Yakın tarihimizdeki Kurtuluş Savaşı,
Türk milletinin dünyada eşine az rastlanan büyük bir zaferidir. Bu asil
mücadele, iman dolu göğüslerin kahramanca direnişidir.
Müslüman Türk milletinde vatan sevgisi,
onun engin imanının bir yansımasıdır. Şerefli bir hayat, gerektiğinde vatan,
millet ve mukaddesat uğrunda ölebilmeyi de gerektirir.
Dinimize göre vatan müdafaası ve
kahramanlık ruhu, imandaki canlılık, sadakat ve samimiyetin bir sonucudur.
Çünkü kutsal davalardaki sebat ve samimiyetin en içten olanı, can pazarı olan
savaş meydanında belli olur.
Atalarımızın kanlarıyla sulanan bu vatan topraklarına her dönem
göz dikenler olduğu gibi şimdi de, bundan sonrada göz dikenler olmaya
devam edecektir. İç ve dış düşmanlar ve emperyalist devletler
Türkiye’mizi 15 Temmuz da olduğu gibi Milletin silahını Milletimize doğrultarak
Meclisimize bomba atarak ülkemizi bir sömürü ülkesi haline getirmek için Türk
Milletinin zayıf anını beklemektedir.
Bu toprakların ilelebet Türk vatanı olarak kalacağını dünyaya
göstermek amacıyla, Yokluklara rağmen vatanını canından aziz bilen Türk Milleti
ve onun evlatları Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün komutanlığında 30 Ağustos
1922’de düşmanı topraklarımızdan kovarak büyük bir zafer kazanmıştır.
30
Ağustos, yokluklar içindeki Türk milletinin, her tür zorluğa rağmen
bağımsızlığa olan tutkusunun ortaya koyduğu tarihtir. Türk tarihinin en önemli
dönüm noktası olan bu zaferin, Türk milletinin milli birlik ve beraberlik ruhu
içerisinde sürdürdüğü özgürlük mücadelesidir
Milletimiz için şehitlik ve gazilik
vazgeçilmez bir tutkudur. Yokluklar içinde ve en zor şartlarda; üzerine
saldıran yedi düvele karşı, tarihte benzeri görülmemiş bir destan yazan
Müslüman Türk milletinin savaş meydanındaki kahramanlığını ve azmini
Başkumandan Gazi Mustafa Kemal şöyle anlatıyor: "Karşılıklı siperler
arasında mesafemiz sekiz metre idi. Yani ölüm muhakkak. Birinci siperdekiler
hiçbiri kurtulamadan kâmilen şehit düşüyor, ikinciler onların yerine geçiyor.
Fakat ne kadar imrenilecek bir itidal ve tevekkülle biliyor musunuz? Şehit
olanı görüyor, üç dakikaya kadar şehit olacağını biliyor, en ufak bir fütur
bile getirmiyor, sarsılmak yok. Okuma bilenler ellerinde Kur`an-ı Kerim, cennete
gitmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler Kelime-i şahadet getirerek yürüyorlar. Bu,
Türk askerindeki imanı ve ruh kuvvetini gösteren şayan-ı hayret ve şayan-ı
tebrik bir misaldir."
İnsanlığın barış ve esenliğini temin
etmek yüce Dinimizin temel ilkelerindendir. Zira, İslâm kelimesinin bir anlamı
da barıştır. İftiharla belirtmek isteriz ki, barışı adında bayraklaştırarak
insanlığa kucak açan bir dinin mensuplarıyız. Dinimiz, savaşı ancak vatanın ve
milletin mukadderatına yönelmiş tehlikelere karşı mukaddes bir vazife sayar.
“Hazır ol cenge, ister isen sulh-u salah” sözü bu gerçeğin ifadesidir.
Bu büyük zafer bir kez daha bütün iç ve dış hainlere ve düşmanlara
Türk Milletinin hürriyet ve bağımsızlığından asla vaz geçmeyeceğini
göstermiştir.
Türk Milleti hiç bir zaman kimsenin emri altına girmemiş,
Hürriyetine düşkün bir millet olarak tarihteki şerefli yerini almıştır..
Rabbim, milletimizi; ülkemizi her
türlü tehlikeden korusun. Milletimizi, ikinci bir Kurtuluş Savaşı vermek
zorunda kalmaktan muhafaza buyursun.
Bu kutlu zaferleri, bu güzel vatan topraklarını bizlere hediye
eden Devletimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere bütün
şehitlerimizi rahmetle anıyor, hepsine ayrı ayrı şükranlarımızı sunuyoruz. Mekânları
cennet olsun.
Aziz vatan topraklarımızın düşman işgalinden kurtuluş yıl
dönümünde, tüm Türk milletinin Zafer Bayramını yürekten kutluyoruz.28 Ağustos
2017
TÜRK DİYANET VAKIF SEN GENEL MERKEZİ