“Vedâ yokuşundan doğdu Dolunay bize!
Allah'a yalvaran oldukça, şükür gerek hâlimize.
Ey bize gönderilen Peygamber! Sen,
Boyun eğmemiz gereken bir emirle geldin bize.”
“Sen gelmekle şereflendi Medine,
Merhaba! Ey Hakka çağıran, merhaba!”. (M.Asım Köksal)
Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Başkanı Nuri Ünal “19 Temmuz 2023 Çarşamba-1 Muharrem 1445 günü başlayacak Hicri 1445. yıl” münasebetiyle yazılı açıklamada bulundu.
Genel Başkan Ünal, tarihin belli zaman dilimleri vardır, onların asla unutulmayacağını hatırlatarak; “Biz Müslümanlar ve insanlık tarihi için, hicret hadisesi ve zamanı da unutulmayacaktır” diyerek açıklamasını şöyle sürdürdü; “Tarihte yeni bir sayfanın açılmasına vesile olan hicret ile Müslümanlar, doğup büyüdükleri, yaşadıkları ve yurtları olan Mekke’den göç etmek zorunda kalmışlar ve “muhacir” hale gelmişlerdir.
Hicret, Sevgili Peygamberimiz Hz.Muhammed’in (sas) yaşadığı Mekke şehrinden, ashabıyla Medine’ye göç etmek zorunda olduğu zaman dilimidir. Bu yolculuk ve mekan değişikliği, aslında bir dirilişe de kapı açmıştır.
Allah Resûlü Hz.Peygamber (sas), anayurdundan ayrılırken, bir tepede durup Mekke için şöyle demişti:
“Durdu bir lâhza, dönüp şehre, yakın bir tepede:
“Mekke, ey kutlu şehir, Kâ‘be mükerrem belde!
Sevdiğimsin seni vallâhi mübârek bilirim,
Zorla halkın beni sevketmese ayrılmaz idim”(Mustafa Tahralı)
Bu da göstermektedir ki, vatan değerlidir, önemlidir, taşına, toprağına zarar gelmemelidir. Sevgili Peygamberimiz’in (sas) hasretle baktığı, yaşadığı Mekke, hicretin 8. yılında fethedildi.
Hicret; Medine’de bulunan Müslümanların, Mekke’den hicret edenlere yani muhacirlere, yardım etmeleriyle, kucak açmalarıyla “ensar” olmalarını sağlamıştır. Bu hadise tarihe ve bütün insanlığa, Allah rızası için kardeşliği, paylaşmayı, bölüşmeyi, birlikteliği ve beraberliği göstermiştir.
Hicretten beklenen; Sevgili Peygamberimiz’in (sas) buyurduğu gibi “Allah’ın yasakladığı kötülük ve günahlar”dan vaz geçebilmektir. İşlenen hataları ve günahları terk ederek, hayırlı işlere yönelebilmektir.
Günümüzde çeşitli sebeplerle bunalan insanlık, hicretin manevi anlayışının öğrenilmesiyle ve yaşanmasıyla çözüme kavuşabilir. Güçlülerin değil, haklıların ve hakkın öne çıkması sağlanabilir. İnsanlık huzura, sükûna ve esenliğe sahip olabilir.
Hicri yeni yılın başlangıcı Muharrem ayıdır. Bu ayın içerisinde aşure günü bulunmaktadır. Aşure gibi bir, bütün, beraber, iri ve diri olmak, kardeşçe yaşayabilmek huzurumuz için başarılmalıdır.
Bu duygularla, Hicri 1445. yılının değerli üyelerimiz, Diyanet ve Vakıflar çalışanlarımız, milletimiz, ülkemiz ve İslam alemi için huzura, esenlik ve birliğe vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan (cc) niyaz ediyorum.”