BURSA ŞEHİTLERİMİZ İÇİN AYAKTAYDI

23 Ağustos 2012
BURSA ŞEHİTLERİMİZ İÇİN AYAKTAYDI

    TÜRKİYE KAMU-SEN BURSA İL TEMSİLCİSİ V.HİLMİ ŞANLI’NIN 23 AĞUSTOS 2012 TARİHİNDE ORHANGAZİ PARKINDA TERÖRE LANET KİTLESEL BASIN AÇIKLAMASI METNİDİR.


Zor ve acı verici hadiselerin yaşandığı mübarek Ramazan ayını ve bayram günlerini geride bıraktık.

Maalesef geçtiğimiz günler ve haftalar; Mehmetçiklerimizin, polislerimizin, korucularımızın ve vatandaşlarımızın hayat ve varlık haklarına diş bileyenlerin faaliyetlerine fazlaca şahitlik etmiştir.

Din, dinayet, millet ve milliyet demeden zalimliğini, pespayeliğini ve insafsızlığını her fırsatta gösteren bölücü terör acımasızca saldırılarını sürdürmüştür.

Merhametten nasibini almayan tetikçiler, insanlıkla yollarını tamamen ayıran kiralık katiller mübarek günlerde zıvanadan çıkmışlardır.

Allah korkusu, millet saygısı ve insan sevgisi taşımayan kara kalpliler bayramı da, Ramazan ayını da hepimize zehir etmişlerdir.

Emin olun, acıma ve şefkat duygularını tamamen yitirmiş bu uğursuzların vicdansızlıkları tarifsiz ve benzersizdir.

Mübarek Ramazan Bayramı’nın ikinci gününde, Gaziantep’te terörün vahşet ve iğrenç yüzü ne yazık ki bir kez daha kendisini göstermiştir.

Gözü dönmüş canilerin kanlı eylem ve emellerinden hiçbir suçu günahı olmayan insanlarımız da payını almıştır.

İnsanlık kasapları; sivil, masum, çocuk, kadın, genç ve yaşlı demeden alçakça saldırılarını icra etmiş ve can almaya devam etmiştir.

Aziz milletimizin olanlardan dolayı ne dayanacak hali, ne de sabredecek zamanı kalmıştır.

İki gün önce, Gaziantep’te bomba yüklü bir aracın uzaktan kumandayla infilak ettirilmesi sonucunda ortaya çıkan felaket tablosu bunun en açık kanıtı olmuştur.

Şehitkâmil ilçemizdeki Karşıyaka Polis Merkezi önünde meydana gelen menfur saldırıda 9 vatandaşımız şehit düşmüş, 4’ü ağır olmak üzere 66 vatandaşımız da yaralanmıştır.

Milletçe acımız büyük ve öfkemiz taşma noktasına kadar kabarmıştır.

Ahlaksızca, kalleşçe ve canice yapılan bu saldırganlığı tüm gücümle lanetliyorum.

Bununla birlikte Hakkâri’de, Zap Karakolu’ndan devriye görevi için çıkan zırhlı bir aracın, Kırıkdağ Köyü yakınlarında mayınlı saldırıya uğramasıyla da iki uzman çavuşumuz şehit, bir askerimiz de yaralanmıştır.

Gaziantepli Uzman Çavuş Mehmet Can ve Hatay’lı Uzman Çavuş Yusuf Seyhan vatan ve millet yolunda aramızdan ayrılmışlardır.

Ayrıca Şırnak’ın Uludere ilçesi Gülyazı Köyü’nde güvenlik tedbiri almak maksadıyla bölgeye intikal eden ve içinde askerlerimizin bulunduğu minibüsün uçuruma yuvarlanması neticesinde 9 Mehmetçiğimiz ve 1 korucumuz şehit olmuştur.

Bu trajik kazada 4 askerimizle birlikte 1 sivil yaralanmıştır.

Hem Gaziantep’te, hem Hakkari’de, hem de Şırnak’ta kaybettiğimiz vatan evlatlarına Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyor; ailelerine, Gaziantepli vatandaşlarıma ve Türk milletine sabır ve başsağlığı temenni ediyorum.

İnanıyoruz ki; bu vahşi eylemleri gerçekleştiren caniler, akıttıkları kanda boğulacaktır.

Acımızı anlatmaya kelimeler yetmiyor. Öfkemiz çığ gibi. Ama devletimizin bekası, milletimizin birliği için gözyaşlarımızı içimize akıtıyor, acımızı içimize gömüyoruz.

Dik duracağız. Birlik ve beraberliğimizi bozmayacağız, metanetimizi koruyacağız.

Öncelikle terörü, teröristi, destekçilerini ve milletimizin yaşama hakkı gasp edilirken susanları nefretle lanetliyoruz.

Terör örgütü ve onun destekçisi olan dış ve iç odaklar iyi bilmelidir ki, ülkemizi bölmeye, bizi bize düşman etmeye kimsenin gücü yetmeyecektir.

Türk milleti artık sabrının sonuna gelmiştir ama büyüklüğün göstergesi de kimsenin dayanamadığı acılara dayanmak, kimsenin gösteremediği sabrı göstermektir.

Ancak, terör belasının bu boyutlara gelmesinde etkili olan olayları da görmezden gelemeyiz.

Yıllardır terörle mücadelede yanlış yol ve yöntem izlendiğini haykırdık.

Terör sorununun, Kürt sorunu olarak tanımlanmasıyla başlayan, açılım safsatasıyla devam eden süreçte, Türk Hukuk tarihine kara bir leke olarak geçen Habur Olayı, Oslo görüşmeleri, bazı milletvekillerinin terör örgütünü masum gösterme çabaları ve terörist- milletvekili kucaklaşması, caniler için en büyük cesaret kaynağı oldu.

Yıllardır terör örgütü mensuplarına gösterilen hoşgörü, sonunda silahsız vatandaşlarımıza bombalı saldırı yapılmasına kadar varmıştır.

Terör örgütü PKK’nın bundan önce defalarca sivillere yönelik canavarca saldırıları tüm fecaat yönleriyle bilinmektedir.

PKK’nın sivil hedeflere yönelik olarak en dikkat çeken saldırıları;

20 Haziran 1987 tarihinde Mardin Pınarcık Köyü,

13 Mart 1999 tarihinde İstanbul Mavi Çarşı,

29 Ağustos 2006 tarihinde Marmaris yolcu otobüsü bombalaması,

12 Eylül 2006 tarihinde Diyarbakır Koşuyolu Parkı,

22 Mayıs 2007 tarihinde Ankara Ulus Anafartalar Çarşısı,

27 Temmuz 2008 tarihinde İstanbul Güngören,

Ve 20 Eylül 2011 tarihinde Ankara Kumrular’da acı bir şekilde görülmüş ve çok sayıda kaybımıza neden olmuştur.

3 Ocak 2008 tarihinde Diyarbakır’daki bir dershanede 6’sı öğrenci 7 vatandaşımız ve 20 Eylül 2011 tarihinde Siirt’te pusuya düşürülen 4 masum kız çocuğumuz teröre kurban gitmiştir.

Kundaktaki bebekler ve anne karnındaki yavrular yine insanlık müsveddelerinin hunharlıklarıyla canlarından olmuşlardır.

Bunların yanısıra imamlar, köy korucuları, isçiler, öğretmenler ve sağlık görevlileri de hayatlarını terör saldırılarıyla kaybetmişlerdir.

PKK terör örgütü, özellikle Güneydoğu ve Ortadoğu Anadolu illerindeki eylemlerde Kürt kökenli vatandaşlarımızı da öldürmüş, yaralamış, kaçırmış ve tehdit etmiştir.

İstanbul, Ankara, Adana, Bursa, İzmir gibi büyük kentlerde büyük çaplı eylemler gerçekleştirerek sivil hedeflere vicdansızca saldırmıştır.

Bugüne kadar etnik bölücülüğün taleplerinde azalma ve eksilme hiç olmamıştır.

Verdikçe daha fazlasını istemiş, aldıkça daha da şımarmıştır.

Çünkü eşik aşılmış, ayrı devlet, ayrı bayrak, ayrı dil ve ayrı millet hayalden gerçeğe doğru yol almaya başlamıştır.

Birkaç gün önce tüm Türkiye’nin gözleri önünde, bizzat TBMM üyeleri tarafından kucaklanan terör örgütü üyeleri, buradan aldıkları güç ve malûm çevrelerin verdiği destekle eylemlerini artırmıştır.

Komşumuz Irak’ta yaşanan otorite boşluğu ile palazlanan bu kanlı terör örgütünün, Suriye’de yaratılan kaosla daha rahat hareket imkânı bulması; bölgede silahlı kuvvetlerimize ağır silahlarla hain pusular kurmasına ve sivil vatandaşlarımızı dahi katletmesine yol açmaktadır.

    Gaziantep’teki bu saldırılar, bugüne kadar teröristle mücadele yerine müzakere yapan anlayışın gözden geçirilmesi zorunluluğunu ortaya koymuştur.

Görülmektedir ki, Türkiye Cumhuriyeti ile ve Türk milleti ile hesabı olanlar dört bir koldan saldırıyor.

Bu devlet, bizim en değerli varlığımız.

Bu devlete sahip çıkmak da her Türk vatandaşının asli görevidir.

Ancak öfkemiz ve acımız gözlerimizi kör etmemeli, bin yıllık kardeşliğimize gölge düşmemelidir.

Terörle mücadele, uzun soluklu, kararlı ve etkili olmalıdır.

Suçlu cezasını çekmeli, yaptığının karşılığını almalı ve belasını mutlaka bulmalıdır.

Bunun dışındaki her uygulama, teröre davetiye çıkarmak anlamı taşımaktadır.

Bu süreçte Türkü ile Kürdü ile Lazı ile bu milletin birlik ve beraberlik içinde teröre karşı dimdik durduğunu, dost düşman herkes görmelidir.

Devletimiz büyüktür ve terörü de terörün arkasındaki güçleri de alt edecek güce sahiptir. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmamalıdır.

Gün; yaşadığımız acı ve öfke ile sağduyumuzu kaybetme değil; gün birlik, beraberlik ve soğukkanlılıkla terörün kökünü kazıyacak adımları atma günüdür.

Türk milleti büyük bir millettir. Büyüklüğümüzü vakur duruşumuzla, olaylara gerçekçi yaklaşımımızla göstereceğiz.

Terörü alet olarak kullanan dış güçlerin oyununa gelmememiz gerekmektedir.

Terörün kökünü kazımanın tek yolunun askeri olmadığı, bu tür oluşumlarla baş etmek için onların ekonomik, siyasi, askeri ve toplumsal desteğinin kesilmesi gerektiği herkesin bilgisi dâhilindedir.

Bu süreçte bizlere düşen, her ortam ve platformda terörün ve teröristin çirkin yüzünü dünyaya göstermek olmalıdır.

Terörün yok edilebilmesi için alınacak ekonomik ve sosyal tedbirlerin sivil toplum kuruluşlarının işbirliğiyle hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır.

Türkiye Kamu-Sen, bu yönde devletimizin atacağı her türlü adıma gücünün yettiği kadar destek vermeye hazırdır.

Ancak, en küçük bir olumsuzlukta, insan hakkı, özgürlük, demokrasi gibi kavramları kullanarak ülkemize ve devletimize saldıran çevrelerin, sivil Türk vatandaşlarının kadın, çocuk, genç, yaşlı demeden katledilmesine sessiz kalması son derece düşündürücüdür.

Ülkemizde son yılların en büyük terör eylemlerinin yapıldığı, onlarca insanımızın katledildiği gün, basın yayın organlarının hiçbir şey olmamış gibi yarışma, eğlence ve magazin programlarını sürdürmesi ve adeta terörü kabullenmiş bir görüntü çizmesi kabul edilemez.   

Bu bakımdan teröre karşı, milletçe, bireysel ve kurumsal olarak göstereceğimiz tepki, son derece önemlidir.

Bu nedenle, Türkü ile Kürdü ile Lazı ile bu milletin birlik ve beraberlik içinde teröre karşı dimdik durduğunu dost düşman herkese göstermeliyiz.

Terör örgütü ve onun gizli, açık, dolaylı destekçisi olan dış ve iç odaklar iyi bilmelidir ki, ülkemizi bölmeye kimsenin gücü yetmeyecektir.

Şundan eminiz ki; milletimizin doğru yerde ve doğru zamanda göstereceği tepki ve ortaya koyacağı dayanışma; sivil vatandaşlarımıza ve askerimize pusu kuran hainlerin planlarının başlarına geçmesine yetecektir.

Bu vesile ile terörle mücadele politikasının bir kez daha gözden geçirmesi gerekliliğini vurgularken, bayram demeden, kadın, çocuk, yaşlı, genç ayrımı yapmaksızın saldırılarını adeta bir katliama dönüştürecek kadar gözünü kan bürümüş vatan hainlerini nefretle lanetlerken TBMM terörü kınamayan, lanetlemeyen teröristle kucaklaşan, teröriste arkadaş diyen üyeleri ile ilgili dokunulmazlıklarının kaldırılmasını savaş, yakın savaş ve terör suçları ile ilgili idamın geri getirilmesini istiyoruz.

Türkiye Kamu-Sen camiası olarak saldırılarda hayatını kaybedenlere Allah`tan rahmet, yaralananlara acil şifalar diliyoruz."


                                                    Hilmi ŞANLI
                                                 T.Kamu-Sen Bursa
                                                     İl Temsilcisi V.


Bu haberi paylaş: