Türk Diyanet
Vakıf Sen Genel Başkanı Nuri Ünal: Camilerimiz hep dolsun.
Başkan Ünal,
Ramazan dolayısıyla camilerin dolup taştığına dikkat çekerek, ‘‘Vatandaşlardan
aynı hassasiyeti Ramazan’dan sonra da göstermelerini istiyoruz’’ dedi.
Ramazan Ayı’nın insanları sakinleştirdiği ve dinginleştirdiğini söyleyen
Türk Diyanet Vakıf Sen Genel Başkanı Nuri Ünal, Ramazan Ayı’nın doğruya, güzele
ve iyiye bir başlangıç olması gerektiğini, Ramazan’da alınan güzelliklerin
Ramazan’dan sonra da devam etmesi gerektiğini belirtti. Din görevlilerinin ise
Ramazan dolayısıyla kalabalıklaşan camilerden memnun olduklarını ve
vatandaşlardan aynı hassasiyeti Ramazan sonrasında göstermelerini istediklerini
söyledi.
RAMAZAN’DA ALINAN GÜZELLİKLER SONRA DA DEVAM ETMELİ
Ramazan Ayı’nın insanları sakinleştirdiği ve dinginleştirdiğini söyleyen
Ünal, Ramazan Ayı’nın doğruya, güzele ve iyiye bir başlangıç olması gerektiğini
bunun ise sadece Ramazan ayıyla sınırlı kalmamaları gerektiğini belirtti. Ünal,
“Din görevlisi arkadaşlarımız bu konuyu sürekli belirtirler. Camiler Ramazan
Ayı boyunca dolu oluyor fakat Ramazan bittikten sonra camilere ibadet yapmaya
gelen insan sayısı azalıyor. Ramazanda alınan o güzelliklerin sonrada devam
etmesi her Müslümanın görevi olmalı. Ramazandan sonra da camiler dolmalı” dedi.
24 SAAT GÖREVDELER
Ramazan Ayı’nda din görevlilerinin normal bir günden daha fazla efor sarf
ettiğini söyleyen Ünal, bunu dile getirmesindeki amacı şöyle açıkladı, “Ramazan
Ayı’nda vatandaşlarımız ibadetlerine biraz daha fazla ilgi gösteriyor.
Camilerde daha fazla vakit geçiriyorlar. Ramazandan önceki ve sonraki aylardan
daha çok cami ve ibadetle haşır neşir oluyorlar. Özellikle de Ramazan’ın Kur’an
Ayı olması hasebiyle Kur’an okumaya da büyük ilgi gösteriyorlar. Burada da din
görevlisinin rolü ve önemi büyük oluyor. İbadetlerini doğru yapabilmeleri için
din görevlileri ile sürekli irtibatta oluyorlar. Mukabeleler ile olsun
öğretilen Kur’an’lar ile olsun tabiri caizse Ramazan Ayı’nda da 24 saat
görevdeler” dedi.
ENGELLERİ KALDIRMAK İÇİN FAALİYETLER YÜRÜTÜYORUZ
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın görevinin toplumu din konusunda aydınlatmak
olduğunu söyleyen Ünal, “Diyanet İşleri Başkanlığı’nın görevi yüce din İslam’ın
vatandaşlarımıza doğru olarak, Kur’an ve sünnet kaynağından anlatmaktır. Bu kurum
ülkenin birliği ve beraberliği bekası noktasında önemli işlevler görmektedir.
Bizler Diyanet İşleri Başkanlığı’nın daha da güçlü hale gelmesi için elimizden
geldiğince çalışıyoruz. Diyanet İşleri Başkanlığı nasıl bizler için önemli bir
kurumsa keza çalışanları da öyledir. Özellikle 15 Temmuz hain darbe
girişiminden sonra Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ve çalışanlarının önemi bir
kez daha ortaya çıktı. Çünkü toplumu kandırmanın en kolay yönlerinden birisi
dini duyguları istismar etmektir. Bunun önüne geçecek tek kurum da diyanet
çalışanlarıdır. Bizde bu yüzden din hizmeti sunan arkadaşlarımızın önündeki
engelleri kaldırmak için sendikal faaliyetler yürütüyoruz” diye konuştu.
AMİR-MEMUR İLİŞKİSİNE DİKKAT EDİLMELİ
Din görevlilerinin sorunları ile ilgili de gazetemize önemli açıklamalarda
bulunan Ünal, Sendika olarak önceliklerinin çalışanlarının hak ve hukukunu
korumak olduğunu söyledi. Ünal, “Diyanet çalışanlarımızın problemleri var.
Belli başlı sıkıntılara değinecek olursak görevlilerimiz amir-memur ilişkisi
konusunda daha şeffaf ve daha usturuplu bir halin alınmasını talep ediyor. Din
görevlisi sonuçta öncü ve örnek insanlardır, öyle de olmak zorundayızdır.
Toplumumuz din görevlilerine örnek insan gözüyle bakıyor. Bizler de bu bakışı,
kendimizi yetiştirmemiz ile hareketlerimiz ile çalışmalarımızla her yerde
hissettirmek gibi bir zorunluluğumuz var” diye konuştu.
ÜCRETLER UYGUN KONUMA GETİRİLMELİ
Bir başka hususun ise Diyanet çalışanlarının da bir ailesi ve sosyal
hayatlarında ihtiyaçları olduğunun unutulmaması gerektiğini söyleyen Ünal, din
görevlilerinin yaptığı mesleğe uygun bir konum da olması gerektiğini belirtti.
Bununda ücretle olacağını dile getiren Ünal, “Diyanet çalışanlarının
ücretlerinin kimseye muhtaç olmadan bir ay geçinebileceği bir seviyeye çıkarılmalıdır.
Türkiye’nin her köşesinde görev yapan arkadaşlarımız düşünülerek ücret konusu
uygun konuma getirilmelidir. Camide hutbe okuyan bir görevlimizin kafasın-da
her hangi bir sorunun kalmaması için bu tarz sorunlar giderilmelidir” şeklinde
konuştu.
LOJMAN SORUNU GİDERİLMELİ
En büyük sıkıntılarından birsinin lojman sorunu olduğunu dile getiren Ünal,
“Çalışanların sağlıklı ve huzurlu bir şekilde oturabileceği lojmanların
yapılması gerekiyor. Geçtiğimiz dönemlerde bu konu ile ilgili birçok çalışmamız
olmuştu. Lojmansız yerlere lojman yapılmalı, yetersiz lojmanlar da
onarılmalıdır” diye konuştu.
ÇOCUKLARININ EĞİTİMİNE KATKI SAĞLANMALI
Mahrumiyet bölgeleri diye adlandırılan yerlerde görev yapan din görevlileri
olduğunu belirten Ünal, “Diyanet çalışanları devlet memuru sıfatıyla
memleketimizin en ücra köşesinde dahi görev yapan arkadaşlarımız, 10 hanelik
köyde dahi görev yapan imam arkadaşlarımız var. Burada görev yapan
arkadaşlarımızın çocuklarının eğitim ihtiyacı var. Köylerde bunu
gerçekleştiremiyor ve mecburen merkeze gitmeleri gerekiyor. Hal böyle olunca da
bu tarz yerlerde görev yapan din görevlileri zor durumda kalıyor ve
çocuklarının eğitimine katkı sağlamak gerekiyor. Bunu da kurum ve hükümet
yetkililerin yapması gerekiyor” diye konuştu.
HAC VE UMRE GÖREVLENDİRMELERİ SİSTEMATİK OLMALI
Din görevlilerine verilen hac ve umre görevlendirmelerinin adaletli bir
sisteme oturtulması gerektiğini söyleyen Ünal, “Sendika olarak her görevlimizin
görev süresi boyunca en bir kere hac ve umreye gitmesini talep ediyoruz. Bu
görev almadan emekli olan birçok hocamız var. Bu sıkıntının bir an önce
çözülmesi lazım. Biz sadece problemleri değil çözüm yolunu da öneriyoruz. Bu
konuda kıdem esası ele alınarak hiç hac ve umreye gitmeyen görevlilerden
başlayıp bir oranlama yapılarak gönderilebilir.
MESLEKİ BİLGİLER SEVİYE TESPİT SINAVI KALDIRILMALI
Mesleki Bilgiler Seviye Tespit Sınavının ise diğer bir sorun olduğunu
söyleyen Ünal, “Bu sınava sendika olarak karşıyız. Hukuki olarak da iptali için
dava açtık ve takipçisiyiz. İmam Hatip Lisesi ile ilahiyat mezunu ya da 2
yıllık ile doktorasını yapmış insanları bu sınavla aynı kategoriye tabi
tutuluyor. Doğru bir yaklaşım olmadığını düşünüyoruz. 20-25 yıl görev yapmış
arkadaşlarımızın böyle bir sınava tabi tutularak yeterli yetersiz gibi bir
ayrışmaya tabi tutulmasının da doğru olmadığını düşünüyoruz” dedi.
HİZMETTE YARIŞI ÖN PLANA ÇIKARIYORUZ
Türkiye Kamu sen ve Türk Diyanet Vakıf Sen olarak kuruldukları günden bu yana huzurlu, mutlu çalışan- huzurlu, mutlu Türkiye sloganıyla hareket ettiklerini belirten Ünal, kendileri için ülke, devlet, millet ve bayrağın önemli olduğunu, şimdiye kadar bunları yıpratacak hiçbir işin içinde olmadıklarını ve bundan sonrada olmayacaklarını vurguladı. Ünal, “Sendika olarak ülkemizin birlik ve beraberliğine, güçlü olmasına aynı zamanda da eksikler varsa bunları konuşarak, kavga etmeden çözmenin çabası içerisindeyiz. Bizim hizmet kolumuzda farklı sendikalarda bulunmaktadır. Diğer sendikalardaki arkadaşlarımızda kendi görev arkadaşlarımızdır ve kardeş sendika olarak görüyoruz. Biz hizmette yarışı ön plana çıkarıyoruz ve bütün arkadaşlarımızın da bu anlayışla davranmaları gerektiğini gayretindeyiz” ifadelerini kullandı.