DİYANET İŞLERİ BAŞKANIMIZA SUNULAN SENDİKAMIZIN TESPİT, GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİ

29 Mayıs 2014
DİYANET İŞLERİ BAŞKANIMIZA SUNULAN SENDİKAMIZIN TESPİT, GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİ

Diyanet İşleri Başkanlığı, görev ve sunduğu hizmet açısından ülkemizin ve milletimizin bölünmez bütünlüğünü sağlamada önemli güzide bir kurumumuzdur. Devlet millet değerlerini yaşatma ve koruma amaçlı bir görev sunar. Çok geniş bir yelpazede yurtiçinde ve yurtdışında hizmetler sunmaktadır. Çok geniş bir yelpazede sunulan bu önemli ve anlamlı hizmete katkı sağlamak ve destek vermek inancımızın ve ideallerimizin bize yüklediği ve asla ihmal edemeyeceğimiz milli ve manevi bir vazifedir.

Diyanet İşleri Başkanlığımız taşıdığı misyon ve hedefleri ile farklı bir sorumluluğa bulunmaktadır. Bu itibarla Maddi ve Manevi sorunlar içinde bunalan Milletimize doğumdan ölümüne kadar, keder ve sevinçlerini paylaşarak sunulan hizmetin hizmetkârları asla ihmal edilmemeli ve sahipsiz bırakılmamalıdır. Diyanet İşleri Başkanlığımız Beklentilerin, Taleplerin ve tartışmaların olduğu bir kurumdur. Bu kurumu hem çalışanları, hem yöneticileri, hem devletimiz önemsemeli, sevgi, saygı göstererek korumalı ve yaşatmalıdır.

Diyanet İşleri Başkanlığımızdan; temel ilke ve hedefleri olarak belirlediği Misyon ve Vizyonu (etkin ve saygın kurum olma) amacı doğrultusunda, kutlu doğum haftalarında Kutlama temaları olarak belirlenen Merhamet, Paylaşım, Kardeşlik ve İnsanlık Onuru. Samimiyet değerlerinin yaşandığı ve yaşatıldığı, çalışanlarına sevgi ve saygının esirgenmediği, beklenti ve taleplerinin ötekileştirmeden hak ve adalet ölçüleri içerisinde aracısız karşılandığı, Kurumun bugünlere ulaşmasında yıllarca verilen emeğe saygı ve vefa gösterilerek kurum dışından istisnalar dışında ithal yönetici getirilmediği, bir yönetim anlayışı ile siyaset ve siyasetçinin etkisi dışında kalarak hayırlı başarılı ve etkin hizmet vermesi en büyük beklentimizdir.

Ancak, Diyanetin bugünlere ulaşmasında emeği ve teri olan insanların dışlanarak, Kurumu ve personeli tanımayan ithal yönetici getirilmesi Diyanet’in Vizyonuna uygun düşmemiştir. Diyanet çalışanları arasındaki alaylı- akademisyen, Din hizmetin de dini eğitim diğer eğitim diploma, merkez-taşra, çalışanlar arasındaki uçurumlu maaş ve özlük hakları ayırımları, rotasyon dayatmaları, Kurum içinde tartışmadan; geçici veya kişilere özel mevzuat değişiklikleri, kurumdaki mensubiyet şuuru ve dayanışmasına büyük zarar vermektedir. Her ne kadar siyaset üstü kalınması gerektiği vurgulansa da bugüne kadar ve bugün de siyasetin gölgesi Başkanlık üzerinden hiç eksik olmamıştır.  Tayin ve atamalarda, liyakat esas alınması gerekirken, siyasi ve dini alt kimlikler referans olarak alınmaktadır. Ayrıca Sendikalar arasında ayrım ve kayırım olarak değerlendirilebilecek tavırlar ve siyasetin sendika desteği ve sendikanın da edeb ve erkâna aykırı tavırları ayrı bir sıkıntı olarak ortaya çıkmıştır.

 

4688 Sayılı Kanunun 19. Maddesinde yer alan  “Kamu personelinin hak ve ödevleri, çalışma koşulları, yükümlülükleri, iş güvenlikleri ile sağlık koşullarının geliştirilmesi konularında görüş bildirmek, üyelerin ortak ekonomik ve sosyal hak ve menfaatleri ile personel hukukunu ilgilendiren konularda ilgili kurumlara ve yetkili makamlara sunulmak üzere çalışmalar yapmak ve öneriler getirmek” faaliyetlerinde bulunmak sendikaların yetki ve faaliyetleri olarak belirlenmiştir.

Bu itibarla Başkanlığımız çalışanlarının karşılaştıkları sıkıntılar ve çalışma hayatı ile ilgili tespit, görüş ve öneriler:

 

A-  Çalışma Şartları;

AMİR-MEMUR İLİŞKİLERİ  Amir-Memur ilişkileri ilgisiz, sert, baskıcı ve küçümseyici tavırlardan dolayı gergin bir şekilde sürdüğü, idarecilerle diyalog kurulamadığı, Yetersiz görevlilerin(mesleki veya sağlık durumları itibariyle)manevi sorumlulukları  tatlı dille anlatılmadan onurlarının arkadaşlarının yanında incitildiği, eğitimle durumlarında düzelme olamayanların küçümsendiği adeta eziyet edilerek  başka bir göreve   atanmalarının sağlanmadığı,şikâyet, soruşturma ve cezalarla yıldırıldığı,  kazandırılma yerine dışlandığı, görevlilerin dertleri acı ve mutlulukları amirlerince paylaşılamadığı, İzin alırken karşılaşılan sorgulamalar maruz kalma, Şikayet edilen Görevli makama davet edildiğinde şikayet edenlerin huzurunda azarlanması ve ayakta bekletilmesi Din görevlisini itibarını ayaklar altına aldığı,Aylık mutat toplantılarda bazı idarecilerce görevliler azarlanarak insan onuruna yakışmayan tavırlarda bulunulduğu,İl-ilçe müftülüklerinde çalışan Memur-Şoför ve Hizmetlilerin mesai sonrası ve Cumartesi-Pazar günlerinde çalıştırıldığında mesai ücretlerinin ödenmeyerek haklarına tecavüz edildiği müşahede edilmektedir.

Halbuki 2007 nolu Başkanlık Genelgesinde:

MADDE 4- (1) Başkanlığımız merkez, taşra ve yurt dışı teşkilatlarında her kademede görev yapan memurlar; âmirlerine karşı dürüst, saygılı ve itaatkâr olacaklar, mevzuat dâhilinde kendilerine verilen görev ve hizmetleri en iyi şekilde ve en kısa sürede sonuçlandırma azim ve gayreti içinde olacaklardır.

(2) Yönetici konumunda olanlar ise;

a) Maiyetlerinde görev yapan memurlarına daima hakkaniyet, adalet, eşitlik, şefkat, merhamet ve sevgi ilkeleri çerçevesinde davranacaklar; onlara karşı kırıcı, kaba, sert, ayırımcı, tahkir ve tezyif edici hareketlerde bulunmaktan kesinlikle kaçınacaklardır.  Esasları yer almaktadır

CAMİLERİN YÖNETİMİ ve GÖREVLİLERE MÜDAHALELER:

Kurumsal mensubiyet sağlanması yönünde gerekli önlemlerin alınmadığı, kurumca personele sahiplenilmediği, Görevliye dernek başkanı ve muhtar müdahaleleri karşısında sessiz kalındığı, çalışanlarla kurumları arasında mensubiyet şuurunun geliştirilmediği,

DİB Görev ve Çalışma Yönergesi Camilerin Yönetimi Madde 118- Camilerin yönetimi imam-hatiplere aittir. Camide müezzin de bulunması halinde, müezzin cami hizmetlerinin yürütülmesinde imam-hatibin yardımcısıdır.

Camilerimizde ve Kur`an Kurslarında "Cami veya Kur`an Kursu yaptırma yaşatma ismiyle" kurulmuş dernekler bulunmaktadır. Bu dernekler Tüzüklerinde de belirtildiği gibi cami ve Kur`an Kursunun ihtiyaç ve buralarda sunulan hizmetleri desteklemek amacıyla kurulmuşlardır. Maddi gelirlerini Caminin veya Kur`an Kursunun adını kullanarak temin ederler. İstedikleri yerlere yardım toplama kanuna aykırı para toplama, cami müştemilatının gelirlerini istedikleri yerlere sarf etme yetkilerini kendilerinde görürler. Bu tüzel kuruluşların bazı yöneticileri tüzüklerindeki güzel ve yardımcı olma amacını unutarak cami ve Kur`an Kursunun sahibi imişcesine hareket edip cami ve Kur`an Kursundaki görev yapan görevlilerimize  ve bazen daha da ileri giderek Müftülüklerimize hadlerini aşarak müdahalelerde ve tehditlerde bulunduklarına üzülerek şahit olmaktayız.

Kuruluş amacı güzel olan bu tüzel kuruluşların bazı yöneticilerinin; maalesef mahalli siyasetçi ve bazı kurum yöneticilerinden gördükleri himaye ve aldıkları güçle yasal mevzuata aykırı bu tür tutum ve davranışlarda bulunabilmektedirler.

Dernek yöneticilerinden bazıları siyasi güçlerini, tarikat ve cemaat mensubiyetlerini de ileri sürerek; Cami ve Kur`an Kursu Görevlilerinin; görevlerine müdahale etmektedirler.  Kendilerine mevzuat hükümlerine hatırlatan ve uygulamak isteyenleri "Kendine yer ara" ,"fazla sesini çıkarma seni sürdürürüm", "Lojmanda oturanları lojman kirası almak, hatta dövmek ve dövdürülmek tehdit ve şantajlarında bulundukları davranışlar ve tavırlar vuku bulunmaktadır. Bazı yöneticiler bırakın Din görevlisini, Müftüleri bile "Ben Başbakanın, bakanın, Milletvekilinin arkadaşıyım, bizim tarikattan veya bizim cemaatten" diye tehdit edebilme cüretini de göstermektedirler. Bu davranışlar sebebiyle Görevliler ile dernek yöneticileri arasında nahoş olaylar cereyan etmektedir.

Bu yöneticiler dernek ve kursun maddi imkânlarını şahsi çıkarları için pervasızca kullanabilmektedir. Devletimizin ilgili birimlerince cami ve Kur`an kursu diye buralarda yapılan hukuka aykırı işlemlere ses çıkartmamaktadırlar.   Devlet Yetkililerinin gerek inancı ve gerekse siyasi anlayışı gereği bu yanlışlara göz yummaları hoş ve hukuki değildir.

Diyanet İşleri Başkanımızın İstanbul ve Ankara `da Dernek yöneticileri ile yapmış olduğu toplantılardaki konuşmalarında;  Dernek yöneticileri ile Görevliler arasında yaşanan ve kurum kayıtlarında bulunan sıkıntılara değinmemesi Görevlilerce üzüntü ile karşılanmıştır.

B- MEVZUAT DÜZENLEME VE DEĞİŞİKLİKLERİ:

Başkanlığımızın yönetimi ile ilgili düzenlenen mevzuat ve esasların Hükümetlerin fantezi dayatmaları ile değil yaşanan ve bu kurumu yöneten yöneticilerin tecrübelerinin ve görüşlerinin alınarak düzenlenmesi daha faydalı ve etkin hizmete vesile olacaktır. Sık sık yapılan ve kişilere özel olarak yapılan değişiklikler kuruma ve yöneticilerine güveni sarsmaktadır.

1-6002 sayılı kanunla düzenlenen 633 sayılı kanunun 12.maddesinde “haftalık ve bayram tatillerinde izin kullanılmalarına ilişkin yönetmelik düzenlenir.” hükmü bulunmaktadır. Anılan kanunun Geçici 13. Maddesinde: “Bu kanunda öngörülen yönetmelikler bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yürürlüğe konulur” hükmüne rağmen çıkartılmamıştır. Başkanlığımız hukuk suçu işlemektedir. Hala amirlerin insaf ve merhameti ile kullandırılan izinlerle ilgili acilen yönetmeğin çıkartılması,   

2- Atama ve Yer değiştirme Yönetmeliğinin 20. Maddesinde yer alan il dışı yer değiştirme süresi 3 yıldan iki yıla indirilmelidir. Kamu yararı olmadığı gibi değişik hile-i şer’i yelerle (Rapor-can güvenliği, yüksek lisans ve bulunduğu kadrodan düşük bir göreve atanmak gibi) delinen bu hükümden imkân ve fırsat bulamayanlar için eziyete dönüştürülmemesi,.

3- Görev veya görev yerlerini değiştirmek için açılan sınavlara katılmak isteyen görevlilere getirilen 657 SDMK nun 72. Maddesine aykırı ve hiçbir kurumda olmayan MBSTS katılma şartı kaldırılmalıdır. Görevliler bu eziyetten kurtarılmalıdır. Devlete mali külfette getirmektedir. Bu sınava katılamayan hatırlı ve sahipli görevliler için hukuki kılıf ve zorlamaları kuruma güveni olumsuz etkilemektedir.

4- Nakil Taleplerinin diğer kurumlarda olduğu gibi, Belirlenen kriterler doğrultusunda Puanlama sistemi ile yapılmalıdır. Zaruretler dışında İ-H VE M-K,VHKİ, Şoför  ve Yardımcı Hizmetler sınıfı kadrosunda çalışanların Nakilleri belirlenecek dönemlerde yapılarak çocukların eğitim ve sağlık durumları dikkate alınmalıdır.

5- Atama ve Yer değiştirme Yönetmeliğinin 19/c, 19/ç ve 19/d maddeleri görevlilerin görev mahallinde yaşadıkları sıkıntılar sebebiyle istekleri dışında hizmet gereği görev yerlerinin değiştirilmesi cezai amaçlı uygulanmaktadır. Ancak anılan maddeler; gerekçe kılınarak hatırlı ve sahibi olan görevliler için mükâfat amaçlı olarak ve istekleri doğrultusunda kullanılarak adaletsiz uygulamalar gerçekleştiği,

6- Atama ve Yer değiştirme Yönetmeliğinin 16. Maddesinde taşra teşkilatında görev yapan (idarecilik konumu olmayan ve grup ve sınıf hizmetine tabi olmayan) şeflerin bulundukları yerde hizmet süreleri beş artı 1 olarak belirlenirken,anılan yönetmelikte Madde 11/(5) de yapılan değişiklikle idareci konumunda bulunan müdür ve vaizlerin bulundukları yerde hizmet sürelerinin beş artı 3 olarak belirlenmesi akıl ve mantıkla olduğu kadar adalet ve hukukla bağdaşmayan uygulama olarak eziyet ve günahtır.

7- Geçici görevlendirmelerdeki farklı (cezalandırma ve mükâfat) amaçlı olmak üzere uygulamalar can sıkmakta ve kuruma buğzu arttırmaktadır.

8- AYD Yönetmeliği Madde 19/(5) de yer alan “bulunduğu yerde beş yılını dolduran” görevliler ile ilgili durum değerlendirme uygulamaları adaletsizliğe ve eziyete dönüşmemelidir.

9- Din Hizmetleri sınıfında 4 yıllık yüksek okul mezunları arasındaki Diploma farklılığı sebebiyle oluşan gösterge ve maaş farklılığı giderilmesi,

10- Başkanlığımıza bağlı İl ve İlçelerdeki Kuran Kursu Öğreticilerinin çocuklarına kreş açılması.

11-İlahiyat Fakültesi İLİTAM okuyan Din Görevlilerine yüz yüze eğitim ve sınavlara gidiş için idari izin verilmesi,

Camilerde sık sık yardım toplatılması

2860 sayılı kanununda belirlenen esaslara aykırı yetkisiz para toplanmakta ve toplattırılmaktadır.  Kanuna aykırı yapılan yardım toplama işlemleri görevliyi bezdirdiği gibi kanunlar önünde suçlu durumuna düşürüyor. Camilerde sık sık yardım toplatılması görevlilerimizi huzursuz kıldığı gibi imajları da zedelenmektedir. Hayra engel olmamak içinde Bu itibarla Başkanlıkça ayda bir defadan fazla para toplattırılmaması,

Müftülerin baskı ve tacizle etik kuralları çiğneyerek görevlilere toplattırılan ve akıbetleri belli olmayan ve sorgulanamayan yardım paraları ile işlenen günahların, yapılan israfların sorumlusu kim olacak.

Hac ve Umre Görevlendirmeleri

Diyanet İşleri Başkanlığımızca düzenlenen bu organizelerde yapılan görevlendirmeler kurumda yıllardır büyük bir sıkıntı ve tezvirata sebebiyet vermektedir. 25-30 yılını veripte Hac veya Umreye gidemeden emekli olan görevliler kuruma buğz etmektedirler. Hac da görevlendirilmediği için bazı görevliler Başkanlığa kızıp şirketlerle ilişkilerde bulunarak bu beklentilerini karşılamaktadırlar.   Yıllarını din hizmetine veren görevlilerimizin bir defa olmak üzere bu beklentileri imtihanla değil kıdem esas alınarak ve rehberlik eğitimi verilerek görevlendirilmesi, 

Banka promosyonları

Memura verilen Banka promosyonlarının pazarlık aşaması dâhil, alınan ücretlerin ödenme planı ve ücretlerden müftülük için pay alınması olmak üzere Başbakanlık 2007/21 ve 2008/18 nolu Genelgesine rağmen müftülüğün müdahalesine maruz kalınmaktadır ve bu müdahale ile görevli aleyhine durum oluşmaktadır.

Kitap sattırılması

Kitap okuyup özet çıkarma bahanesi ile maddi ve manevi baskı ile kitap satıldığı, Halen Vaiz olarak görev yapan ve bir sendikanın eski yöneticiliğini yapmış bir şahsın bazen vaizlik öğretisi ile bazen de sendikacılığını kullanarak yaptığı konuşmalarla kitap satımına vesile olunmaktadır. (Mustafa AKGÜN)

 

C- EĞİTİM

Toplumu Din konusunda aydınlatma görevi bulunan Başkanlık personelinin bu görevi yürütürken bilgili ve donanımlı olması gerektiği, bunun için de bilgi ve görgüsünü arttırmak üzere eğitime alınmasına ihtiyaç vardır.

1- Eğitim uygun yer ve zamanda yapılmalı,

 

2-Hizmet içi Eğitim Kursları personelin ihtiyaçları planlanarak görevlilerin içinde bulunduğu imkân ve şartlar dikkate alınmadan plansız ve programsız yapılmamalı,

 

3-Bu Kurslara katılım cezalandırmak amaçlı olmamalı,

4-Her müftü değişikliğinde mahallinde sil baştan hizmet içi eğitim kursları düzenlendiği, görevlilerce eziyet kursu olarak algılandığı, belediye hudutları dışından gelen personelin yol ve iaşe ihtiyaçları karşılanmadığı ve mali külfet getirdiği için katılmak istemedikleri, zorla katıldıkları, harcırahlarının ödenmediği gibi dini nasihatle hak ve hukukun verilmemesi için kılıf arandığı,

5-Aylık mutat toplantılarda bazı idarecilerce görevliyi küçük düşürmek amaçlı ezber okutularak ve sorular sorularak sözde eğitim yapıldığı ileri sürülmektedir. Bu tür tavırların bir eğitim olmadığı gibi görevliyi psikolojik baskı altına aldığı, böyle davranan müftülerle görevliler arasında diyalogun koptuğu ve  nefret edildiği, 

6- Her yıl Hac görevlendirmesi, Yurtdışı Görevlendirmesi imtihanları, her görev yeri değişikliğinde imtihan ve sonunda Mesleki Bilgi Seviye Tespit Sınavı imtihanına zorlanması sebebiyle görevli imtihan sendromuna girdikleri,

7-- Ülkenin en ücra köşelerine kadar geniş yelpazede hizmet sunan tek Devlet Kurumu olan Başkanlığın bu hizmeti sunan personeli için sosyal tesislerinin bulunmaması, çocuklarının eğitim durumu sebebiyle ailelerin parçalandığı, çocuklarının ihtiyaçlarını temin etmek üzere görev yerinden ayrılmak durumunda kaldığından zaman zaman görevinde aksama olması sebebiyle soruşturmaya maruz kaldıkları, Başkanlıkça bu gibi sorunların çözüme kavuşturulması gerektiği,

 

D- SENDİKAL KONULAR

İnsanların hak ve hukuklarının korunup özgürlüklerinin geliştirilmesinin bir medeniyet ölçüsü alındığı günümüzde; Demokratik sosyal hukuk devleti olmanın en önemli gereklerinden biri örgütlenme özgürlüğünün sağlanmasıdır. 

Diyanet İşleri Başkanlığı personeline de 4688 sayılı kanunla sendikal faaliyette bulunma imkânı sağlanmıştır.   Diyanet İşleri Başkanlığı insanlık onurunu 2013 yılı etkinliklerinde kutlama teması yapmasına rağmen insanlık onuru ile ilgili hususları da ihtiva eden sendikal faaliyetlere karşı tavır alması manidardır.  

Yetkili (Diyanet-Sen) Sendikanın siyaseti kullanarak baskı ve haksızlık oluşturması üzerine bu olumsuzlukların sendikamızca dile getirilmesini, kısır çekişmelere sebep olduğu bahane edilerek yapılan haksızlık ve hukuksuzluğa tavır alınamadığından sendikal faaliyetlere tavır konulması manidardır. Yasal mevzuat çerçevesinde faaliyette bulunan ve bulunduğu yerde daha fazla üye sayısına sahip olan Türk Diyanet Vakıf-Sen sendikamız yöneticilerine ve üyelerine yönelik yetkili sendika (Diyanet-Sen) ve bazı idarecilerce kanunlar, yönetmelikler, etik sözleşmesi, mobbing ve Başkanlık 2007 nolu genelgesine rağmen müdahale ve sindirme uygulanmaktadır. 

4688 Sayılı kanunun 14. maddesi uyarınca sendika üyesi olabilen kamu çalışanlarının üyesi bulundukları sendikaların üye sayıları anılan kanunun 30. maddesi uyarınca her yıl 15 Mayıs tarihi itibariyle belirlenmektedir.

Memur-Sen Konfederasyonuna bağlı Diyanet-Sen yöneticilerinin üye çoğunluğunu sağlayamadığı iş yerlerinde diğer sendika temsilcilerine yönelik ahlak dışı iftiralar ve siyaseti de kullanarak yaptıkları şikâyetlerle Etik sözleşmesi ve Mobbing genelgesi hükümlerine aykırı soruşturma ve tahkikatlar açılmış Türk Diyanet Vakıf-Sen yönetici ve üyelerinin sindirilmeleri amaçlanmıştır.

1- Sendikal yetki öncesinde üye olarak geride olan Dinayet-sen yıldırma amaçlı Diyanet İşleri Başkanlığı merkezinde çalışan Türk Diyanet Vakıf-Sen Başkanlık Ankara1 nolu şube başkanı Orhan KARTAL, Başkan yardımcısı Mustafa ÖZDEMİR ve Disiplin Kurulu Başkanı Hayri BAYRAM. Haklarında  -Büro büro gezdikleri, Zorla üye yaptıkları, iş takibi yaptıkları, çalışma odalarına sendika takvimi ve saat astıkları ve hükümet aleyhinde propaganda yaptıkları, isnat ve iftiraları ile şikâyette bulunulmuştur. Bunun üzerine idarece de şube yöneticilerimizin masumiyetleri ve zorla üye yapamayacakları ve üyelerimizin % 99 nun bırakın hükümet aleyhine olmayı bizzat destek oldukları bilinmesine rağmen soruşturma açılmıştır. Bu şikâyetle Şube temsilcilerimizin yasal hakları yok sayılarak çiğnenmiş ve temsilcilerimizin sindirilmesi amaçlanmıştır. Konu ile ilgili Diyanet İşleri Başkanlığı ile yazışmalar yapılmıştır.  Bu sebeple  arkadaşlarımız kanuni hakları olmasına rağmen  sendikal faaliyette bulunmaktan korkar hale gelmişlerdir.

2- Yine Sendikal yetki öncesinde üye olarak geride olan Dinayet-sen yıldırma amaçlı Amasya Taşova ilçesinde ilçe Temsilcilerimiz Ahmet GÜL ve Muzaffer BEKTAŞ hakkında “Sendikal faaliyetlerden dolayı görevliler arasında ayırım yaptığı görevlilerin işlerini aksattığı isnat ve iftiraları ile şikâyet edilerek idarece soruşturma açılmıştır.  Açılan soruşturma üzerine düzenlenen raporda vicdan sahibi Dinayet-sen üyelerinin ifadeleri ile de “böyle bir ayrımcılıkla karşılaşmadıkları ve bu şekilde duyum almadıkları”  teyit edilerek hiçbir olumsuz bilgi ve belge edilememesine rağmen İKAZ edilerek sindirilmiş ve baskı altına alınmıştır.  Yapılan itiraz İKAZ cezai işlem değil diye dikkate alınmamıştır.   

3- Kayseri şube Başkanımız Adem ÇAVUŞOĞULLARI Türkiye Kamu-Sen’e bağlı sendika şubelerinin yapmış olduğu basın açıklamasında şube başkanı olarak bulunmasından dolayı hakkında soruşturma açılmıştır. 4688 sayılı kanunun 18. maddesi; “Kamu görevlileri, iş saatleri dışında veya işverenin izni ile iş saatleri içinde sendika veya konfederasyonların bu Kanunda belirtilen faaliyetlerine katılmalarından dolayı farklı bir işleme tâbi tutulamaz ve görevlerine son verilemez.” ve Başbakanlık makamının 2005/14 sayılı genelgesi 7. maddesi “Sendika ve konfederasyon il ve ilçe temsilcileri ile sendika şubesi, sendika ve konfederasyon yöneticilerinin yürütmekte oldukları sendikal faaliyetler kapsamında, görevleri ile ilgili olmayıp doğrudan yapacakları basın açıklamaları hakkında disiplin soruşturması yapılmayacaktır. “ açık hükümleri bulunmaktadır. Konu ile ilgili soruşturmayı yürüten Muhakkik Başkanlık  müfettişi  kafasına göre suç ve ceza icat ederek   hukuka aykırı rapor tanzim edilmiş ve  Diyanet işleri Başkanlığı da  hukuka aykırı UYARMA  cezası tesis etmiştir.   

4-İzmir ilinde üye çoğunluğunu sağlayamayan Memur-Sen Konfederasyonuna bağlı Diyanet-Sen yöneticilerinin talepleri doğrultusunda İzmir Türk Diyanet Vakıf-Sen şube başkanı Hasan BİGA İl Müftülüğü Personel şefi iken rotasyon bahanesi ile il merkezinden uzaklaştırmak, etkisiz kılmak ve sindirilmek amacıyla anakent ilçelerde münhal yer bulunmasına rağmen Başkanlık kadro uygulamalarına aykırı şef kadrosuna ihtiyacı olmayan Bayındır ilçesine tayin edilmiştir. Bu işlemin rotasyon ile akıl ile ve vicdan ile izahı mümkün değildir. Tayin işlemi ile ilgili Dava açılarak mahkeme süreci devam etmektedir.

5-Yine aynı sebebe dayanan Müftülük personelince çok sevilen Müftülüğün her şeyi olan Sendikamız Genel Kurul Delegemiz ve Ankara 3 nolu şube yönetim kurulu üyemiz Altındağ Müftülük Şefi Hüseyin KARAÇİN Diyanet-Sen’in  uzaklaştırma talebi ile önce Mamak ilçesine tayin edilmiş mahkemenin tayini  bozması  sonucu Altındağ ilçesindeki  görevine dönmüştür. Daha sonra AYD yönetmeliğinin yeni değişikliği bahane edilerek bu defa Ankara merkezinde münhal kadrolar varken Kırıkkale il müftülüğü şefliğine tayin edilerek cezalandırılmıştır. Ne büyük husumet duyulmuş ki Hüseyin Karaçin hakkında soruşturma açılmış soruşturmada sendikamıza karşı olumsuz tavırları ile bilinen bir müfettiş görevlendirilmiştir. Hüseyin KARAÇİN’ ’in ailevi mazeretleri sebebiyle alt göreve memurluğa tayin talebi de vicdani ve hukuki bir gerekçe gösterilmeden reddedilmiştir. Bu konunun da mahkemeden geri dönmesi üzerine, çok büyük birikim ve tecrübesi olan yıllarını kurumuna vermiş Hüseyin KARAÇİN metropol ilçeler dururken Çubuk ilçesine tayini yapılmıştır. 

6- Yine Diyanet-Sen ve  AKP İl siyasetinin baskısı ile   temsilcimiz  taciz edilmiş  Müftülükte oturduğu odası il müftüsünün problemi olmuştur.

7-Diyanet-Sen üyesi iken geçici görevlendirme ile ilçe merkezinde görevlendirilen görevli sendika değiştirince Din görevlisi kimliği taşıyan kalbi mühürlü sendika temsilcisince AKP ilçe siyasetini harekete geçirerek ilçe müftülüğüne verilen talimatla görevli arkadaşın görevlendirilmesinin iptali için işlem başlatılması ne İslami, ne insani ne de ahlakidir. (Tarsus)

8- Memur-Sen-Diyanet-Sen siyaset işbirliği kadar ileri gitmiş ki her yerde pervasızca il ve ilçe müftülükleri baskı altına alınmaktadır. Sendikal üyelikten çeviremediklerine Milletvekillerine telefon ettirecek kadar baskı kurma düşkünlüğünü yapmaktadırlar. Bu baskılardan bunalan il ve ilçe müftülerimiz yaşadıkları ile istemeyerek yapmak zorunda kaldıkları adil olmayan işlemlerden dolayı görevli nezdinde itibar kaybı yaşamaktadırlar. Diyanet İşleri Başkanlığımız siyasete ve siyaset destekli sendika baskısına karşı Yöneticilerine sahip çıkmalıdır. Zira Hakkın çiğnendiği yerde Hak anlatılamaz.

9- Sendikalaşmadan dolayı ayırımcı muamele çok ileri boyutlara ulaşmıştır. Bazı yöneticiler sendikanın baskısı ile ve ilerisi için beklentiye girerek sinmişlerdir. Talep ve müracaatların değerlendirilmesinde Diyanet-Sene üye olana farklı diğerlerine farklı uygulama gerçekleşmektedir. Tayin, Nakil, işlemleri, Soruşturma işlemleri, Hac Umre görevlendirmeleri, Uyduruk sağlık raporları ile tesis ettikleri iş ve işlemler vicdanları kanatacak boyuta ulaşmıştır.   

10-  Bazı idareciler Diyanet-Sen yöneticilerini vekil bırakarak,  birlikte denetlemeye giderek, diğer sendikalara mensup görevlileri sık sık denetlenerek, bir sendika lehine durum oluşturmaktadırlar. Bazı Dinayet-Sen temsilcileri görevlileri sendikalarına üye olunduğunda müftü ve murakıp tarafından denetlemeye gelmeyecek şeklinde propaganda yaparak üyeleşme yaptıkları sendikamıza iletilmiştir.    

11-Ebeveynlerine bakmadıkları halde Uyduruk Sağlık raporu ile bir sendika mensuplarının tayin talepleri yerine getirilirken gerçek sağlık mazeretine binaen aldıkları raporları değerlendirilmeyen diğer sendikaya üye görevlilerin bekletilmesi ile ayırımcılık had safhaya ulaşmıştır.

12- Sendikal baskı ve sindirme için isimleri bizde mahfuz ve sendikamıza ve temsilcilerimize karşı bilinmez husumet  içerisinde hareket eden bazı müfettişler hep tesadüf müdür ki Diyanet-sen in organize sindirme amaçlı şikayetlerini incelemeye hep  bu müfettişler görevlendirilmiştir. ( Halil İnce, Hasan Ali Yıldız,)  (Niğde-Osmancık, Ankara, İzmir, Başkanlık, Elazığ ) 

13- Çalışanlar arasında yapılan ayrımcı muamele sebebiyle yapılan şikâyetlerden bunalan bazı yöneticiler görevlerinin icabın 657 SDMK ve 633 Sayılı Teşkilat Kanunu ile bu kanunlara dayalı çıkarılan mevzuata uymaları gerekirken, Sendikal faaliyetleri hizipçilik ve siyaset gibi gösterme kolaylığına sığınmaktadırlar.

14- Yine Diyanet İşleri Başkanlığı Şef rotasyonu sebebiyle yapılan tayin dair Konya 1. İdare Mahkemesi Başkanlığına hitaben yapmış olduğu yazılı savunmasında; 4688 sayılı kanunla sağlanan sendikal faaliyetler-yetkiler aşılarak, Kanun tanımazlıkla-siyasetin bir parçası olarak gösterilmektedir. Bu kanuna aykırı kanaat ile de 633 Sayılı Kanunun 25. Maddesi de bahane edilerek sendikal faaliyetlerin sakıncalı olduğu belirtilmesi kanaatten öte özgürlük ve insan haklarına karşı bir tavırdır.  

Yönetmeliklerle ilgili açılan davalarda Mahkemelere yapılan savunmada; Sendikal faaliyetleri siyasetin bir parçası olarak göstermekle, Diyanet İşleri Başkanlığı yönetim kadrolarına atanan yönetici görevlilerin istisnasız bu görevlere siyasetle ilişki kurarak atandıkları gerçeğini gizleyemez. Dolayısıyla Sendikal faaliyetlerin siyaset gibi gösterilerek sakıncalı değerlendirilmesi insana, hukuka, hakka, kişiliklere ve özgürlüklere saygısızlıktır. Böyle bir durum saygın olma hedefi olan Diyanete yakışmıyor.

15- a- 2008/1 Kamu Personeli Uygulama Genelgesinin 3. Maddesinde; b) Kamu görevlilerinin sahip olduğu hak ve özgürlükler konusundaki bilinç seviyelerinin yükseltilmesi amacıyla,  Kamu Görevlileri Sendikacılığı konularında eğitim verilmesinin sağlanması, Kurumlarca, gerçekleştirilecek hizmet içi eğitim programları için, kurumun bulunduğu hizmet kolunda faaliyette bulunan sendikalarla işbirliği yapılmasında hassasiyet gösterilmesi,

b- 2005/14 sayılı Başbakanlık Genelgesinde, Kamu kurum ve kuruluşları tarafından, çalışma yaşamını ve kamu personelini ilgilendiren mevzuatın hazırlanmasında, Yüksek İdari Kurulda temsil edilen konfederasyonların önerilerinin alınması hususunda gereken özeni gösterecekleri ifade edilmesi,

esasları belirlenmesine rağmen genelgeler hükümlerinin Diyanet İşleri Başkanlığınca dikkate alınmadığı, 8 yıllık bir zaman geçmesine rağmen idarecilerin sendikaların varlığını halen kabullenememeleri sebebiyle diyalogun karşılık bulmadığı buna bağlı olarak çalışma hayatında sıkıntıların yaşandığı,

16- Sendikal mevzuat konusunda Kurum yöneticileri yeterli bilgiye sahip olmadıkları için, yasal faaliyetleri bir çekişme gibi ve sendika temsilcileri bir sıkıntı olarak değerlendirilmektedir. Mevzuat bilinmediği için yasal olmayan eylem ve davranışlara göz yumulmaktadır. Bazı sendikacılar bundan vaziyet çıkarak gayri ahlaki ve gayri hukuku davranışları pervasızca gerçekleştirmektedirler. Bu sebeble çalışanlar arasında farklı uygulamalarda bulunulduğu, bununda sıkıntılara sebebiyet verdiği görülmektedir.

17- Bazı yöneticilerce; Sendika temsilcilerine farklı davranılarak sendikal ayrım yapıldığı, personel arasında ve sendikal üyeliklere göre tavır alındığı, 

18- Sendika temsilcilerinin hak arama için yaptıkları hukuki müracaatlarının kurumu mahkemeye verdi şeklinde yorumlandığı, ayrıca yasal mevzuat çerçevesinde kanuni haklarının kullanmalarının çeşitli mazeretlerle hukuka aykırı şekilde engellendiği gibi haklarını kullanmak isteyenlerin baskıya ve keyfi uygulamalara maruz kaldığı,

19- Malum sendika temsilcilerince sendika temsilcilerimiz ve üyelerimiz, ırkçı, hükümet düşmanı ve Ergenekoncu isnatları ile bazı görevlilerimizde paralelci şeklinde isnatlarla suçlandığı ve ötekileştirildiği,

20- Camiler ve Din Görevlileri Haftası ile Kutlu Doğum Haftası kutlamalarında sendika temsilcileri ile diyalog kurulmadığı,  sadece sendikaların çiçek göndermeleri için veya yapılan masraflara katkı sağlamaları için arandığı ve kızıştırıldığı, adı Din Görevlileri Haftası olan ancak din görevlilerinin problemleri tartışılmadığı bir kutlamanın yapılarak Din görevlilerine gereken önem ve saygının gösterilmediği,

 

E- Disiplin ve Soruşturma İşlemleri;

1- İsimsiz, imzasız şikâyet dilekçelerin 3071 sayılı kanuna rağmen işleme alındığı, 3071 sayılı kanuna rağmen isimsiz imzasız dilekçelerin işleme alınması, Yapılan şikâyetlerde görevlinin peşinen suçlu sayıldığı, soruşturma esnasında muhakkiklerin mağrur ve mütehakkim   davranışlarına maruz kaldıkları,  şahsiyetlerinin incitildiği,  sert ve katı tavır takınıldığı,

       

2- Asılsız ihbar ve şikâyetler sonucunda, görevli hakkında şikâyet ve ihbarın sabit görülmemesi durumunda, kamu davası açılması konusunda 657 Sayılı Kanunun 25. maddesi yöneticilere yetki ve sorumluluk yüklemiştir. Bu sorumluluğun yerine getirilmesinde titizlik gösterileceği de, 2009/12 nolu Başbakanlık Genelgesinde ifade edilmiş olmasına rağmen yöneticilerin bu yükümlülüklerini yerine getirmediği,

3- Özellikle Mahalli Soruşturmalarda; görevlilere idare ile olan ilişkilerine göre tavır takınıldığı, soruşturma ve incelemelerin objektif yapılmadığı,

4-  Disiplin cezalarında ve Atama ve Yer Değiştirme Kurulunda aynı durumda olan personelin konumuna göre ve dosyalar hakkında farklı farklı kararların alındığı, 

5- Görevlilere, dernek ve muhtar tarafından yapılan müdahale ve baskı karşısında görevlinin sahipsiz bırakıldığı, kendilerinin Devletin memuru oldukları ve amirlerinin de müftüler olduğu konusunda müftülüklerce tedbir alınmadığı,

6- Görevlilerin hukuki müracaatlarından dolayı baskıya, yasal haklardan mahrum edecek uygulamalara maruz kaldığı,

Kanaati görevlilerimizde oluşmuştur.

Bu itibarla;

Laiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasi görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek (Anayasa md. 136), İslam Dini`nin inanç, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu Aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek. (633 S.K. md.1).

Toplumu din konusunda aydınlatırken dinin iki temel kaynağı olan Kur`an ve Sünnete dayalı sağlam bilgiyi esas almak, Müslümanların 14 asırlık dinî Tecrübesini göz önünde bulundurmak, modern hayatı ve insanlığın ortak birikimini de göz ardı etmemek.

Sürekli bilgi üretmek, bilgiyi toplumla paylaşmak ve güncel sorunlar hakkında yerinde ve zamanında açıklama yapmak, İslam Dini ile ilgili her konuda referans alınan en etkin ve saygın bir kurum olmak.

Din konusunda mezhep, anlayış ve uygulama ayrımı yapmadan vatandaşlık esasına göre hizmet sunmak.

İslâm`ın itikadî ve amelî ilkelerini özümsemiş, eğitim ve kültür seviyeleri yüksek, kendisiyle ve toplumla barışık, beşerî ilişkilerde topluma öncü, muhatabını anlayan ve dinî sorunlarına pratik çözümler üretebilen, dinî ve ilmî verileri birlikte kullanabilen, söz ve davranışlarıyla örnek bir hayat sergileyebilen din görevlilerine sahip olmak.

Temel hedef ve vizyon olarak belirlenmiştir.

Bu güzel duygu ve düşünceleri gerçekleştirmeyi temel hedef olarak belirleyen Diyanet İşleri Başkanlığımızın yurt içi ve yurtdışında çok geniş yelpazede sunduğu hayırlı hizmetlerine katkı sağlamayı önemli bir görev sayıyoruz.  Samimi  ve diyaloga yönelik ilişkilerde bulunmak üzere somut bilgilere dayalı  hazırlamış olduğumuz  .  Sendikamız görüş ve düşüncelerini bilgi ve takdirlerinize saygı ile arz ederiz.

29.05.204             

 

Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Merkezi

Bu haberi paylaş: