Gevşemeyin, hüzünlenmeyin. Eğer (gerçekten) iman etmiş kimseler
iseniz üstün olan sizlersiniz.
(Âl-i İmrân
Sûresi-139)
DEVLETİ EBED MÜDDET
TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ
VAROLSUN
Özellikle Anadolu’yu yurt edindiğimiz günden beri her türlü
hainliklere maruz kalmış bir milletiz. İçeriden ve dışarıdan oluşan yıkım
faaliyetleri her dönemde kılık değiştirmiş, hedefleri ise hep aynı olmuştur.
Amaçları, asırlarca İslam’ın bayraktarlığını yapan büyük Türk milletini, şehit
kanları ile yurt yaptığımız bu vatan toprağından çıkarmak ve tarih sahnesinden
silmek olmuştur.
Ancak, her saldırıları Yüce Allah’ın izni ile milletimizin feraseti,
birlikteliği ve beraberliği sayesinde püskürtülmüştür. Bu saldırılar zamana ve
zemine göre değişkenlikler göstermiş; bunlar PKK, FETÖ gibi hainlikler olmuş,
bu yetmemiş dövizin yükselişi gibi ekonomik olarak üzerimize gelmişler ve sonu
da gelmeyecektir. Emperyalist anlayış, milli devletimizi yok etmeye,
milletimizi birbirine düşürmeye devam edecektir.
Buna karşı bizlerin bir, beraber ve asırların getirdiği kardeşliği
daha da güçlendirerek diri bir şekilde olmamız elzemdir.
Ülkemizi yönetenler başta olmak üzere, kimse kimseyi ötekileştirmeden,
ayrıştırmadan yarınların daha da güçlü olması için emperyal anlayışa ve
içerideki uşaklarına karşı birlikte olabilmek zorundayız.
Küllerinden doğan ve kendi özünden yeniden şahlanışa geçen Türkiye
Cumhuriyeti Devletimiz ebediyyen var olacaktır.
Zaman şunu göstermiştir ki; her alanda kendi kendimize yeter olmak
durumundayız. Üretime önem vererek, tarım ve hayvancılıkta, bilim, sanayi ve
her alanda milli marka ürünlerimizi oluşturmak, ekonomimizi bağımlılıkta en aza
indirebilmeyi başarmalıyız. Bunu başaracak coğrafya ve insan gücümüz vardır.
Her zaman söylediğimiz gibi “işi ehline vermek”, “liyakat”, “ehliyet”,
“milli ve yerli düşünen” insanlarımızı yetkilendirmekle bu sıkıntıları da
bertaraf edebiliriz.
“Çalışmadan, yorulmadan ve
üretmeden, rahat yaşamak isteyen toplumlar;
evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini daha sonra da
istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkûmdurlar.”
Mustafa Kemal Atatürk
Nuri ÜNAL