Sultan Alparslan “Ya Rabbi! Seni kendime vekil yapıyor; azametin karşısında yüzümü yere sürüyor ve senin uğrunda savaşıyorum. Ya Rabbi! Niyetim halistir; bana yardım et; sözlerimde hilaf varsa beni kahret!” diyerek 26 Ağustos 1071 Cuma günü dua ederek cenge başlamıştı.
Yüce Allah (cc) bu zaferi Sultan Alparslan’a nasip etti ve bu toprakların Türk’e vatan olmasını sağladı.
Adına Türkiye denen bu vatan topraklarına her dönemde göz dikenler olmuştu ve olacaktır.
Selçuklu Devletinin ardından Osmanlı Devletinin de yıkılmaya başladığı, iç ve dış düşmanların bu topraklardan Türk milletini yok etmeye çalıştığı anlar yine gelip çatmıştı.
Yirminci yüzyılın başında ellerine bir fırsat geçtiğini zanneden gafil emperyalist devletler ve onların yanındakiler tekrar saldırıya geçmişlerdi.
Bu toprakların ilelebet Türk yurdu olarak kalacağını dünyaya göstermek amacıyla, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün komutanlığında 30 Ağustos 1922’de büyük bir zafer daha kazanılmış oldu.
Bu büyük zafer bir kez daha bütün iç ve dış hainlere ve düşmanlara göstermiştir ki; Türk Milleti hürriyet ve bağımsızlığından asla ve asla vaz geçmeyecektir.
Kimsenin boyunduruğu altına girmeyecektir.
30 Ağustos 1922 tarihi, 26 Ağustos 1071 gününün bir daha çözülemeyecek mührü olmuştur.
Bu kutlu zaferleri, bu güzel vatan topraklarını bizlere hediye eden Devletimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere bütün şehitlerimizi rahmetle anıyor, hepsine ayrı ayrı şükranlarımızı sunuyoruz. Mekanları cennet olsun.
Zulmün ve işgalin yok edildiği Zafer Bayramımızı kutladığımız günümüzde; müslümanların yaşadığı ülkelerdeki acıların dinmesini, kan gölüne dönen ülkelerin huzura ve esenliğe kavuşmasını, bu ülkeleri yönetenlerin akıl, adalet ve ferasetle kendilerine gelmelerini, emperyalist anlayışta olan ülkelerin şer heveslerinin son bulmasını Yüce Allah’tan (cc) niyaz ediyoruz.