GEÇMİŞ
OLSUN TÜRKİYEM TEŞEKKÜRLER AZİZ MİLLETİM!
HUKUKA
AYKIRI OLABİLECEK İŞLEMLERLE MAĞDURİYET VE MAZLUM OLUŞTURULMAMALI!
15 Temmuz gecesi TSK içine mevzilenmiş aklını vicdanını yitirmiş bir
ihanet yapılanmasının henüz ortaya çıkmasa da dış destekle ülke yönetimini ele
geçirmeye kalkışması ile Güzel ülkemiz sıkıntılı ve acı günler yaşamıştır.
Aziz Türk milletinin imkânları ile makam ve mevki sahibi olan itibar
gören bu ihanet erbabı, kendilerine milletimizin güvenliğini korumak için
emanet edilen, araç, silah ve mühimmatı devletimize ve milletimize doğrultup 246
polis, asker ve sivil vatandaşımızı şehit etmişler, 2000 în üstünde
yaralanmalara, maddi ve manevi kayıplara ve acılara sebebiyet vermişlerdir. Bu
hainler, sadece Devletimize, Milletimize değil içinde yer aldığı ve
milletimizce Peygamber ocağı olarak kabul gören Asker ocağı şerefli Türk
Silahlı Kuvvetlerine de suikastta bulunarak itibar kaybı yaşatmışlardır.
Bu ihanet
erbabının;
Özel Harekât
Merkezi`ne yaptıkları saldırının, TBMM`ye yapılan saldırının, MİT`e yapılan
saldırının, sivil vatandaşlara yani bizzat millete yönelik saldırının,
polislerimizi, vatandaşlarımızı katleden darbe teşebbüsünün vatana ihanetten
başka hiç ama hiçbir izahı yoktur. Bu ihanet girişimini kınıyor ve
lanetliyoruz.
Menfur ihanet girişimi ile yaşanan 15 Temmuz karanlık gecesini, Aziz
Türk Milleti, Hükümeti, iktidarı-muhalefeti ile, ihanet etmeyen kahraman asker
ve polisiyle hülasa her kesimiyle bir ve bütün olarak ihaneti durdurmak için
meydanlara, caddelere ve sokaklara akmış, bu hain saldırının karşısında göğsünü
siper edinerek kalkan olup 16 Temmuz Türkiye`sini aydınlığa çevirmiştir.
Milletimiz
iradesine, hakkına ve Devletine sahip çıkmıştır. Darbe teşebbüsü milletin azim
ve sinesine çarpmış ve dağılmıştır. Demokrasinin itibar ve iffeti
kurtarılmıştır.
Çok şükür Türkiye ipten alınmıştır. Halkımızın canı pahasına tankların
üzerine çıkarak darbeyi püskürtmesi takdir ve tebrike şayan asil bir duruştur.
Olabilecek katliam ve büyük faciaları önleyen Milletimizden Cenabı Allah razı
olsun.
Askeri kalkışmada şehit olan vatan evlatlarına Cenab-ı Allah`tan
rahmet, kederli ailelerine, büyük milletimize başsağlığı diliyoruz.
Halen tedavisi
süren tüm kardeşlerimize Yüce Rabbimizden şifalar temenni ediyoruz.
Büyük bir badire atlatan milletimizin bu yaşadıklarımızdan ders
çıkararak olaylara ferasatle yaklaşmalı, Milli birlik ve kardeşliğimiz üzerinde
oynanan acımasız kumarı görmeli, aklımızı başımıza almalıyız. Bu nedenle ortak
akıl ve iradeyle hareket etmek durumundayız. Sabırlı olmalı, sağduyunun rehberliğinden
ayrılmamalıyız.
Kin, nefret ve öfke salgınına kapılıp bu cennet vatana kâbus üstüne
kâbus yaşatanların, tuzak kurup arkasına yaslanarak birbirimize girmemizi seyre
dalanların değirmenine su taşımaktan kaçınmalıyız.
Darbe girişimi sebebiyle Güzel Ülkemizde yaşanan acı hadiseler üzerine
Devletimizce bir takım tedbir alma ihtiyacı hasıl olmuştur. Bunun üzerine
Bakanlar kurulunca Olağanüstü Hal ilan edilmiştir. 20 Temmuz 2016 tarihi
itibariyle de resmi kurumlarda birçok çalışanın açığa alındığı açıklanmıştır.
Yapılan her iş ve işlem mutlaka hukuka ve hukuk kurallarına uygun olmalıdır.
Hukuk dışı davranışlar öfke kin ve husumet oluşturacaktır. Objektif delillerle
bir suça bulaşmış insanların, hukuk kuralları ve hakları göz ardı edilmeksizin yaptıklarının
karşılıklarını ceza olarak çekmelidir.
Ancak peşin bir yargı ve duyumlara dayalı olarak çalışanların açığa
alınması kabul edilemez. Bu uygulama ne hukuki ne de vicdanidir. Hiç bir suça
bulaşmamış bir insanı, işsiz bırakmak onun eşini, çocuklarını, ailesini
topyekun cezalandırmaktır ki, insani ve islami değildir.
Ülkemiz alçakça bir darbe girişimi ile karşı karşıya kalmış, acı günler
yaşamaktadır. Millet olarak darbeye karşı topyekun direnilmiştir. Darbe
girişiminin engellenmesine sevinirken, resmi ihbarın dışında siyasi ve şahsi
husumetle yapılan ihbarlarla çalışanlarımızın açığa alınması, yargısız infaza
tabi tutulması sevincimize gölge düşürecektir. Bu açığa almalarda bir tek masum
insanın dahi haksızlığa uğraması kamu vicdanında onulmaz yaralar açacaktır.
Bu sebeble sendikamıza bilgiler iletilmekte açığa alınanlar
masumiyetlerini ifade etmektedirler. Ayrıca bazı yetkili ve görevlilerin
durumdan vazife çıkarma ve nemalanma içerisine girerek kin ve husumetle hukuka
aykırı cadı avına çıktıkları insanları bilgi ve belge olmaksızın suçladıkları,
aşağıladıkları ve tehdit ettiklerine dair bilgiler de sendikamıza iletilmektedir.
Bu tür davranışlar Diyanet çalışanlarına asla yakışmayan bir düşkünlüktür.
Bazı il
Müftülerinin ve bazı yetkililerin bu darbe sonrası görevlilerle yaptıkları
toplantılarda; görevlileri ihbarda bulunmaya çağırmaları, kullandıkları dil ve
aşağılamaları ibretliktir. Din görevlileri ile yapılan toplantılarda kullanılan
dil ve yapılan aşağılama bırakın bir müftüye aklı başında hiçbir insana
yakışmaz. Bu müftülerin etik olmayan bu davranışları ile ilgili yetkiyi kimden
aldıklarını, bu davranışlarına hangi ayet ve hadisten delille mûbahlık
kazandırdıklarını izah etmek zorundadırlar.
Ayrıca sendikacı
kılığındaki bazı görevlilerin ve kendini bilmezlerin bulundukları din
gönüllüleri görevinin idrakinde olmayan zelil davranışları ile din görevlisi
arkadaşlarına karşı durumdan siyasi bir vazife çıkararak aşağılama ve tehditte
bulunmaları da dikkat çekici boyuta ulaşmıştır.
Kurumdan ve görevinden uzaklaştırılan görevlilerle ilgili alınan
bilgilerde çok dikkat çekicidir. Hukuki bilgi ve karar olmaksızın, resmi
olmayan (MİT, Emniyet ve Jandarma istibaratı dışında) bazı kişilerin ihbarı
üzerine işlemler yapıldığı yönünde bilgilerde sendikamıza iletilmiştir.
Cep telefonlarına ve bizzat
görevlilerin yüzüne karşı resmi makamlardan "ihbar" istekleri yağmaya başladığına göre;
merhaba "muhbir
vatandaş" rejimi! Yan
bakanı "darbeci"
diye jurnalleme
sezonu açılmıştır!
Bu ilettiğimiz
bilgilerle ilgili Diyanet İşleri Başkanlığımızın ve özellikle sayın başkanın
açığa alma işlemlerinin hassas, adalet ölçülerinde ve resmi ihbarlar doğrultusunda
ele almalarında tedbir alması, mağdur ve mazlum oluşturacak işlemlerden
kaçınılması konusunda önem arz etmektedir. Her işlem hukukun üstünlüğü
çerçevesinde yürütülmelidir. Kimsenin şeref ve haysiyeti ile oynanmamalıdır. Bu
işlemlerin maddi ve manevi sorumluluğu bulunmaktadır. Görevini doğru ve
hakkaniyetle yapmayanların bir gün aynı akibetle karşılaşacağı "MEN DAKKA
DUKKA" ikazını hatırlatmayı önemli bir görev sayıyoruz.
Böyle acı günleri
yaşadığımız bugün, atılması gereken en önemli adım ülkeyi ve halkımızı daha
huzurlu kılmak için ciddi adımlar atmaktır.
Kamuda yaşanan, hiç bir vicdanın kabul etmeyeceği uygulamalarda
bulunulmaması, normalleşmenin bir an önce sağlanması hepimizin görevidir. Tüm
görevlilerimizin söylem ve paylaşımlarında dini ve insani değerler ölçüsünde
hareket etmelerini, kimseyi peşinen suçlu ilan etmemelerini, açığa alınan
görevlilerin soruşturma ve mahkeme kararları ortaya çıkmadan suçlu ilan
edilmemeleri konusunda dikkatli olmalıdır. Zira Bakanlarında ifade ettiği gibi
Banka Asya’ya para yatıranlarında açığa alındığı belirtilmektedir. Tüm
arkadaşlar Din görevliliğinin konumunun idrak ve sorumluluğu içinde
davranmalıdırlar. Vicdan ve hukuk çizgisi aşılmamalıdır.
Bu anlayışla sorumluluk mevkiindeki tüm yöneticilerimizi de aklıselime
davet ediyoruz.
Başka Türkiye yok, Bu devlet bizim devletimizdir. Bu millet bizim
milletimizdir.
Türkiye`ye silah sıkmış, ihanet etmiş kim varsa en ağır şekilde
cezalandırılmalıdır.
15 Temmuz menfur
darbe girişiminin ardından ülkedeki herkesin demokrasinin önemini bir kez daha
iliklerine kadar hissetmeliyiz, İnsanlarımızın aynı acıyı bir daha yaşamaması
için alınacak her türlü alınacak hukuka uygun tedbiri Türkiye Kamu-Sen ve Türk
Diyanet Vakıf-Sen olarak destekliyoruz. Demokrasiden taviz yok!
Geçmiş olsun Türkiyem,
Teşekkürler Aziz Milletimiz.
Kamuoyuna saygı ile
duyurulur. 26.07.2016
TÜRK DİYANET VAKIF-SEN GENEL MERKEZİ