Diyanet
İşleri Başkanlığı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından 3 Mart 1924 tarihinde
ülkemizin en zor şartlarında kurulan, önemli görevler üstlenen ülkemizin ve
milletimizin birliği, dirliği, bütünlüğü ve bekası açısından vaz geçilmez bir
kurumdur.
94
yıllık geçmişi bulunan Diyanet İşleri Başkanlığı bazı çevrelerce her dönem
tartışılagelmiştir. Bu tartışmaların içeriğine bakıldığında çoğunluğunun art
niyetli anlayışlar olduğu görülmektedir.
Anayasamızın
136.maddesi ile “Genel idare içinde yer alan Diyanet İşleri Başkanlığı’na, laiklik
ilkesi doğrultusunda, bütün siyasi görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve
milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edineceği” bildirilmiştir.
Kuruluş
Kanununda da “İslam Dininin inançları, ibadet ve ahlak
esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve
ibadet yerlerini yönetmek” görevi verilmiştir.
Bunların ışığında; Diyanet
İşleri Başkanlığı’nın ne kadar önemli ve özellikli bir kurum olduğu geçtiğimiz
iki yıllık süreçte bir kez daha gözler önüne serilmiştir.
15 Temmuz 2016’da yaşadığımız,
ülkemizi büyük bir felaketin eşiğine getiren hain darbe girişimi kalkışmasının
uygulayıcılarının (FETÖ Terör Örgütü) milletimizin samimi din duygularını nasıl
ve ne şekilde istismar ettiklerinin acı bir göstergesi olmuştur.
Bu hain girişimden sonra
gözler yine Diyanet’e çevrilmiş ve Diyanet’in toplumda etkinliğinin daha fazla
olması gerektiği, bu tür olumsuzluklar olmadan teşhis ve tedavi yöntemlerinin
belirlenmesinin zarureti ortaya konulmuştur.
Günümüzde yazılı, görsel ve
sosyal medya kanalıyla, çeşitli sözde sivil toplum kuruluşları adıyla,
kendilerine hoca, din adamı dedirterek ve o kisveyle dün olduğu gibi bugün de
bir sürü şarlatan türemiştir.
Nereden ve kimlerden
beslendikleri belli olmayan bu tipler, yine milletimizin asırlardır oluşmuş
safiyane din duygularını kullanmaya ve kendi sapkın görüşlerini hâkim kılmaya
çalışmaktadırlar. Böylelikle toplumda hem yüce dinimiz İslam adına bilgi
kirliliği, hem de kin ve nefret duygularıyla vatandaşlarımızın ayrışmasına
sebep olmaktadırlar.
Bunları ibretle ve esefle
takip ediyoruz. Şu unutulmamalıdır ki bu tiplemeler dün olduğu gibi bugün de
Yüce Dinimiz İslam’la şereflenen büyük Türk Milletimizi kendi sapkın
görüşlerinin peşine götüremeyeceklerdir. Buna asla ve asla izin vermeyeceğiz.
Türk Diyanet Vakıf-Sen olarak,
son din İslam’ın doğru, anlaşılır ve samimi bir şekilde bütün açıklığıyla
Sevgili Peygamberimiz’in uyguladığı şekilde toplumun aydınlatılmasında Diyanet
İşleri Başkanlığı’mızın daha etkin olması yönünde katkılarımızı sunacağımızı
bir kez daha beyan ediyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın konu ile ilgili
hassasiyetlerini önemsiyoruz.
Doğru din anlayışının insanımıza
anlatılması için; Diyanet İşleri Başkanlığımızın yetkililerini, yetişmiş
kadrolarını, çalışanları arasında farklı algılamalara sebep olmadan,
ötekileştirmeden, dışlamadan, yok saymadan her ortamda aktif olmaları yönünde
istifade etmeye davet ediyoruz.