GENİŞLETİLMİŞ İSTİŞARE TOPLANTISI YAPILDI

11 Aralık 2012
GENİŞLETİLMİŞ İSTİŞARE TOPLANTISI YAPILDI

Sendikamızın Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyeleri, Şube Başkanları ve İl Temsilcilerinin katıldığı “Genişletilmiş İstişare Kurulu” toplantısı 07-09 Aralık 2012 tarihlerinde Ankara – Kızılcahamam İlçesinde yapıldı.

Toplantı; saygı duruşu, İstiklal marşı ve İstanbul 2 Nolu Şube Başkanı Davut BAŞKAN tarafından okunan Kur’an-ı Kerim ile başladı.

Genel Başkan Nuri ÜNAL’ın açılış konuşması ile toplantı devam etti. Genel Başkan Yardımcısı Rüstem KURMAÇ’ın yönettiği toplantıda; Genel Başkan Yardımcıları Abdullah FİŞNE, Hazım Zeki SERGİ, Kenan AK, Ahmet GÜMÜŞ ve Muhammet AYDIN görev alanları ile ilgili bilgiler verdiler.

Daha sonra; Denizli Şube Başkanı Ahmet OKTAN, İstanbul 2 Nolu Şube Başkanı Davut BAŞKAN, Mardin İl Temsilcisi adına Mehmet Şefik ŞAHİN, Van İl Temsilcisi Ferit ÖNÜR, Kayseri Şube Başkanı Adem ÇAVUŞOĞULLARI, Mersin Şube Başkanı Salih ÖZBAY, Tunceli İl Temsilcisi Hacettin YILMAZ, İzmir Şube Başkanı Hasan BİGA, İstanbul 1 Nolu Şube Başkanı  AliYATI, Kırıkkale İl Temsilcisi Musa ÖKSÜZ, Kastamonu 2 Nolu Şube Kurucu Başkanı Fikri YILMAZ, Çankırı İl Temsilcisi Satılmış AKYOL, Elazığ İl Temsilcisi Bilal DAL, Adana Şube Başkanı Ayhan ARABACI, Ankara 2 Nolu Şube Başkanı Şahin CİĞERCİ, Ankara 1 Nolu Şube Başkanı Orhan KARTAL, Bolu Şube Başkanı Metin SALTAN, Manisa Şube Başkanı Mustafa BARIŞ, Aydın Şube Başkanı Nadir BAYLAR, Erzincan İl Temsilcisi Suat KARATEPE, Giresun Şube Başkanı Mehmet ÖKSÜZ, Kars Şube Başkanı İbrahim YILDIZ, Antalya Şube Başkanı Arif BİLECEN ve Balıkesir Şube Başkanı Hakan PAŞ konuşma yaptılar.

 

Toplantı 09 Aralık 2012 Pazar günü Genel Başkan’ın değerlendirme konuşması ile son buldu.

Genel Başkan Nuri ÜNAL’ın açılış konuşma metni;

Vatan oğul..bayrak oğul..devlet oğul..can oğul..

 

Sevmek nedir?.. Bunu bilen âşıklara Bismillah..

Gazi oğul, şehid oğul, iman oğul, din oğul…

Ak döşünden kan fışkıran deşiklere Bismillah…

Düşte gördüm; kanlı başın Peygamber’in dizinde…

Ocaklara, eşiklere, beşiklere.. Bismillah…

Değerli Genel Merkez Yöneticilerim, Hakkari’den Edirne’ye, Antalya’dan Trabzon’a kadar Cennet Vatan Ülkemizin 81 ilinden gelen çok kıymetli Şube Başkanlarım, İl Temsilcilerim,

 

Genişletilmiş İstişare Kurulu Toplantımıza hoş geldiniz, safalar getirdiniz, şerefler verdiniz.

 

Toplantımızın, Diyanet ve Vakıflar çalışanlarının ümidi olan Sendikamıza, sendikal harekete ve ülkemize hayırlar getirmesini bizleri yaratan ve yaşatan Cenab-ı Allah’tan (cc) niyaz ediyor, kıymetli heyetinizi şahsım ve Genel Merkezimiz adına saygı sevgi ve muhabbetlerimle selamlıyorum.

 

Değerli Gönül Dostlarım,

 

Diyanet ve Vakıflar çalışanlarına bir sığınma limanı olan Sendikamız Türk Diyanet Vakıf-Sen’in kurulmasını sağlayarak bizlere emanet eden, Kurucu Genel Başkanımız merhum Tevfik Yüksel Beyin şahsında vefat eden bütün temsilci ve üyelerimizi rahmetle, minnetle ve şükranla yâd ediyorum. Yüce Allah (cc) cümlesine rahmetiyle muamele eylesin.

 

Kendi geleceğini düşünmeden, bir kardeşinin bir meslektaşının sıkıntısını gidermek için hak arama mücadelesine güç katan siz cefakâr şube başkanlarıma, il temsilcilerime ve sizlerin şahıslarında kıymetli üyelerimize teşekkürlerimi sunuyorum.

 

Ülkemize ilkeli ve sorumlu bir sendikal hareketi gösterdiğiniz için ve bu güzel birlikteliği oluşturduğunuz için sizleri tekrar tebrik ediyorum. Allah (cc) hepinizden razı olsun.

 

Kıymetli arkadaşlarım,

 

Hak arama mücadelesinin onurlu sesi olan Sendikamız Türk Diyanet Vakıf-Sen, 11 yıldır destek veren üyelerimize layık olmak üzere yılmadan, yorulmadan, asla ve asla anlayışından taviz vermeden kararlı bir şekilde yoluna devam etmektedir.

 

Sendikamız Türk Diyanet Vakıf-Sen; üyesi olmakla gurur duyduğumuz, Türkiye’mizin en önemli sivil toplum örgütü, inanç, mücadele ve sevdanın adı olan Türkiye Kamu-Sen ile birlikte Diyanet ve Vakıflar çalışanlarının ümididir, geleceğidir.

 

Bu güzel birlikteliği oluşturduğunuz ve güç kattığınız için, gelecek nesillere güzel, iyi ve büyük kurumlar bırakmak için ter akıttığınız için sizlere tekrar teşekkür ediyorum.

 

İki cihan güneşi Peygemberimiz Efendimiz Hz. Muhammed’in (SAV) buyurduğu gibi “İnsanların hayırlısı, insanlara faydalı olandır”. Anlayışı ile; Türkiye Kamu-Sen ve Türk Diyanet Vakıf-Sen’in tek derdi vardır; o da hak arama mücadelesidir. Adaletli bir anlayışın tesisidir. Çünkü; haktan ve adaletten uzak duran bir anlayış huzursuzluk kaynağıdır, kargaşa ve karmaşanın adıdır.

Hz.Süleyman (AS)’ın dediği gibi “memleket adaletle pekiştirilir.”

 

Adalet ve hakkın olmadığı yerde kin vardır, nefret vardır. Hz.Ali (RA) efendimizin buyurduğu gibi “Adaletten katiyen ayrılma; şayet böyle yapmazsan zulmetmiş olursun”.

 

Verilen bu mücadele; çalışanların şahsiyetli bir şekilde çalışma hayatındaki yerlerinin devamıdır. Alın terlerinin ve emeklerinin karşılıklarının tam anlamıyla almalarıdır. Kimsenin kimse karşısında eğilmeden, sıkılmadan veya birilerini devreye koymadan hak ettiklerini almalarının sağlanmasıdır.

 

Bu çabalar, üstünlüğün sadece ve sadece takvada olduğu emri ve gerçeğiyle, cennet vatan ülkemizin her köşesini bir bilip, çalışanlarımızı ayırmadan hak edenin hak ettiğini hakkıyla alabileceği bir sistemin oluşmasına katkı sağlamaktır.

 

Bizler, doğru ve iyi nereden ve kimden gelirse gelsin yanındayız. Yanlışlık, kötülük ve adaletsizlik te kimden, nereden ve hangi güçten gelirse gelsin karşısındayız. Sendikacılığa bakışımız da anlayışımız da budur.

 

Cefakar Şube Başkanlarım, İl Temsilcilerim,

 

Zorlu bir mücadelenin içinde olduğumuz muhakkaktır. Şunu hep biliyoruz ki hak arama mücadelesi zaten zordur, çilelidir. Bu mücadeleyi herkes yapamaz. Bu mücadeleye destek verenler sevda adamlarıdır. Bu büyük bir sevdadır. Kendisinden, eşinden, çocuğundan kısacası her şeyinden fedakarlıktır.

Hele ki günümüzde bütün yıldırmalara, iftira ve karalamalara, dışlamalara ve akla hayale gelmeyecek vicdansızlıklara rağmen, ben varım diyebilmektir. Bu onurlu duruşu gösterdiğiniz için sizleri tekrar tebrik ediyorum. Unutmayın ki bu kutlu mücadeleyi ve bunu ortaya koyanları tarih mutlaka ve mutlaka kalın çizgilerle yazacaktır.

 

Bu istişare toplantımızda da amacımız, daha bilgili, doğru, verimli ve emeklerimizin karşılığını alabileceğimiz bir sendikacılığın yaygınlaşması ve anlatılmasını sağlamaktır.

 

Üstlendiğimiz emaneti gece gündüz demeden, Genel Merkez Yönetim Kurulu üyelerimiz başta olmak üzere, siz değerli şube başkanlarımız ve il temsilcilerimiz çalışmalarımızla layık olduğu yere getirmeliyiz.

 

Şunu çok iyi biliyoruz ki;  “İnsan için ancak çalıştığı vardır” buyuran Yüce Allah’tır (cc).

 

Çalışmalarımız genel, bölgesel, lokal ve aylık toplantılar ve düzenlenen çeşitli programlarla durmadan ve ara vermeden devam etmektedir.

 

Hedefimiz; doğru ve haklı olduğumuz mücadelemizin başarıya ulaşmasıdır. Güçlü olabilmemizdir. Güçlü olabilmek için de maalesef haklı ve doğru olmak yetmemektedir. Sayıların baz alındığı bir ölçekte bizlerinde mutlaka ve mutlaka yetkili sendika olmak gibi bir zorunluluğumuz vardır.

 

Bunun yolu da üye sayımızın bilinçli bir şekilde artırılmasıdır. Üye sayımız artsın derken bilen, öneren, yol gösteren ve eleştiren bir topluluğun oluşmasıdır.

 

Bunu başarabildiğimiz zaman, gerçek sendikacılığın yapılmasına zemin hazırlamış oluruz.

Günümüzde üzülerek söylemek isterim ki; sizlerin de illerinizde belki en fazla sıkıntıya düştüğünüz konuların başında da bu gelmektedir. O da promosyon sendikacılığıdır. Hiçbir ilke tanımayan, ölçü kabul etmeyen bir anlayıştır ki bu sendikal harekete yapılabilecek belki en kötü bir darbedir.

 

Promosyon anlamında bir şeyler vermenin sonu yoktur. Daha daha ve dahası istenecektir.

 

Değerli arkadaşlarım,

Haklarımızı alabilmek ve yeni haklar kazanabilmek inançla yılmadan mücadeleden geçmektedir. Bu mücadelenin başlangıç noktası bu salonu oluşturan sizlersiniz.

Çünkü siz, 21 bin üyenin içerisinden seçilmiş 81 kişisiniz. Çünkü siz 430 bin kişilik büyük bir ailenin içerisinden süzülerek gelen 440 temsilcinin içerisinden 81 kişisiniz.

Bu ağır ve zor bir görevdir. Zorluğunun yanında onurlu bir görevdir. Omuzlarımızda 21 bin kişinin daha da geniş anlamda 430 bin kişinin emaneti vardır, sorumluluğu ve vebali vardır.

Bu anlayış ve şuurla, siz cefakâr, vefakar arkadaşlarımın göstereceği başarı, mücadele azmi ve gayreti şube ve il yönetim kurulu üyelerimize, ilçe, işyeri ve sendika temsilcilerimize ve bütün üyelerimize yansıyacaktır.

Herkes birbirine örnek olacaktır ve olmalıdır. Birlik ve beraberlik duyguları içerisinde, doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine kadar Iğdır’ından Muğla’sına, Hatay’ından Kırklareli’ne kadar bir bütünlük içerisinde bir olarak başarıya ulaşmak hepimizin görevidir. 

Sendikamızın en yüksek ve önemli istişare kurulu olan bu birlikteliğimiz bir silkinişe, dirilişe ve etkili olan Sendikamızın yetkili olmasına vesile olur inşaallah.

Bunu başarmak zor değildir. İnandığımız zaman bu iş bitmiştir. Genel Başkan olarak benim sizlere güvenim tamdır, inancım tamdır, ümidin vardır. İnanıyorum ki sizlerin de buna inancı tamdır. Sizler de artık yeter diyorsunuz. Türk Diyanet Vakıf-Sen’in yetki zamanı gelmiştir. Bunu başaracak bizleriz. Bunu başaracakmıyız?

Yine inanıyorum ki hak mutlaka ve mutlaka yerini bulacaktır. Çünkü niyet hayırdır akibette hayır olacaktır.

Çünkü Türk Diyanet Vakıf-Sen, doğuda ne söylemişse batıda da, güneyde de kuzeyde de Ankara’da da aynı şeyleri söylemiştir. İki tane fazla üye yapmak uğruna çalışanları ayırmamıştır, aralarına fitne fesat sokmamıştır. Dini, ahlaki, vicdani ve insani hiçbir değerinden asla ve asla vaz geçmemiştir. Hep ilkenin, sorumluluğun ve dik durmanın adı olmuştur ve olmaya devam edecektir.

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Diyanet Vakıf-Sen’in önceliği vardır. Bu önceliği cennet vatan ülkesidir, şehit kanlarıyla sulanmış ay yıldızlı al bayrağıdır, minarelerinden günde beş vakit okunan ezanıdır, birliği ve beraberliğidir, devletin asli unsuru olan cefakar üyeleridir. Bu önceliklerimizden asla ve asla vaz geçemeyiz, taviz veremeyiz.

Değerli Arkadaşlarım, Kıymetli Temsilcilerim,

Çalışanlarımız büyük bir ümit ve hasretle artık Türk Diyanet Vakıf-Sen’in yetkili olmasını beklemektedirler. Diyanet ve Vakıflar çalışanları; 9 yıldır yetkili olan sendikanın bırakın problemlerin çözümünü yeni sıkıntıları ortaya çıkardıklarını çok iyi bilmektedirler.

Ancak, çeşitli anlayış, korku, sindirme ve yalanlarla şikayet ettikleri sendikaya destek vermektedirler.

Bizlere ve siz değerli temsilcilerimize düşen görev de bütün çalışanlarımıza bunu çok iyi anlatabilmemizdir. Bu arkadaşlarımızın gönüllerine girebilmemizdir. Bunu başarabildiğimiz zaman inanıyorum ki hiçbir baskı, yalan ve farklı düşünce muzafferiyetimizi engelleyemeyecektir.

Çalışanlarımıza doğrunun yanında olabilmeyi, dik durabilmeyi ve adaletle bakabilmeyi anlattığımız gün başarı kendiliğinden gelecektir.

Diyanet çalışanlarının problemleri artmıştır. Hac, umre görevlendirmelerindeki çarpıklıktan, atama ve nakillerdeki ölçüsüz ve keyfi uygulamalara, haftalık ve yıllık izinlerin kullandırılmamasına, gerçekten mazereti olan görevlilerin bir çözüm bulamamasından, en küçük bir iş için bile siyasetin işaret edilmesine, rotasyon zulmünden, ailelerin parçalanmasına,  insani ilişkilerin azalmasına, kıdemin, liyakatin, bilgi ve başarının yok sayılmasına, varsa yoksa birilerinin, bir yerlerin adamı mı, yakını mı gibi sakat anlayışların çoğalmasına kadar daha bir çok sayabileceğimiz problemler almış başını gitmektedir.

Değerli Arkadaşlarım, bütün bunların sorumlusu Türk Diyanet Vakıf-Sen değildir. Bütün bunlara çanak tutan ve destek veren, iki tane fazla üye yapmak için hiçbir değer tanımayan yetkili sendikadır ve onun bağlı olduğu konfederasyondur.

Bu gidişe bir dur demenin zamanı gelmiştir ve geçmektedir. Bu çarpık anlayışın bir gün fazla durması sadece ve sadece bu günümüzü, bugünkü çalışanlarımızı değil geleceğimizi ve gelecek nesillerimizi zedeleyecektir.

Bunu tersine çevirecek, adaleti, hakkı, hukuku, sevgiyi, kardeşliği ve birliği tesis ve temin edecek Türkiye Kamu-Sen’dir, Türk Diyanet Vakıf-Sen’dir. Bunu sağlayacak ta başaracak ta sizlersiniz değerli arkadaşlarım. Çünkü biz, gönülleri birleştirmek için varız.

Değerli Arkadaşlarım,

Diyanet İşleri Başkanlığı’nca çıkarılan yönetmelik ve yönergeler ile yapılan uygulamalar Sendikamızca incelenmektedir. Her şeye karşıyız gibi bir anlayışı kesinlikle taşımıyoruz. Tekrarlamak gerekirse doğrunun yanındayız ve destekliyoruz. Ancak eksiklikler ve yanlışlıkların da karşısında olmak gibi bir görevimiz bulunmaktadır.

 

Olaylara bakarken çalışanlarımızın, kurumlarımızın ve ülkemizin menfaati noktasından bakıyoruz ve ona göre tavrımızı belirliyoruz.

Bu süreçte de düzenlemeler ile ilgili hem kurumlarımıza hem de hükümet yetkilileri ile yazışmalar ve görüşmeler yapılarak görüş ve önerilerimizi sunuyoruz.

 

Bildiğiniz gibi yönetmeliklere açtığımız davalarda hem yürütmenin durdurulmasını, hem de iptalini istemiştik. Ancak, Danıştay yürütmenin durdurulması talebimizi reddetti. Davalar esastan görüşülmeye devam etmektedir.

Kıymetli Arkadaşlarım,

Diyanet ve Vakıflar çalışanlarına Sendikamızı anlatma ve onları üye yapma faaliyetlerimiz hız kesmeden devam etmektedir. Sizler ilçe temsilcilerimiz vasıtasıyla bu faaliyetleri yaparken bizler de Genel Merkez olarak aylık ve mutad toplantılarla bu çalışmaları desteklemeye gayret ediyoruz.

 

Burada önemli olan sorumluluk almış sizlerin, özellikle de yönetim kurulu ve il temsil heyeti üyelerini, ilçe, işyeri ve sendika temsilcilerini çalışmaların içine katabilmenizdir.

 

Maalesef illerimizde karşılaştığımız manzara yönetim kurullarının ve il temsil heyeti üyelerinin iki veya üç kişisi çalışmanın içerisinde. Tabii ki istisnalar hariç. Böyle bir anlayışla o il ve ilçede başarının gelmesi mümkün değildir. Bu süreçte bütün arkadaşlarımızı çalışmaların içerisine dahil etmenin yollarını bulmalıyız.


Yine üyelik ve istifaları biraz daha ciddi takip etmeliyiz. Bunun ile ilgili Teşkilattan sorumlu arkadaşımız Muhammed Aydın Bey gerekli açıklamalarda bulunacaktır. Ben sadece şunu  hatırlatmak istiyorum ki, bir üye için km.lerce yol yapıyoruz, emek ve para harcıyoruz, aidat kesinti takibini de yapmamız gerektiğini vurgulamak istiyorum.

 Değerli Arkadaşlar,


Yaptığımız çalışmalarımızı ve Sendikamızı; üyelerimiz, bütün çalışanlar ve kamuoyunda duyurabilmek için broşür, bülten, afiş gibi basılı yayınların yanı sıra gazete, dergi ve imkânlar dâhilinde televizyonlar kullanılarak anlatmaya çalışıyoruz.

 

Elbette ki bilen temsilci ve bilen üyelerin oluşmasına katkı sağlamak için de çalışmalarımız devam etmektedir. Yaptığımız ve yapacağımız il ve bölge eğitim ve istişare toplantıları ile katılan temsilcilerimize bilgili bir sendikacı olmanın yollarını vermekteyiz. Bilmeyen temsilcisi olduğu sendikayı ve konfederasyonu anlatamaz ve savunamaz.

 

Önemli gördüğüm bir konuyu yine sizlerle paylaşmak istiyorum. O da mali işlemlerle ilgili olarak değerli arkadaşlar; öncelikle genel merkez muhasebe işlemlerine katkılarınızdan dolayı teşekkür ederim. Ancak, bazı şube ve il temsilcilerimiz aylık fatura göndermemekte ve gerekli imzaları tamamlamadan faturaları göndermektedir. Bu konuya biraz daha dikkat edersek çalışmalarımız daha sağlıklı yürür.

 

Kıymetli Arkadaşlar,

Üyelerimizin, eş ve çocuklarının geleceği için kurduğumuz Türk Diyanet Vakıf-Sen Üyeleri ve Aileleri Sosyal Yardımlaşma Sandığı’na destek olmak ve ilgi göstermek öncelikle sizlerin sorumluluğundadır. Bunun için her düzeydeki temsilcilerimizin sandığımıza biraz daha katkı sağlamalarını özellikle istirham ediyorum.

Bu birliktelik, ferdi kaza sigortası gibi, üniversitelerle yapılan yüksek lisans anlaşmaları gibi, kasko ve diğer anlaşmalar üyelerimiz için bir farklı bir tercih sebebidir.

Değerli Arkadaşlar,

“Çalışanlar, kötülük düşünmeye vakit bulamazlar Çalışmayanlar ise, kendilerini kötülükten kurtaramazlar” diyen Hz Ali (r a ) düsturuyla çalımalarımızı biraz daha çoğaltmamız gerekmektedir.

Diyanet ve Vakıflar camiasının Türk Diyanet Vakıf-Sen’e yani sizlere ihtiyacı vardır. Sendikamız bu iki güzide kurum için aslında bir şanstır. Bunu anlatmak hepimizin sorumluluğundadır.

Türk Diyanet Vakıf-Sen, ülkemizin her yanında söylemi ve eylemi bir olan, üyesi adına aldığı emaneti üyesinin hak ve menfaatleri neyi gerektiriyorsa onu yapan, çalışanlar arasında ayrım yapmayan, herkesi kucaklayan ve kuşatan, sendikal rekabeti hizmet yarışı olarak gören, sendikacılığı amaç değil bir araç olarak gören bir anlayışın adıdır.

 

Bu anlayışla, çalışanlarımızın sesini iktidara ve kurumlara duyurmak için haklı mücadelemiz devam edecektir.

 

Etkili olan Sendikamızın yetkili olma zamanı gelmiştir.

Bu duygularla toplantımızın çalışanlarımıza, Sendikamıza, sendikal harekete ve ülkemize hayırlar getirmesini Yüce Allah’tan (cc) niyaz ediyorum.

 

 

Bu haberi paylaş: