FETHİN 560. YILDÖNÜMÜ KUTLU OLSUN
"İstanbul elbette fetholunacaktır.
O`nu fetheden komutan ne güzel komutan ve O`nun askeri ne güzel askerdir!..." (Hadis-i Şerif)
Anadolu toprakları, Sultan Alparslan’ın 1071 yılında Malazgirt zaferiyle Müslüman Türk milletine kapısını açtı. Daha sonra kazanılan zaferlerle de Anadolu’nun ebediyen Türk yurdu olmasının mührü vurulmuş oldu.
Tarih boyunca herkesin rüyasını süsleyen İstanbul mutlaka İslam beldesi olması gerekiyordu. Bunun için çeşitli zamanlarda ve birçok seferler düzenledi. Ancak başarı sağlanamamıştı.
Her türlü öneme sahip İstanbul kendisini fethedecek sahibini bekliyordu. O sahibi de, Şanlı Peygamberimiz Hz.Muhammed (sas) Efendimizin buyurduğu "İstanbul elbete fetholunacaktır. O`nu fetheden komutan ne güzel komutan ve O`nun askeri ne güzel askerdir!..." şerefine mazhar olan Fatih Sultan Mehmet Han olacaktır.
560’ıncı yıldönümünü kutladığımız fetih Türk-İslam ve bütün insanlık tarihi açısından önem arz etmektedir ve bir dönüm noktası olmuştur.
İstanbul’un fethi bir çağın kapanmasına yeni bir çağın açılmasına neden olmuştur. Bunun yanında insanlık tarihine hakkı, hukuku, merhameti, adaleti, cesareti ve azmi bir kez daha göstermiştir. 29 Mayıs 1453 tarihi itibariyle İstanbul’da artık çan sesleri yerine o güzel ezan sesleri okunmaya başlanmıştır.
Sultan Fatih’in İstanbul’u fethinin ardından camiye çevrilen ve ilk cuma namazı kılınan Ayasofya Camii fethin 560’ıncı yılında hala mahzun bir şekilde durmaktadır.
Bizler gibi Ayasofya da minarelerinden Ezan-ı Muhammedi’nin okunacağı ve dinin direği olan namazla cemaatin buluşacağı günü beklemektedir.
Bağrında, Peygamberimiz’i (sas) Medine’ye hicretleri sırasında evinde misafir eden Ebu Eyyub Ensari’nin kabrini barındıran ve şehirlerin incisi olan İstanbul’u fethederek Türk-İslam dünyasına hediye eden ve o yüce övgüye mazhar olmuş Fatih Sultan Mehmet Han’a, şanlı askerlerine ve ecdadımıza Yüce Allah’tan (cc) rahmet diliyoruz.
Fetih Marşı – Arif Nihat ASYA
Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek;
Dağlardan çektirilen, kalyonlar çekilecek;
Kerpetenlerle sûrun dişleri sökülecek!
Yürü; hâlâ ne diye oyunda, oynaştasın?
Fâtih`in İstanbul`u fethettiği yaştasın!
Sen de geçebilirsin yardan, anadan, serden
Senin de destanını okuyalım ezberden
Haberin yok gibidir taşıdığın değerden
Elde sensin, dilde sen; gönüldesin, baştasın
Fâtih`in İstanbul`u fethettiği yaştasın!
Yüzüne çarpmak gerek zamânenin fendini!
Göster: kabaran sular nasıl yıkar bendini!
Küçük görme, hor görme, delikanlım kendini!
Şu kırık âbideyi yükseltecek taştasın;
Fâtih`in İstanbul`u fethettiği yaştasın
Bu kitaplar Fâtih`tir, Selim`dir, Süleyman`dır;
Şu mihrab Sinânüddin, şu minâre Sinân`dır;
Haydi, artık uyuyan destanını uyandır!
Bilmem, neden gündelik işlerle telâştasın
Kızım, sen de Fâtihler doğuracak yaştasın!
Delikanlım! işaret aldığın gün atandan!
Yürüyeceksin! Millet yürüyecek arkandan!
Sana selâm getirdim Ulubatlı Hasan`dan!
Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın;
Fâtih`in İstanbul`u fethettiği yaştasın!
Bırak, bozuk saatler yalan yanlış işlesin!
Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın!
Yürü aslanım, fetih hazırlığı başlasın.
Yürü, hâlâ ne diye kendinle savaştasın?
Fâtih`in İstanbul`u fethettiği yaştasın.