BASIN AÇIKLAMASI
Geçtiğimiz günlerde gösterime giren “Hz. Muhammed: Allah’ın Elçisi” isimli
Hz. Peygamberin (SAS) doğumu ve çocukluğunu konu alan sinema filmi ile ilgili
gündeme gelen dini ve toplumsal hassasiyetler dikkate alınarak aşağıdaki
değerlendirmenin kamuoyu ile paylaşılması uygun görülmüştür.
1. Tarih boyunca bütün peygamberlerin dinî, edebî ve sanatsal eserlere konu
edildiği bilinen bir gerçektir. Hem batıda hem de doğuda bu kabil sanatsal
eserlerin dinen meşru görülüp görülemeyeceği öteden beri tartışılagelmiştir.
Bilhassa orta çağda Batı muhitlerinde bu konu çokça tartışılmıştır. Böyle bir
tartışmanın geçmişte olduğu gibi günümüzde de devam ettiği ve muhtelif
vesilelerle tekrarlandığı bilinmektedir. Bunda yadırganacak bir durum yoktur.
2. İslam’ın ana yolunu oluşturan anlayış, başlangıçtan itibaren Hz.
Peygamberin (SAS) resim ve portresinin yapılmasını uygun görmemiştir. Hatta bu
yaklaşımı ilk Müslüman neslin önde gelen simaları için de sergilemiştir. İslam
pagan kültürünü ve putperestliği reddetmiş, Allah’ın tevhid ve tenzihini
en temel inanç ilkesi olarak kabul etmiştir. Allah’ın tecsim ve teşbihini
şiddetle reddetmiş bir dinin mensupları olarak Müslümanların büyük çoğunluğu
inanç konusunda önceki milletlerin düştüğü hataya düşmemek için Hz. Peygamberin
(SAS) müşahhaslaştırılmasını diyaneten ve edeben uygun görmemiştir. Bunda
kendisinden önceki peygamberlerin ve azizlerin ikonlaştırılmasının ve bir nevi
perestişe konu edilmesinin payının büyük olduğu herkesçe bilinen bir gerçektir.
Müslümanlar bu konuda aynı yanlışa yol açmamak için çok daha hassas davranmış;
bunun yerine Hz. Peygamberin (SAS) fiziksel özelliklerini tasvir eden şemâil
türü kitaplar kaleme almış ve bunu estetik konusu yapan hilye-i saadetler
meydana getirmişlerdir.
3. Hz. Peygamberin (SAS) hayatı modern zamanlarda tiyatro ve sinema gibi
sanat dallarına da konu edilmiş, Müslümanlar, yukarıda ifade edilen
hassasiyetlerinin bir gereği olarak bu sanat dallarında da Hz. Peygamberin
(SAS) fizik ve sureti hakkında zihinlerde bir resim ve imge oluşmamasına büyük
özen göstermişlerdir. Batıda hastalıklı bir durum olarak ortaya çıkan
İslâmofobik bazı sözde sanat ürünleri, Müslüman kitlelerde bu konudaki
hassasiyet ve duyarlılığı derin bir kaygı ve tedirginliğe dönüştürmüştür.
4. Bahse konu film, her ne kadar Hz. Peygamberin (SAS) hayatının ilk
evrelerine ilişkin tarihsel gerçekliği yansıtma iddiası taşısa da filmin kimi
bölüm ve sahnelerinde tarihsel gerçeklikten ciddi biçimde uzaklaşıldığı ve
hayali unsurlara yer verildiği müşahede edilmektedir. Filmde geniş Müslüman
camianın hassasiyetleri konusunda özenli olmaya gayret edilmişse de muteber
İslâm tarihi kaynaklarında bulunmayan hususlara önemli oranda yer verilmiştir.
Ayrıca bu film örneğinde de görüldüğü gibi hiçbir senaryonun tam anlamıyla Hz.
Peygamberin hayatını ihata edemeyeceği ve bu konudaki sanatsal, edebi ürünlerin
ancak kişilerin tasavvuru ile sınırlı kalacağı bir kez daha görülmüştür.
5. Filmde önceki peygamberlerin hayatlarında var olduğu kabul edilen bazı
anlatı ve olağandışı tasvirlerin, muhtemelen senaryoyu güçlendirmek amacıyla
Hz. Peygamberin (SAS) hayatına da yansıtıldığı görülmektedir. Batı muhitlerinde
yaygınlaşan İslamofobik nefreti izale etme çabası takdir edilmekle birlikte,
İslam’ın erken dönemine ait kimi genel kabul görmüş bilgilerle uyuşmayan ve
tarihi gerçekliği zorlayan kurgusal unsurlar dikkat çekmektedir.
6. Filmin senarist ve yönetmeni, Başkanlığımız temsilcileri ile henüz film
senaryo aşamasında iken bazı temasları olmuş, Başkanlığımızca senaryonun
sorunlu kısımlarına dair düşünceler bu meyanda paylaşılmış ve görüldüğü
kadarıyla bu tespit ve değerlendirmelerin bir kısmı dikkate alınmıştır. Filmin
senaryosunda yönetmeninin ve çekildiği coğrafyanın dini-kültürel ufkunun dışına
çıkma çabası görülmekle beraber, bu ufku aşmada ve bütün müslümanların ortak
hissiyatına tercüman olmada zorlandığı değerlendirilmiştir.
7. İslâm dünyasının belki de tarihinin en zorlu süreçlerinden geçtiği bir
dönemde bahse konu filmi gerekçe göstererek ayrıştırıcı ve ötekileştirici
yaklaşımlardan, mezhepçi söylemlerden şiddetle kaçınılmalıdır.
8. Başkanlığımızın söz konusu filme onay verdiği ve filmin bütçesine destek
sağladığı yönündeki haberlerin asılsız olduğu ve hiçbir şekilde gerçeği
yansıtmadığı bilinmelidir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur. 03.11.2016
Diyanet İşleri Başkanlığı
Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği