GÜÇLÜNÜN DEĞİL, HAKKIN HAKİM OLMASI DİLEĞİYLE

10 Aralık 2013
GÜÇLÜNÜN DEĞİL, HAKKIN HAKİM OLMASI DİLEĞİYLE



10 Aralık, Dünya İnsan Hakları Günü olarak kutlanmaktadır.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu`nca 1948 yılında İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kabul edilmiş ve ülkemiz de bunu kabul eden ülkeler arasında bulunmaktadır.

10 Aralık, yüzyıllardır süren mücadelelerin ürünü olarak, insanların doğuştan ve eşit olarak sahip oldukları hakları ifade etmelerini kabul eden uluslararası bir belgenin kabul edilişinin kutlandığı bir gündür.

Yüce Allah (cc) insanı en şerefli olarak, birbirleri ile tanışmaları için erkek ve kadın olarak, kabileler, kavimler halinde yaratmıştır.

Kavga için, işkence için, birbirlerini boğazlamak için, birbirlerini yok etmek için değil,  insanlığın onurunu kırmak için değil.

Yasalar önünde herkesin ve her kesimin eşit olması gerektiği vurgulanır. Ancak uygulamada böyle olmaz.

Hem insani ilişkilerde hem de devletler arası ilişkilerde günümüzde olduğu gibi gücü elinde bulunduran güçsüzü hep ezmeye kalkışır.

ABD’nin Irak başta olmak üzere Müslüman coğrafyasında yaptığı vahşetler gibi. İsrail’in yıllardır Filistin’li Müslümanlara uyguladığı eziyetler gibi. Doğu Türkistan’lı Müslüman Türklere Çin’in yıllardır uyguladığı soykırım gibi. Azerbaycan’dan, Mısır’a, Suriye’ye kadar saymakla bitmeyen vahşet, kan, gözyaşlarının hakim olduğu gibi.

İnsan Hakları Bildirgesinin imzalanmasından asırlar önce, Peygamber Efenimiz Hz.Muhammed (sas) esas kuralı ortaya koyarak Veda Hutbesinde (9 Zilhicce l0 H./8 Mart 632 M. Cuma) şöyle söylemişti;

 

“Ashabım! Dikkat ediniz, cahiliyeden kalma bütün adetler kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Cahiliye devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası

Abdulmuttalib`in torunu Iyas bin Rabia`nın kan davasıdır.”


“Ey insanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah`tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah`ın emaneti olarak aldınız ve onların namusunu kendinize Allah`ın emriyle helal kıldınız. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, kadınların da sizin üzerinizde hakkı vardır.”

 

“Mü`minler! Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman Müslüman`ın kardeşidir ve böylece bütün Müslümanlar kardeştirler. Bir Müslüman`a kardeşinin kanı da, malı da helal olmaz.”

 

“Ey insanlar! Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Adem`in çocuklarısınız, Adem ise topraktandır. Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi; kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahın da kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah`tan korkmaktadır. Allah yanında en kıymetli olanınız O`ndan en çok korkanınızdır.”

Maalesef ne İslam dünyası bunu anlayabilmiş, kavrayabilmiş ne de anlatabilmiştir.

Türk Diyanet Vakıf-Sen olarak; 10 Aralık itibariyle insanların haklarının yenilmediği, onurlarının kırılmadığı, güçlünün değil haklının hakim olduğu bir dünyanın tesis edilmesini diliyoruz. 10.12.2013

 

 

Bu haberi paylaş: