GEÇMİŞ OLSUN TÜRKİYEM TEŞEKKÜRLER AZİZ MİLLETİM!

26 Temmuz 2016
GEÇMİŞ OLSUN TÜRKİYEM TEŞEKKÜRLER AZİZ MİLLETİM!

GEÇMİŞ OLSUN TÜRKİYEM TEŞEKKÜRLER AZİZ MİLLETİM!

 

HUKUKA AYKIRI OLABİLECEK İŞLEMLERLE MAĞDURİYET VE MAZLUM OLUŞTURULMAMALI!

 

15 Temmuz gecesi TSK içine mevzilenmiş aklını vicdanını yitirmiş bir ihanet yapılanmasının henüz ortaya çıkmasa da dış destekle ülke yönetimini ele geçirmeye kalkışması ile Güzel ülkemiz sıkıntılı ve acı günler yaşamıştır.

Aziz Türk milletinin imkânları ile makam ve mevki sahibi olan itibar gören bu ihanet erbabı, kendilerine milletimizin güvenliğini korumak için emanet edilen, araç, silah ve mühimmatı devletimize ve milletimize doğrultup 246 polis, asker ve sivil vatandaşımızı şehit etmişler, 2000 în üstünde yaralanmalara, maddi ve manevi kayıplara ve acılara sebebiyet vermişlerdir. Bu hainler, sadece Devletimize, Milletimize değil içinde yer aldığı ve milletimizce Peygamber ocağı olarak kabul gören Asker ocağı şerefli Türk Silahlı Kuvvetlerine de suikastta bulunarak itibar kaybı yaşatmışlardır.

Bu ihanet erbabının;

Özel Harekât Merkezi`ne yaptıkları saldırının, TBMM`ye yapılan saldırının, MİT`e yapılan saldırının, sivil vatandaşlara yani bizzat millete yönelik saldırının, polislerimizi, vatandaşlarımızı katleden darbe teşebbüsünün vatana ihanetten başka hiç ama hiçbir izahı yoktur. Bu ihanet girişimini kınıyor ve lanetliyoruz.

Menfur ihanet girişimi ile yaşanan 15 Temmuz karanlık gecesini, Aziz Türk Milleti, Hükümeti, iktidarı-muhalefeti ile, ihanet etmeyen kahraman asker ve polisiyle hülasa her kesimiyle bir ve bütün olarak ihaneti durdurmak için meydanlara, caddelere ve sokaklara akmış, bu hain saldırının karşısında göğsünü siper edinerek kalkan olup 16 Temmuz Türkiye`sini aydınlığa çevirmiştir.

Milletimiz iradesine, hakkına ve Devletine sahip çıkmıştır. Darbe teşebbüsü milletin azim ve sinesine çarpmış ve dağılmıştır. Demokrasinin itibar ve iffeti kurtarılmıştır.

Çok şükür Türkiye ipten alınmıştır. Halkımızın canı pahasına tankların üzerine çıkarak darbeyi püskürtmesi takdir ve tebrike şayan asil bir duruştur. Olabilecek katliam ve büyük faciaları önleyen Milletimizden Cenabı Allah razı olsun.

Askeri kalkışmada şehit olan vatan evlatlarına Cenab-ı Allah`tan rahmet, kederli ailelerine, büyük milletimize başsağlığı diliyoruz.

Halen tedavisi süren tüm kardeşlerimize Yüce Rabbimizden şifalar temenni ediyoruz.

Büyük bir badire atlatan milletimizin bu yaşadıklarımızdan ders çıkararak olaylara ferasatle yaklaşmalı, Milli birlik ve kardeşliğimiz üzerinde oynanan acımasız kumarı görmeli, aklımızı başımıza almalıyız. Bu nedenle ortak akıl ve iradeyle hareket etmek durumundayız. Sabırlı olmalı, sağduyunun rehberliğinden ayrılmamalıyız.

Kin, nefret ve öfke salgınına kapılıp bu cennet vatana kâbus üstüne kâbus yaşatanların, tuzak kurup arkasına yaslanarak birbirimize girmemizi seyre dalanların değirmenine su taşımaktan kaçınmalıyız.

Darbe girişimi sebebiyle Güzel Ülkemizde yaşanan acı hadiseler üzerine Devletimizce bir takım tedbir alma ihtiyacı hasıl olmuştur. Bunun üzerine Bakanlar kurulunca Olağanüstü Hal ilan edilmiştir. 20 Temmuz 2016 tarihi itibariyle de resmi kurumlarda birçok çalışanın açığa alındığı açıklanmıştır. Yapılan her iş ve işlem mutlaka hukuka ve hukuk kurallarına uygun olmalıdır. Hukuk dışı davranışlar öfke kin ve husumet oluşturacaktır. Objektif delillerle bir suça bulaşmış insanların, hukuk kuralları ve hakları göz ardı edilmeksizin yaptıklarının karşılıklarını ceza olarak çekmelidir.

Ancak peşin bir yargı ve duyumlara dayalı olarak çalışanların açığa alınması kabul edilemez. Bu uygulama ne hukuki ne de vicdanidir. Hiç bir suça bulaşmamış bir insanı, işsiz bırakmak onun eşini, çocuklarını, ailesini topyekun cezalandırmaktır ki, insani ve islami değildir.

 

Ülkemiz alçakça bir darbe girişimi ile karşı karşıya kalmış, acı günler yaşamaktadır. Millet olarak darbeye karşı topyekun direnilmiştir. Darbe girişiminin engellenmesine sevinirken, resmi ihbarın dışında siyasi ve şahsi husumetle yapılan ihbarlarla çalışanlarımızın açığa alınması, yargısız infaza tabi tutulması sevincimize gölge düşürecektir. Bu açığa almalarda bir tek masum insanın dahi haksızlığa uğraması kamu vicdanında onulmaz yaralar açacaktır.

 

Bu sebeble sendikamıza bilgiler iletilmekte açığa alınanlar masumiyetlerini ifade etmektedirler. Ayrıca bazı yetkili ve görevlilerin durumdan vazife çıkarma ve nemalanma içerisine girerek kin ve husumetle hukuka aykırı cadı avına çıktıkları insanları bilgi ve belge olmaksızın suçladıkları, aşağıladıkları ve tehdit ettiklerine dair bilgiler de sendikamıza iletilmektedir. Bu tür davranışlar Diyanet çalışanlarına asla yakışmayan bir düşkünlüktür.

Bazı il Müftülerinin ve bazı yetkililerin bu darbe sonrası görevlilerle yaptıkları toplantılarda; görevlileri ihbarda bulunmaya çağırmaları, kullandıkları dil ve aşağılamaları ibretliktir. Din görevlileri ile yapılan toplantılarda kullanılan dil ve yapılan aşağılama bırakın bir müftüye aklı başında hiçbir insana yakışmaz. Bu müftülerin etik olmayan bu davranışları ile ilgili yetkiyi kimden aldıklarını, bu davranışlarına hangi ayet ve hadisten delille mûbahlık kazandırdıklarını izah etmek zorundadırlar.

Ayrıca sendikacı kılığındaki bazı görevlilerin ve kendini bilmezlerin bulundukları din gönüllüleri görevinin idrakinde olmayan zelil davranışları ile din görevlisi arkadaşlarına karşı durumdan siyasi bir vazife çıkararak aşağılama ve tehditte bulunmaları da dikkat çekici boyuta ulaşmıştır.

Kurumdan ve görevinden uzaklaştırılan görevlilerle ilgili alınan bilgilerde çok dikkat çekicidir. Hukuki bilgi ve karar olmaksızın, resmi olmayan (MİT, Emniyet ve Jandarma istibaratı dışında) bazı kişilerin ihbarı üzerine işlemler yapıldığı yönünde bilgilerde sendikamıza iletilmiştir.

 

Cep telefonlarına ve bizzat görevlilerin yüzüne karşı resmi makamlardan "ihbar" istekleri yağmaya başladığına göre; merhaba "muhbir vatandaş" rejimi! Yan bakanı "darbeci" diye jurnalleme sezonu açılmıştır!

 

Bu ilettiğimiz bilgilerle ilgili Diyanet İşleri Başkanlığımızın ve özellikle sayın başkanın açığa alma işlemlerinin hassas, adalet ölçülerinde ve resmi ihbarlar doğrultusunda ele almalarında tedbir alması, mağdur ve mazlum oluşturacak işlemlerden kaçınılması konusunda önem arz etmektedir. Her işlem hukukun üstünlüğü çerçevesinde yürütülmelidir. Kimsenin şeref ve haysiyeti ile oynanmamalıdır. Bu işlemlerin maddi ve manevi sorumluluğu bulunmaktadır. Görevini doğru ve hakkaniyetle yapmayanların bir gün aynı akibetle karşılaşacağı "MEN DAKKA DUKKA" ikazını hatırlatmayı önemli bir görev sayıyoruz.

Böyle acı günleri yaşadığımız bugün, atılması gereken en önemli adım ülkeyi ve halkımızı daha huzurlu kılmak için ciddi adımlar atmaktır.

Kamuda yaşanan, hiç bir vicdanın kabul etmeyeceği uygulamalarda bulunulmaması, normalleşmenin bir an önce sağlanması hepimizin görevidir. Tüm görevlilerimizin söylem ve paylaşımlarında dini ve insani değerler ölçüsünde hareket etmelerini, kimseyi peşinen suçlu ilan etmemelerini, açığa alınan görevlilerin soruşturma ve mahkeme kararları ortaya çıkmadan suçlu ilan edilmemeleri konusunda dikkatli olmalıdır. Zira Bakanlarında ifade ettiği gibi Banka Asya’ya para yatıranlarında açığa alındığı belirtilmektedir. Tüm arkadaşlar Din görevliliğinin konumunun idrak ve sorumluluğu içinde davranmalıdırlar. Vicdan ve hukuk çizgisi aşılmamalıdır. 

Bu anlayışla sorumluluk mevkiindeki tüm yöneticilerimizi de aklıselime davet ediyoruz.

Başka Türkiye yok, Bu devlet bizim devletimizdir. Bu millet bizim milletimizdir.

Türkiye`ye silah sıkmış, ihanet etmiş kim varsa en ağır şekilde cezalandırılmalıdır.

15 Temmuz menfur darbe girişiminin ardından ülkedeki herkesin demokrasinin önemini bir kez daha iliklerine kadar hissetmeliyiz, İnsanlarımızın aynı acıyı bir daha yaşamaması için alınacak her türlü alınacak hukuka uygun tedbiri Türkiye Kamu-Sen ve Türk Diyanet Vakıf-Sen olarak destekliyoruz. Demokrasiden taviz yok!

Geçmiş olsun Türkiyem, Teşekkürler Aziz Milletimiz.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur. 26.07.2016

TÜRK DİYANET VAKIF-SEN GENEL MERKEZİ

 

Bu haberi paylaş: