27 Ağustos 2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 651 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile cemaat (azınlık) vakıfları hakkında bir düzenleme yapıldı.
Buna göre; cemaat vakıflarına ait malların iadesi ve üçüncü şahıslara geçen mallar için de (Devlet tarafından) günün şartları uyarınca tazminat ödenmesini öngören geçici 11. Madde Vakıflar Kanununa eklenmiştir.
Konu aslında 2008 yılında yürürlüğe giren 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nda cemaat vakıflarının mallarının iadesine ilişkin düzenlemelerde yer almıştı. Ancak uygulamadaki eksiklikler KHK ile ortadan kaldırılmıştır.
Böyle bir düzenleme KHK ile değil de TBMM’de iktidar ve muhalefetiyle görüşülerek, tartışılarak çıkarılması daha isabetli olurdu.
Bu işin sonu nereye varacaktır? Mülk olarak bu vakıflar nereleri alacaktır?
Lozan Antlaşması’nın azınlıklara ait maddesinde (42) “…var olan vakıflara.. ve her türlü kilise, havra, mezarlık ve öteki dini kuruluşlara her türlü koruma önlemi almayı Türkiye taahhüt eder”. denilmektedir.
1936 Beyannamesi ile vakıfların beyan ettikleri tüm taşınmazların, özel mülkiyete konu olanlar dahil iadesini yasalaştırdı. Böylece sayıları 162’ye varan azınlık vakfı ortaya çıktı. Esasen çıkarılan bu yasaya o zamanki vakıf yetkilileri ilgi göstermeyerek beyanname vermediler ve bu çağrıya uymadılar.
Akla gelindikçe mülk istenilmesi ve verilmesi nereye kadar ve ne zamana kadar sürecektir?
Bu tür düzenlemeler yapılırken özellikle de Batı Trakya Müslüman Türklerinin durumu dikkate alınmakta mıdır? Oradaki soydaş ve dindaşlarımızın mülk ve vakıflarının durumu ne haldedir? Bu soruların da cevap bulması gereken konular olduğu gözden kaçmamalıdır.
Bu itibarla, sonuçları ne getireceği belli olmayan bu düzenleme ve girişimleri ihtiyatla ve dikkatle takip ediyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur. 28.09.2011
TÜRK DİYANET VAKIF-SEN
GENEL MERKEZİ