ALLAH BU MİLLETE BİR DAHA İSTİKLAL MARŞI YAZDIRMASIN

12 Mart 2015

ALLAH BU MİLLETE BİR DAHA

İSTİKLAL MARŞI YAZDIRMASIN

 

İstiklal Marşı, milletimizin gönlünde müstesna bir yere sahiptir. Milletimizin tarihi ve kültürel birikimlerini, milli karakterini ve ulusal kurtuluş mücadelemizi özetleyen kutsal bir marştır. Büyük Türk milleti, yurdunu işgal eden düşmana karşı elinde kalan son kara parçasını da büyük ve kanlı bir mücadeleden sonra kurtarmayı başarmıştır. Kahramanlık ve inanç duygularının çok güzel bir şekilde işlenmiş olduğu İstiklal Marşı`nda bağımsızlığın her ne pahasına olursa olsun mutlaka elde edileceği ifade edilmektedir.   Dolayısıyla İstiklal Marşı Türk milletinin bağımsızlığının simgesi olmuştur ve Türk Milleti’nin ruhunda sözle örülmüştür.

 

İstiklal marşının özünde vatan, bayrak ve millet sevgisi ön plandadır. Yurda duyulan sevgi ve bağlılığı sanatkârane bir şekilde ifade eder.

İstiklal Marşı, şühedâ fışkıran vatan toprakları için, Millî Mücadele döneminde binlerce insanımızın hayatını kaybetmesine, yaralanmasına veya sakat kalmasına rağmen kahraman ordumuza ve milletimize cesaret ve ümit vermiştir. Bu ümitle Sakarya Meydan Muharebesi kazanılmış ve yaklaşık bir buçuk yıl sonra 26 Ağustos 1922’de Büyük Taarruz başlatılmıştır.

İstiklâl Marşı, Şanlı bir mazisi olan, üç kıtaya hükmeden, dünyanın her yanına sevgi ve barışı götüren Türk Milleti’nin bayrağının ve vatanının ebediyen yaşayacağının müjdecisidir.

 

Ziya Gökalp şöyle diyor : “Yeis ruhlar, tahrip eden en tehlikeli düşmandır, gelecek büyük bir tehlike içinde kalır. Ferdin ümitsizliği korkunçtur. Fakat toplumun ümitsizliği belki ondan yüz kere daha korkunçtur. Mesela İstiklâl Savaşı’nda düşmanlarımız Anadolu’yu baştanbaşa yıktılarsa da Türklerin ruhundaki ümide dokunamadılar. Bundan dolayıdır ki Anadolu bugün yaşıyor ve gelecekte de daima yaşayacaktır. Çünkü Türk milleti, bağımsız yaşamaya alışıktır, vatanını çok sever, onun için canını verir. Son kişi, son ocak kalsa da bağımsızlığı için savaşır, hiçbir zaman ümidini yitirmez, bayrağının rengini asla soldurmaz. Nasıl ki yaşadığı sürece ocağı tütecek, ocağındaki alev parlayacaksa, ateşin kırmızılığı da, rengini kanından aldığı bayrağının rengini soldurmayacaktır.

 

Bu millet ve bu bayrak için yazılan İstiklal Marşı, millî karakterimizi, tarihimizi ve imanımızı anlatan, Millî Mücadele günlerinin heyecanını içinde taşıyan, o günleri yaşayanların duygularını nesilden nesile aktaracak olan emsalsiz bir eserdir.

 

Bu eser, Kurtuluş Savaşı`nın başlarında, İstiklâl Harbi`nin milli bir ruh içerisinde kazanılması imkânını sağlamak amacıyla Maarif Vekâleti’nin, 1921 yılında bir güfte yarışması düzenlemesi sonucu bizlere kazandırılmıştır. Söz konusu yarışmaya toplam 724 şiir katılmış, para ödülünden dolayı önce yarışmaya katılmak istemeyen Burdur milletvekili Mehmet Âkif Ersoy, Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey`in ısrarı üzerine, Ankara`daki Taceddin Dergâhı’nda yazdığı ve İstiklal Harbi`ni verecek olan Türk Ordusu`na hitap ettiği şiirini yarışmaya koymuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisi, 12 Mart 1921 tarihli oturumunda, Mehmet Âkif`in yazdığı şiiri coşkulu alkışlarla kabul etmiştir. 12 Mart 1921 Cumartesi günü saat 17.45`te ulusal marş olarak kabul edilmiştir. Âkif, ödül olarak verilen 500 lirayı Hilal-i Ahmer bünyesinde, kadın ve çocuklara iş öğreten ve cepheye elbise diken Dar’ül Mesai vakfına bağışlamıştır. Mehmet Âkif Ersoy, İstiklâl Marşı`nın güftesini, şiirlerini topladığı Safahat`a dâhil etmemiş ve İstiklâl Marşı`nın Türk Milleti`nin eseri olduğunu beyan etmiştir.

 

İstiklal Marşımız parçalanmış, darmadağın edilmiş, yok olmak üzere olan bir milletin, yeniden doğuşunun, şahlanışının destanıdır. Mustafa Kemal’in önderliğinde Türk milletinin verdiği ölüm kalım mücadelesini, Türk milletinin bağımsızlığa olan düşkünlüğünü, bayrak sevgisini, vatanın güzelliğini dile getiren bir şiirdir. Bestecisi Osman Zeki ÜNGÖR: ’’İstiklal Marşı’nı bestelerken, Kocatepe’den İzmir’e koşan; kaçan düşmanı kovalayan Türk süvarilerinin coşkusunu ve atlarının nal seslerini ruhumda duydum’ ’diyerek besteleme aşamasındaki duygularını dile getirmiştir. Bu coşku ile bizlerde İstiklâl Marşımız söylenirken hep birlikte, gür ve coşkuyla katılmalı, içten gelen saygı ve sevgiyle dinlemeliyiz. Onu saygıyla dinlemek, kendimize ve geçmişimize saygı duymaktır, istiklal Marşımızı coşkuyla söylemek ise kendimize güvenmektir.

Bu millet her zaman özgür ve bağımsız yaşamış; tutsaklığı asla kabul etmemiştir. Bu bayrak da ilelebet dalgalanacaktır. Atatürk’ün de belirttiği gibi Türk bağımsızlığı, Türk Cumhuriyeti sonsuza kadar korunacak ve savunulacaktır. Bu bizim ilk ödevimizdir. Millet olarak bayrağımıza ve İstiklal Marşımıza sahip çıkmamız boynumuzun borcudur.

 

Bilindiği gibi 12 Mart 1921 tarihinde  İstiklâl Marşımız  kabul edilmiştir. Bu vesile ile ebediyen söylenecek olan Millî Marşımızın kabulünün 94 ncü yıldönümünü kutluyoruz.

 

Bayrağımızın sonsuza dek dalgalanması dileğiyle , Yüce Atatürk ,İstiklâl Marşımızın yazarı merhum Mehmet Âkif ERSOY ve  şehitlerimizi minnet, şükran ve rahmetle anıyoruz.

 

TÜRK DİYANET VAKIF-SEN

GENEL MERKEZİ



Bu haberi paylaş: