvesi BEDİR in anlamı ve manasına teşbih edilerek verilen mücadelenin önemine dikkat çekilmiştir.  

 

Asım`ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek:

İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmiyecek.

Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...

O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,

Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,

Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!

Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!

Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.

Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi...

Bedr`in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.

7- ÇANAKKALE ZAFERİ

Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın?

`Gömelim gel seni tarihe` desem, sığmazsın.

Bu savaşın Türk tarihinde önemi ve yeri çok büyüktür. Tarih boyunca Türkler hep savaş veren hep mücadele eden bir millet olmuştur. Tam düşmanları artık bunlar iflas etti artık bu sefer yok edeceğiz diye kapımızı çaldıklarında hep kapı yüzlerine çarpmıştır. İşte Çanakkale`de bunların en önemlilerinden birisidir. Modern silahlarla donatılmış ordunun karşısında, ateş almaz tüfeklerle, patlamaz toplarla, yalın ayak, aç bir mide ile kazanılmış bir zaferdir Çanakkale. Mustafa Kemal gibi bir büyük insanın tarih sahnesine çıktığı, Seyit Onbaşının 230 okka gülle ile koca gemiyi sulara gömdüğü, Kurşunların havada çarpıştığı, Türk`ün kahramanlığının resmi bir vesika olduğu savaştır Çanakkale. O sene memleketteki liselerin ve üniversitelerin çoğu mezun verememiş çünkü hepsi savaşta şehit olmuşlardır. Toplam savaşta verilen şehit sayısı kesin olarak bilinmemekte fakat tahminlere göre 500.000`in üzerindedir. Mustafa Kemal Paşa`nın dediği gibi savaşmaya değil ölmeye gelmiş bir millet ve tamamen çıkar amaçlı işgale gelmiş bir ordu. Karşıdan bakıldığında garip ama sonucu tamamen gerçektir.

 

`Bu, taşındır` diyerek Kâ`be`yi diksem başına;

Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;

 Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...

Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.

Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,

Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin`i,

Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...

Sen ki, İslam`ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,

Sen ki, a`sâra gömülsen taşacaksın...

Heyhât, Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...

Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,

Sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber.

8- ZAFERİ KORUMAK

Günümüzde Çanakkale bütün insanlar tarafından ziyaret edilen, Orada yaşanan dramı ve kahramanlık ruhunu hissetmek için o havası içe çekilen bir yerdir. Her santiminde bir şehit yatan, her zerresi şehit kanıyla sulanmış, şanlı bir yerdir Çanakkale. Görebildiğimiz her yerde onların yaşadıkları yazılmaktadır. En etkileyici olanlarından biriside günlük yemek listesidir. Şimdi yemek seçen, çöpe tonlarca gıda atanlara ibret belgesi olarak gösterilmesi gereken, yeni yetişen çocuklarımızın beyinlerine kazımamız gereken bir yemek listesi.

43. Alay Yemek Listesi

15 Haziran Sabah: Üzüm hoşafı Öğle: Yok Akşam: Yağlı Buğday çorbası, ekmek

16 Haziran Sabah: Yok Öğle: Yok Akşam: Üzüm Hoşafı,ekmek

17 Haziran Sabah:Üzüm hoşafı Öğle: yok Akşam: yarım ekmek

18 Haziran Sabah:Yarım ekmek Öğle: yok Akşam: şekeriz üzüm hoşafı

19 Haziran ordu emri ile ekmek istihkakı 500 grama indirilmiştir.

9- ÇANAKKALE DESTANI

Üsteğmen Faruk, cepheye yeni gelen askerleri denetlerken, bir yandan da onlarla sohbet ediyor, ` Nerelisin?` gibi sorular soruyordu. Gözleri bir ara, saçının ortası sararmış bir delikanlıya takıldı.Yanına çağırdı ve merakla sordu:

 

" Adın ne senin evladım?" dedi.

" Ali, komutanım" dedi.

" Nerelisin?"

" Tokatlıyım, komutanım, Tokat`ın Zile kazasındanım..."

" Peki evladım,bu kafanın hali ne?

Saçlarının ortası neden kırmızı boyalı böyle?"

" Cepheye gelmeden önce anam saçıma kına yaktı komutanım. Neden yaktığını da bilmiyorum."

" Peki dedi üsteğmen. "Gidebilirisin Kınalı Ali." O günden sonra Ali`nin adı Kınalı Ali oldu.

Kınalı Ali anasına Mektub yazar. mektubun sonuna şunları yazdırdı. " Anacığım, beni buraya gönderirken kafama kına yaktın ama, Burada komutanlarım da, arkadaşlarımda benle hep dalga geçiyorlar. Cepheye gitmek sırası yakında inşallah kardeşim Ahmet`e gelecek, Onu gönderirken sakın kına yakma saçına. Burda onunla da dalga geçmesinler. Tekrar ellerinden öperim anacığım."

Anasından Mektub gelir. Kınalı Ali`nin anasının ağzından yazılmıştı şöyle diyordu anası: " Oğlum Ali, yazmışsın ki kafamdaki kınayla dalga geçtiler. Kardeşime de yakma demişsin.Kardeşine de yaktım. Komutanlarına ve arkadaşlarına söyle senle dalga geçmesinler. Bizde üç işe kına yakarlar;

1 - GELİNLİK KIZA, GİTSİN AİLESİNE, ÇOCUKLARINA KURBAN OLSUN DİYE

2 - KURBANLIK KOÇA, ALLAH`A KURBAN OLSUN DİYE

3 - ASKERE GİDEN YİĞİTLERİMİZE, VATANA KURBAN OLSUN DİYE...

Gözlerinden öper, selam ederim. Allah`a emanet olun

" Ali`nin mektubu okunurken ve çevresindeki herkes onu dinlerken, hıçkıra, hıçkıra ağlıyordu... " (Bu mektubun aslı Çanakkale Müzesindedir.

10-ÇANAKKALE GEÇİLMEZ

Çanakkale`deki zafer tez duyulur İstanbul`a. Süleymaniye Camisi`nin yaşlı mahyacısı içindeki coşkuya dayanamayıp, yanına çıraklarını da alıp aklına ilk gelen iki kelimeyi minarelerin arasına, yani mahyaya yazıp yatsı namazına kadar kandilleri yetiştirir. İstanbul`un her yerinden görülen mahyadaki iki kelime aynen şudur;

"ÇANAKKALE GEÇİLMEZ"

Bu sözün temeli Süleymaniye müezzini derviş ruhaniyetli, bu zatın gönlünden mahyaya, oradan da İstanbul`a, oradan da tüm Anadolu`ya ve dünyanın her yerine Çanakkale`nin geçilemeyeceğini beyan edilmesidir.

Bir tarih yazar Çanakkale`de,

* Düşmanın denize döküldüğü yerde,

* Türkün destan yazdığı büyük zaferde,

* Bu vatan kahramanların yetiştiği yerdir.

* Çanakkale geçilmez, ant içildiği yerdir.

* Denizden, karadan kuşatıldı vatan,

* Mermiler yağıyordu dört bir yandan,

* Geçilmez diye, duvar örülen yerdir,

* Çanakkale geçilmez yerdir.

* Kadını, çocuğu, genci, ihtiyarı,

* Cephede birleşti subayı, eri.

* Düşman yenildi, kazandık zaferi,

* Burası Tarihin yazıldığı yerdir.

* Düşmanın kökünün kazıldığı yerdir.

* Altın harflerle yazıldı Türkün adı,

* Unutmaz Tarih, eşsiz kahramanları,

* Her Türk verir Vatan için canını,

* Bu vatan şehidin yaşadığı yerdir,

* Şehitler ölmez, dediği yerdir.

* Çanakkale geçilmez dedi Atam,

* Rahat uyu şehidim, bizim vatan.

* Barınamaz içimizde ikilik katan,

* Birlik beraberlik yaşanan yerdir.

* Bayrağı özgür dalgalanan yerdir.

Çanakkale Geçilmez; Vatan bölünmez Şehitler ölmez Burası Türkiye Cumhuriyetidir.

Çanakkale ya da Boğaz Harbi şiiri; İstanbul’da değil, Hicaz’da, gurb-u Rasûlullah’ta, el-Muazzama tren istasyonunda yazılmıştır:

Sabah olunca vazifesini tamamlamış fanilerin az kula nasip olan rahatlığıyla Mehmet Akif, arkadaşı Eşref Bey’in yüzüne derin derin bakarak: “Artık ölebilirim. Gözlerim açık gitmez!” der. Mehmet Akif, İstasyon binasının arkasındaki hurmalığın içine çekilir. Arkadaşlarının anlattığına göre, uzaktan, sadece hıçkırıkları duyulur; içli, derin hıçkırıklar... Önündeki çöl kumları yağmur yağmış gibi ıslaktır. Bir elinde kâğıt, bir elinde kalem vardır. Yönünü Medine’ye Ravzâ-i Mutahhara’ya çevirmiş, Efendimiz’e müjde verir gibi, gözyaşları içerisinde Çanakkale Destanı’nı yazmaya başlamıştır.

Netice olarak söylemek gerekirse, bugün Çanakkale Destanı’nı okumaya ve muhtevasını kavramaya daha çok ihtiyacımız vardır. Çanakkale savaşlarının 100 yılını idrak ettiğimiz bu günlerde, Çanakkale’de destanlar yazdıran kahramanlarımızın güç ve destek aldıkları maneviyat kaynağını bir kere daha hatırlayalım. O rûha, o irfâna şuurlu bir şekilde sahip çıkalım.

Rûhunuz şâd olsun ölümsüz şehîtlerimiz, Cennetin kuşları. Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ümüz  ve silah arkadaşları gazilerimiz. Şanlı ecdadımız…

Senin de rûhun şâdolsun nur sakallı Akif’imiz.

11- BU GÜN ÇANAKKALE HÜZÜNLÜDÜR.

Dün Milletimizin namus ve şerefi için can veren Ecdad yerinde rahat yatamıyor. Bayrağımız kışkırtma vesilesi olarak görüldüğünden indirildi. Kışlalarımızdan Bayrağımız indirildi. Ecdad Emaneti Süleyman Şah Türbesi geri getirildi. Nenelerimizin namusuna el sürülen ve Askerlerimizin işkenceyle şehit edildiği Akdamar adasında kilise imar edilip Ermenilere sözde insanlık ve din özgürlüğü anlayışıyla  teslim edildi. Ne hazindir ki; 13 Mart 2015 Cuma günü Ülke genelinde   Çanakkale şehitleri adına okutulan hutbede TÜRKÜN adı unutuldu.

EY BÜYÜK TÜRK, ÜSTTE MAVİ GÖK ÇÖKMEDİKÇE, ALTTA YAĞIZ YER DELİNMEDİKÇE, SENİN İLİNİ VE TÖRENİ KİM BOZABİLİR. BOZMAYA KALKIŞIRLARSA BİZDE ONLARIN YUVASINI BOZARIZ... BİLGE KAĞAN

Bastığın yerleri `toprak!` diyerek geçme, tanı:
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

 

Diye canını veren aziz ecdadımızın torunları …

 

Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?

Rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur,

Sırtına Sakaryanın, Türk tarihi vurulur.

Eyvah, eyvah, Sakaryam, sana mı düştü bu yük?

Bu dâva hor, bu dâva öksüz, bu dâva büyük!..

Vicdan azabına eş, kayna kayna Sakarya,

Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!

Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz;

Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber Kılavuz!

Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya;

Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!..

 

 

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

 

                                                                                                                                                                                                                   TÜRK DİYANET VAKIF-SEN

                                                                          GENEL MERKEZİ

Bu haberi paylaş: