TÜRK DİYANAT VAKIF – SEN ELAZIĞ ŞUBESİ OLARAK HER AY BİR EMEKLİ HOCAMIZI ZİYARET EDİYORUZ.
Türk Diyanet Vakıf Sen Elazığ Şubesi olarak her ay bir emekli hocamızı ziyaret ederek sorunlarını, dileklerini, görüş ve önerilerini alıyor, Diyanetten ve Müftülükten beklentilerini soruyoruz. İlk ziyaretimize görevi başında iken elim bir kaza sonucu omuriliği zedelenerek yatağa mahkûm olan, Diyanetin Gazisi olarak nitelendirebileceğimiz, Elazığ Merkez Kalkantepe Köyü emekli İmam-Hatibi Garip TAHTA Hocamızı ziyaret ederek başladık.
Değerli hocamızın kısaca hayatı.
Garip TAHTA 1937 yılında Elazığ Merkez Kalkantepe Köyünde doğmuş. O devirlerde köyünde fahri olarak görev yapan Şaban Hoca ve Hafız Mehmet efendiden Kur’an dersi almaya başlamış. Elazığ Keban ilçesi Piran köylerinde bulunan Müderris Molla Mehmet Şaban Hoca efendiden medrese eğitimi almış. Daha sonra Elazığ’a gelerek Yeni Camii yanında bulunan başaran kuran kursunda Hafız Abdullah NAZIRLI ve Rahmetli Hafız Mustafa ALBAYRAK, Hafız Bayram SPOR hoca efendilerden Kur’an, tecvit ve fıkıh dersleri almış. Eğitimine devam ederken kendi köylüsü olan Elazığ’ın tanınmış simalarından ve esnaflarından olan Mustafa AYDOĞDU nun Müftü Hacı Ömer BİLGİNOĞLU’na teklifi ile yapılan mülakat sınavında başarılı olarak 1960 yılında kendi köyünde fahri olarak görev yapmaya başlamış. 1971 yılında açılan kadro sınavını kazanarak, kadro almış. Kendi gayretleri ile köyünün camisinin tadilatını yapmış. 1980 yılına kadar kendi köyü olan Kalkakantepe Köyünde göreve devem etmiş. Bazı nedenlerden dolayı 1980 yılında Elazığ Merkez Kavakpınarı Köyüne atanmıştır. Oturduğu cami lajmanın çok eski ve çatış olmadığı için, lojmanın onarılması yönünde çalışmalara başlamış. Hocamızın beyanına göre; köylü, köyün çobanının kaldığı evin çatısını yaptı, benim oturduğum evin çatısını yapmamakta direndi. Sözü bizi derinden yaraladı. Bu söz bir zamanlar köy çabanı kadar kıymetimizin olmadığı kanısını bizlerde uyandırdı. 1988 yılı 7 Nisanda, kendisi de çalışmak şartıyla köylüyü ikna ederek, lojmanın çatısını yapmaya başlamış. Çatının ağaçlarını temin etmek için ağaç keserken, düşmesi sonucu omuriliği zedelenerek felç olmuş, yatağa ve tekerlekli sandalyeye mahkûm olmuştur.
Değerli hocamız sözlerine şöyle devam etti. Bu olay başıma geldiğinde beni sadece emekli müftü merhum Hacı Halil BİLGİNOĞLU ve ondan sonraki müftü Fikret KARAMAN hocam ziyaret etti. Şu anda Elazığ Müftülüğü Şube Müdür Vekili olan Ali GÜN hocamızda Belçika Diyanet Vakfı Genel Müdürü iken bana yurtdışından Akülü bir özürlü aracı gönderdi. Bu akülü araç yıllar sonra adeta benim yürüyen ayağım oldu. Bunun dışında görev yaptığım dönemdeki arkadaşlarım ve müftülükten kimse beni ziyarete gelmedi. Olsun canları sağ olsun. 27 yıldır belimden aşağı kısmını hiç hissetmiyorum. Hayatımı bu şekilde Allah‘a hamt ederek sürdürüyorum. Oğlum Halil TAHTA da bize yakın köy olan Uzuntarlada imamlık yapıyor. Benim tüm ihtiyaçlarımı gidermeye çalışıyor. Bana Diyanetin dergilerini ve diğer yayınlarını getiriyor. Bu dergileri okuyorum sürekli Kur’an okuyorum. İbadetlerimi yapmaya çalışıyorum. Diyanetten ve müftülüğümüzden bizleri unutmamasını istiyorum. Bu meslek, Peygamber mesleği diyerek gözyaşlarını tutamayarak sözlerine şöyle devam etti. Ziyaretinizden dolayı çok duygulandım, Çok sevindim. Siz Türk Diyanet Vakıf – Sen Elazığ Şubesi yönetiminde olan hocalarıma canı gönülden teşekkür ediyorum. Bu mesleğin kıymeti paha biçilmez. Görevinizin uhrevi yatını iyi idrak edin. Nasihatini ve elini öpüp hayır duasını alarak vedalaştık.



