“DARBE” ASLA KABUL EDİLEMEZ
Son
yılların en önemli olaylarından birisi de hiç şüphesiz Kuzey Afrika ve
Ortadoğu’da cereyan eden ‘Arap Baharı’ isimli halk hareketleridir.
Tunus’ta başlayıp önce Mısır’a; daha sonra da Yemen, Bahreyn, Libya, Fas, Cezayir ve Suriye’ye kadar sıçrayan olayların durulması, sakinleşmesi bugüne kadar mümkün olmamıştır.
Tahrir Meydanı’ndan yükselen zorlama ve dış kaynaklı demokrasi ve özgürlük talepleri taşları yerinden oynatmış, ezberleri bozmuş ve şimdilerde daha iyi görülen dayanaksız bir iyimserlik havasına neden olmuştur.
Mısır’da 16-17 Haziran 2012 tarihinde yapılan ikinci tur seçimlerde, Özgürlük ve Adalet Partisi’nden aday olan Muhammed Mursi yüzde 52’ye yakın oy desteğiyle ilk defa seçilmiş bir Cumhurbaşkanı olarak görev almıştır.
Ne var ki, Mursi yönetiminin bir yıllık performans ve icraatları, Mısır’ın tansiyonunu düşürememiş, cepheleşmesini hafifletememiş, gerilimini azaltamamış ve biriken sorunlarını çözememiştir.
Hüsnü Mübarek’i protesto için Tahrir’e dökülenler, bu defa da göreve gelişi bir yılı bile dolmadan Mursi’ye karşı toplanmışlar ve geniş ölçekli itirazlarını seslendirmişlerdir.
Sonunda 3 Temmuz itibariyle Mısır ordusu yönetime el koymuş, Mursi’yi ve İhvan hareketini iktidardan uzaklaştırmıştır.
Tunus’ta başlayıp önce Mısır’a; daha sonra da Yemen, Bahreyn, Libya, Fas, Cezayir ve Suriye’ye kadar sıçrayan olayların durulması, sakinleşmesi bugüne kadar mümkün olmamıştır.
Tahrir Meydanı’ndan yükselen zorlama ve dış kaynaklı demokrasi ve özgürlük talepleri taşları yerinden oynatmış, ezberleri bozmuş ve şimdilerde daha iyi görülen dayanaksız bir iyimserlik havasına neden olmuştur.
Mısır’da 16-17 Haziran 2012 tarihinde yapılan ikinci tur seçimlerde, Özgürlük ve Adalet Partisi’nden aday olan Muhammed Mursi yüzde 52’ye yakın oy desteğiyle ilk defa seçilmiş bir Cumhurbaşkanı olarak görev almıştır.
Ne var ki, Mursi yönetiminin bir yıllık performans ve icraatları, Mısır’ın tansiyonunu düşürememiş, cepheleşmesini hafifletememiş, gerilimini azaltamamış ve biriken sorunlarını çözememiştir.
Hüsnü Mübarek’i protesto için Tahrir’e dökülenler, bu defa da göreve gelişi bir yılı bile dolmadan Mursi’ye karşı toplanmışlar ve geniş ölçekli itirazlarını seslendirmişlerdir.
Sonunda 3 Temmuz itibariyle Mısır ordusu yönetime el koymuş, Mursi’yi ve İhvan hareketini iktidardan uzaklaştırmıştır.
Mısır’ın bu
noktaya gelmesinde iktidarıyla muhalefetiyle herkesin payı ve katkısı vardır.
Ancak bu
askeri müdahalenin demokrasiye sığar hiçbir yanının olmadığı ve hiçbir şekilde
de hoş görülemeyeceği ortadadır.
Ne olursa olsun, demokratik mekanizmalardan süzülerek iktidara gelen, halkın iradesine riayet ederek sorumluluk alan siyasi bir yönetimin yine aynı güzergâhı takip ederek görevden ayrılması en doğru, en ahlaki ve en geçerli çıkar yoldur.
Mısır’daki yaşanan olumsuz gelişmelerin ve maliyeti oldukça fazla olan tecrübelerin bilhassa gelişmekte olan ülkelerin iyi okunması, dersler çıkarılması ve yorumlanması çok mühimdir.
Türk Diyanet Vakıf-Sen olarak kardeş ve dost ülke Mısır’ın en kısa süre içinde demokrasi kulvarına girmesi refah ve huzura kavuşması en tabii ve en samimi beklentimizdir.
Çare demokrasidir, çıkış demokrasidedir, çerçeve demokrasiyle sınırlı kalmalıdır ve demokrasiden asla vazgeçilmemelidir.
Ne olursa olsun, demokratik mekanizmalardan süzülerek iktidara gelen, halkın iradesine riayet ederek sorumluluk alan siyasi bir yönetimin yine aynı güzergâhı takip ederek görevden ayrılması en doğru, en ahlaki ve en geçerli çıkar yoldur.
Mısır’daki yaşanan olumsuz gelişmelerin ve maliyeti oldukça fazla olan tecrübelerin bilhassa gelişmekte olan ülkelerin iyi okunması, dersler çıkarılması ve yorumlanması çok mühimdir.
Türk Diyanet Vakıf-Sen olarak kardeş ve dost ülke Mısır’ın en kısa süre içinde demokrasi kulvarına girmesi refah ve huzura kavuşması en tabii ve en samimi beklentimizdir.
Çare demokrasidir, çıkış demokrasidedir, çerçeve demokrasiyle sınırlı kalmalıdır ve demokrasiden asla vazgeçilmemelidir.