BİRLİK VE BERABERLİĞİ NASIL SAĞLAYACAĞIZ SORGULAMAK İNSANIN KENDİSİNE DEĞER VERMESİDİR.

17 Nisan 2016
BİRLİK VE BERABERLİĞİ NASIL SAĞLAYACAĞIZ SORGULAMAK İNSANIN KENDİSİNE DEĞER VERMESİDİR.

BİRLİK VE BERABERLİĞİ NASIL SAĞLAYACAĞIZ

SORGULAMAK İNSANIN KENDİSİNE DEĞER VERMESİDİR.

İnsanların hak ve hukuklarının korunup özgürlüklerinin geliştirilmesi, talep ve beklentilerinin yasal mevzuatlarda belirlenen ölçüler içerisinde karşılanabilmesi her türlü korku ve endişe duymadan çalışma ve sosyal hayatını sürdürebilmesi bir medeniyet ve kâmil bir insanlık ölçüsüdür.

İnsani ilişkilerin olumlu ve mutlu yaşandığı toplum, cemiyet ve kurumlarda huzur, güven ve ahenk vardır. Korku ve endişe olmaz. Geleceğe dair korku ve endişelerin yaşandığı ve hâkim olduğu yerde; samimiyet, heyecan, mutluluk ve başarı olmadığı gibi, ilişkiler yapmacık, günü ve çıkarı kurtarmaya yani aldatmaya yöneliktir.

Diyanet ve Vakıf çalışanları olarak sosyal ve çalışma hayatına dair taleplerimiz ve beklentilerimiz olmaktadır ve hayatımız boyunca olmaya da devam edecektir. Bunlara ulaşabilmek için bir ölçümüz ve diğer hak sahiplerinin de haklarına saygımız olmalıdır. 

İnsanı anlamlandıran şahsiyeti ve kazandığı itibarıdır. İTİBAR bir kişi, kurum veya kuruluşun oluşan değeri ve saygınlığıdır. Saygınlık para ile konum ile sahip olunmaz çarşıdan pazardan alınmaz sayısal güçle de sağlanmaz.

Ülkemizde her türlü dini-sosyal-kültürel değer slogan olarak yaşanmakta ve tartışılmaktadır. Ölçüsüz, sevgisiz, hoşgörüsüz ve empatisiz yaklaşım toplumlarda yaşanan yeni ve önemli bir sıkıntıdır.

“Toplumda taşlar yerinden oynar denge bozulursa dini değerlerde sorun oluşturmaya ve yıpratıcı olmaya başlar. Toplumda taşlar yerindeyse Din artı değerdir.” (Prf.Dr.Ali Bardakoğlu)  

Türkiye`de insan malzemesinde ciddi bir bozulma var. Toplumun her kesiminde olağanüstü bir yozlaşma ve çürüme yaşıyoruz. Bu toplumun bir parçası olan Diyanet ve Diyanet çalışanı da bu yozlaşma ve çürümeden etkilenmektedir.

Diyanet İşleri Başkanlığımız Kutlu doğum Haftası kutlamalarında belirlediği MERHAMET, PAYLAŞIM, KARDEŞLİK, İNSANLIK ONURU, SAMİMİYET BİRLİK VE BERABERLİK güzel temalarını halka anlatırken uygulamaları ile bu temalar çelişmektedir. Bundan dolayı Kurum ve idarecilerin tavırları tartışılmakta ve bizleri üzmektedir. Değerlerin ve dengelerinin yeniden şekillendirildiği günümüzde, yönlendiren bir konumda olmak yerine yönlendirilen konumda sıradan olmak hüsran vericidir.

SORGULAMAYAN İNSAN EZİYETE KATLANMAYA MAHKÛMDUR.

Ülkemizde sosyal ve çalışma hayatında yaşadıklarımız ile inandığımız değerlerimiz çatışmaktadır. İş yerlerinde huzur yok.! Değerlerimizi insanlara anlatma görevini üstlenen camialarda samimiyet, heyecan ve huzurun olmamasını nasıl izah edebiliriz? Niye bunları yaşıyoruz? Bunları yaşamaya mecbur ve mahkum muyuz? Soruları aklımıza gelmektedir. Yaşadıklarımızı ve yanlışlarımızı sorgulayamazsak ağlamaya sızlanmaya, şikayet etmeye devam etmek zorunda kalırız.

 

Bu sebeble; yozlaşma ve çürümeden kurtulmanın bir tek yolu vardır. O da kişinin kendisinden başlayarak etrafını ve ilgi alanını sorgulamak olmalıdır.

 

İTİBAR MI ÖNEMLİ, SENDİKAL ÜYELEŞME Mİ ÖNEMLİ !

v  Her üye sayımının öncesi yapılan vaadler Ne oldu.?

v  Ailelerin huzurunu bozan, sosyal çevre ve emeği yok eden ROTASYON Ne oldu.?

v  MBSTS Eziyeti Ne oldu.?

v  İlitam Ne oldu.?

v  Diploma ayrımcılığı Ne oldu.?

v  Görevliye müdahale ve saygısızlık edenlerle ilgili  Ne oldu.?

v  Lojman problemleri Ne oldu.?

v  Toplu sözleşmede memur  maaşından çalınan 600 TL ve emekli ikramiyesinden çalınan 1300 TL  Ne oldu.?

 

Bunları sorgulamayacak mısın!

 

Hükümet bizden, idare bizden, bize üye olmazsanız işiniz olmaz, çocuklarınız bile işe giremez diyerek kamu çalışanlarını ahlaksızca sindiren baskı ve tacizde bulunan sözde sendikacı kılığındaki zavallılar, yetkili sendika olmalarına rağmen, Memuru siyasetçiye, hatırlı kişilere namerde kul köle ettiler. 

Yapılan baskı ve tacizleri kimse unutulur zannetmesin hepsi not edilmektedir.

İNSAN BOZULMADIKÇA ÂLEMİN NİZAMI BOZULMAZ!

Sendikaya üye yapabilmek için sendikalar arası ilişkilerin düşmanlığa dönüştüğü, kardeşlik duygularının yıkıldığı, çok rahat yalan ve iftiralarda bulunulabildiği, konum ve çıkar korumak için iş disiplini ve çalışma barışının bozulduğu, günleri yaşıyoruz. Diyanet çalışanları birbirine böyle acımasızca davranıyorsa bu yanlışlıklara da idarece müdahale edilmiyorsa Nasıl birlik ve beraberlik sağlayacağız.!

Yaşanan bu olumsuzluklar sebebiyle Kurumumuzu tartışmaya açtıracak ve saygınlığına sıkıntı verecek olaylara sebebiyet vermemek için Başkanlığımıza tedbir alın diyerek yaptığımız ziyaretlerde ilettiğimiz rahatsızlıklarla ilgili hala bir tedbir alınmıyorsa sözün bittiği yerdeyiz.  

Hayal kırıklığı yaşayan toplumlarda çözülmenin başladığı ilk yer ahlaktır. İnsanı Ahlaklı kılan temel duygu da hayadır. Haya perdesi yırtılan birisi için yaptığı işin, aldığı kararın, ağzından çıkan sözün doğru veya yanlışlığı önemli değildir.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur. 15.04.2016

 

HİÇBİR KİMSE SİZİN İZNİNİZ VE RIZANIZ OLMADAN,

SİZE DEĞERSİZ VE ÖNEMSİZ OLDUĞUNUZU HİSSETTİREMEZ!

 

Canı yanan sabretsin, Canı yakan canının yanacağı günü beklesin!

 

TÜRK DİYANET VAKIF-SEN

GENEL MERKEZİ

Nisan 2016

Bu haberi paylaş: