Türkiye’nin dört bir tarafından kar, kış, soğuk,
ayaz demeden yollara düşüp ekmek kavgaları için, hak mücadeleleri için Türkiye
Kamu-Sen’in Ankara Sakarya Caddesinde düzenlediği “HIRSIZA DEĞİL, MEMURA BÜTÇE”
mitingine gelen on binlerce kamu çalışanı hep bir ağızdan “Yalana, yolsuzluğa,
hırsızlığa, arsızlığa HAYIR” diye haykırdı.
Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk’un
kürsüye çıkmasıyla coşkunun doruğa çıktığı mitingde, eleştiriler memuru masada
satan malum konfederasyon ve hırsızlığı savunan yetkililere yöneldi.
KONCUK: ALIN TERİMİZİ, EMEĞİMİZİ ÇALAN
HARAMİLERİN KARŞISINA BİR ABİDE GİBİ DİKİLİYORUZ
İsmail Koncuk, Türkiye’nin dört bir yanından kar
kış demeden yollara düşen ve ekmeği için, hakları için,kutlu mücadele için
yollara düşen tüm kamu görevlilerini selamladı. Koncuk, “Kavgam, ekmeğim için;
sevdam, ülkem için diyerek, yollara düşüp, kutlu mücadelemizin er meydanına
koşan çilekeş, cefakâr, vefakâr kamu görevlisi kardeşlerim, çok kıymetli basın
mensupları, hoş geldiniz, şeref verdiniz.
Bugün buraya gelebilmek; haksızlıkların,
hukuksuzlukların, yolsuzlukların odağı haline gelen, alın terimizi, emeğimizi
çalan haramilerin karşısına bir abide gibi dikilebilmek her babayiğidin harcı
değildir. Memurları, emeklileri enflasyona ezdirmedik deyip, ülkenin kaynağını
ve kaymağını yandaş çevrelere dağıtanları gördünüz.
Günlerce, sözde sendikaların ve siyasetçilerin
büyük bir nimetmiş gibi anlattığı, toplu sözleşme yalanını izlediniz. Vatanın
adım adım bölünmeye doğru götürüldüğünü, kardeşliğimize darbe vurulduğunu
kaygıyla takip ettiniz.
Siz hep sustunuz, sabrettiniz,
beklediniz. Şimdi sıra sizde; şimdi herkes susacak; siz konuşacaksınız.
Bütün haksızlıkları, yüzsüzlükleri; yalancıların suratlarına çarpacaksınız.
Siz; Türkiye Kamu-Sen’in büyüklüğüne inandınız, gücüne güvendiniz, “yeter
artık” dediniz ve buraya geldiniz. Allah sizden razı olsun!” dedi.
KONCUK: TERÖRİSTİN BAŞ TACI EDİLDİĞİ,
ŞEHİDİN, GAZİNİN ALAŞAĞI EDİLDİĞİ,YÜCE DİNİMİZİN, HER TÜRLÜ UĞURSUZLUĞA KALKAN
EDİLDİĞİ KARANLIK BİR DÖNEM YAŞIYORUZ
Son 11 yıldır Türkiye’nin tam anlamıyla karanlık
bir dönem yaşadığını belirten Genel Başkanımız İsmail Koncuk,“Bürokrasisi
hırsızlık, Kabinesi yolsuzluk, Hırsızı arsızlık içinde bir iktidar gerçeğiyle
yüz yüzeyiz” dedi. Koncuk, Ne yazık ki ülkemiz çok acı bir dönem yaşamaktadır.
11 yılda uygulanan yıkım politikaları sonucunda, bizzat iktidar tarafından;
Memuru, işçisi, emeklisi, dul ve yetimi perişan edilmiş, bebekleri kör ayazlara
teslim edilmiş, Sınırları delik deşik edilmiş, Milli kimliği alt üst
edilmiş,Yargısı, basını kuşatılmış, Ormanları, madenleri talan edilmiş,
Limanları, fabrikaları peşkeş çekilmiş, Kurumları yağmalanmış, Milli ve manevi
değerleri iğdiş edilmiş, Savcısı örgütçü, Polisi çeteci, Askeri terörist ilan
edilmiş bir ülke gerçeğiyle yüz yüzeyiz. Bürokrasisi hırsızlık, Kabinesi
yolsuzluk, Hırsızı arsızlık içinde bir iktidar gerçeğiyle yüz yüzeyiz.
Teröristin baş tacı edildiği, Şehidin, gazinin alaşağı edildiği,Yüce dinimizin,
her türlü uğursuzluğa kalkan edildiği karanlık bir dönem yaşıyoruz” dedi.
62 milyon vatandaşımız, ev masraflarını
karşılayamıyor.“Kimsesizlerin kimsesi olacağım.” diye iktidara gelenler,
mesailerini, tanıdıklarını âbâd etmeye harcadı, kendi yakınlarından başka
kimsenin bir şeyi olmadı.
Öyle ki, Fransa`nın kişi başına millî geliri
Türkiye’nin 4 katı, Fransa’daki dolar milyarderlerinin sayısı 24. İtalya’nın
kişi başına millî geliri Türkiye’nin 3 katı, dolar milyarderi sayısı 23.
Türkiye’de dolar milyarderlerinin sayısı 43.
Türkiye’deki dolar milyarderlerinin sayısı, Fransa ve İtalya’dakilerin
toplamına eşit. Harun olacağım deyip, Karunlaşanların yarattığı tablo
ortadadır. Bugün her 5 gençten 1`i işsizdir.
Kadınlarımız çalışma hayatının dışındadır. 11
yıldır büyümenin bütün yükü, daha çok çalışıp daha az kazanan memurun, işçinin,
çiftçinin omuzlarına bindirilmiş, Büyümenin kaymağı, rant çevrelerine, eşe,
dosta, akrabaya aktarılmıştır.” dedi.
Atamalar adaletsiz, Terfiler liyakatsiz,Memur
mutsuz,Emekli umutsuz,Millet aç, millet perişan, millet çaresiz…
Milletten toplanan vergilerden oluşan bütçe,
denetlenmiyor. Milletin parasını har vurup harman savuranlar, denetlenmiyor.
Milletin bütçesinin bekçisi olan Sayıştay, pasifize edilmiş durumdadır.Bu
denetimsizlik içinde türetilen haramiler, milletin kaynaklarını hamuduyla
götürmektedir.
OECD içinde en uzun çalışma süresi bizde,En zayıf
iş güvencesi bizde,Taşeronlaşma bizde,Sendikasızlaştırma bizde,En kötü yaşam
koşulları bizde,En çok gecekondu bizde, En düşük maaş bizde…Ama “Dünyanın en
büyük 17. ekonomisiyiz” diye övünen iktidar da bizde” dedi.
KONCUK: DÜNYADA MEMUR VE EMEKLİSİNİ
MASADA SATAN TEK SENDİKA TÜRKİYE’DE
Sıcak paranın,faizlerin,vergilerin en çok olduğu
ülkenin Türkiye olduğuna vurgu yapan Genel Başkan İsmail Koncuk, Memuru ve
emeklisini masada satan tek sendikanın da Türkiye’de olduğunu belirtti. Koncuk,
“Vatandaşına zırnık koklatmayanlar, milletin kaynaklarını yandaşa, hırsıza,
uğursuza peşkeş çekenler de bizde. Toplam gelirin %10’unu bile alamayan
çalışanlar, toplam gelir vergisinin %62,6’sını ödüyor.
Yani hortumlanan paralar, memurun, işçinin
cebinden çıkıyor. Faizler düştü, ülke coştu diyorlar ya; 2014 bütçesinin %12’si
faize gidecek. Dünyanın en çok sıcak parası bizde, Dünyanın en yüksek reel
faizlerinden biri bizde, Dünyanın en yüksek dolaylı vergi ödeyen vatandaş
bizde...
Ama bizde öyle bir şey daha var ki,
dünyanın başka hiçbir ülkesinde yok:Memurunu, emeklisini toplu sözleşme
masasında satan sendika…İnanın bu sendikanın dünyada bir eşi daha yoktur.
Bunlar, önlerinde 23 gün süre varken, 2 günde
toplu sözleşme imzalayan, Toplam 5 saat içinde, 1150 talebi tek tek anlatıp,
tartışabilecek kadar hızlı konuşabilen, Yüzleri hiç kızarmadan memurun,
emeklinin gözünün içine baka baka gerçekleri çarpıtabilme kabiliyetine sahip,
Hükümetin teklif ettiği rakamın dahi altında bir zamma imza atan,
Bütçede memurlara ayrılan paranın tam 3 milyar
lirasını, Hükümete bırakan, eşsiz(!) sendikacılardır.
Alınan zam ortadadır. Altı da, üstü de 123 lira.
Bunun nesini savunacaksın?
Aile yardımı zammı kaç? Sıfır!
Çocuk parası zammı kaç? Sıfır!
Fazla çalışma ücreti zammı kaç? Sıfır!
Ek ödeme zammı kaç? Sıfır!
Ek ders zammı kaç? Sıfır!
Tazminat zammı kaç? Sıfır!
İkramiye zammı kaç? Sıfır!
İşte bunların bütçesi de, yandaşların
sendikacılığı da koskoca bir sıfırdır.
Hayaldi, gerçek oldu değil mi?
Neredeeen nereye!
Bakınız memurlarımız neredeeen nereye gelmiş!
Bir memur maaşıyla 2012 Aralık’ta;
2 bin 221 kilo patates alabilirken, bugün bin 237
kilo alabiliyor. Erime %44,3.
Bin 342 kilo patlıcan alırken, bugün 895’e
düşmüş. Erime %33,3.
Bin 382 kilo domates, 978 kiloya düşmüş. Erime
%29,3.
Bin 117 kilo sivri biber, 832 kiloya düşmüş.
Erime %25,5.
Bu liste uzayıp gidiyor.
Memurun maaşı, her gün mum gibi eriyip gidiyor.
Ama AKP ile malum sendika kol kola girmiş diyor
ki, “Sana bir yıl için 123 lira yeter de artar.”
Başka?
Başka bir şey yok!
Enflasyon farkı var mı? Yok!
Hizmet kolları var mı? Yok!
Yardımcı Hizmetliler var mı? Yok!
Akademisyenler var mı? Yok!
Görevde yükselme? Yok!
Başta 4/C’liler olmak üzere kadroya geçirilmeyen
personel? Yok!
Hz. Ebubekir diyor ki, “Benim nezdimde sizin en
kuvvetliniz, hakkını alıncaya kadar zayıf olan
kimsedir. En zayıfınız da ondan başkasının hakkı alınıncaya
kadar güçlü kimsedir.” İşte bu sözden
hareketle, haklarını alana kadar en güçlüsü 4/C liler, en zayıfı ise bu
iktidardır.
Eğitim çalışanlarına Yok!
Sağlık çalışanları ve döner sermayeli kurumlarda
çalışanlar? Yok!
Büro çalışanlarına Yok!
Yerel Hizmet çalışanlarına Yok!
Din görevlilerine Yok!
Tarım ve Orman Çalışanlarına Yok!
Postacılar, haber çalışanlarına, Basın yayın
çalışanlarına Yok!
Enerji çalışanlarına Yok!
İmar Hizmet kolu çalışanlarına Yok!
Ulaşım çalışanlarına Yok!
Kültür ve Sanat çalışanlarına Yok!
Tüm ek ödemelerin emekliliğe sayılması? Yok!
Vergi dilimlerindeki adaletsizlik! Yok!
KİT çalışanları? Yok!
Uzmanlar? Yok!
Disiplin affı? Yok!
2005’ten sonra göreve başlayanlara bir derece?
Yok!
Üniversiteli işçiye kadro? Yok!
Emeklilikte yaşa takılanlara umut? Yok!
Taşeronlaşmaya çözüm? Yok!
Kısacası ne bütçede, ne AKP’nin gündeminde, ne de
malum konfederasyonun gündeminde memur yok!
Ama ne var?
Hırsızlık var, yolsuzluk var, arsızlık var!
Yandaşlık var, yalancılık var, yağmacılık var!”
dedi.
KONCUK: BUNLAR, İKTİDARIN EMRİ İLE SÜT
DÖKMÜŞ KEDİYE DÖNEN, MEYDANLARA İNEMEYEN, MASAYA YUMRUĞUNU VURAMAYAN, MEMURUN
ÖNÜNE ÇIKAMAYAN, TATLI SU SENDİKACILARIDIR
Memuru masada satanların, memur ve emeklilerin 2
yılını çaldığını belirten Genel Başkan İsmail Koncuk, “Bu hezimet, neyin
diyetidir?” diye sordu. Koncuk,”Bu vurdumduymaz anlayış yüzünden memurlarımızın
ve emeklilerin sorunları 2 yıl boyunca görüşülmemek üzere, 2015 yılındaki toplu
sözleşme görüşmelerine kadar rafa kaldırıldı, sümen altı edildi.
Soruyorum sizlere, bu mudur tarihi başarı? Bu
mudur son 50 yılın en başarılı toplu sözleşmesi? Bu mudur sendikacılık?
İşte bu hezimetin baş mimarı, 2014 yılının tamamı
için aldıkları 123 lira zammı anlata anlata bitiremeyen, 2015 yılında tam bir
skandala imza atan ve %3+3 sefalet ücretine “Evet” diyen, İktidarın bir emri
ile süt dökmüş kediye dönen, Meydanlara inemeyen, Masaya yumruğunu vuramayan,
Memurun önüne çıkamayan, tatlı su sendikacılarıdır.
Son bir yılda LPG’ye %20 zam yapıldığı, patatesin
%93; kuru fasulyenin %46; ilacın %25; ekmeğin %13; kuru soğanın %12; peynirin
%11 zamlandığı bir ülkede; maaşlara %5,1 zam yapılmasını davul zurnayla
kutlamak mıdır sendikacılık?
Bu hezimet, neyin diyetidir?
AKP, küreselleşme deyince, taşeronlaşma ve
sendikasızlaştırmayı anladı. Büyüme deyince, maaşları reel olarak azaltmayı
anladı. Çağdaşlaşma deyince, yandaş türetmeyi anladı.Demokratikleşme deyince,
despotlaşmayı anladı. Seçim sonuçlarının her türlü hukuksuzluğa cevaz verdiğini
anladı. İstihdam deyince, taşeronlaşmayı anladı. Kamu deyince, memurun iş
güvencesini yok etmeyi anladı.
Ülkeyi bakkal dükkânına çevirdi. İşine gelmeyen
kamu görevlilerini işten atabilmek için 657’yi değiştirmeyi planladığını
söyledi. Memurları “İhbarını, kıdemini verir, kapının önüne koyarsın” dedi.
Reformu yıkım anladı.
Devleti şirket anladı,
Memur köle anladı.
Milleti teba anladı.
Yürütmeyi yanlış anladı.
Velhasıl ne anladıysa, her şeyi yanlış anladı.”
dedi.
KONCUK: TERÖRİSTE KAFA YORDUNUZ,
İHALELERE KAFA YORDUNUZ, OSLO’DA PAZARLIKLARA KAFA YORDUNUZ ANCAK, MEMUR VE
EMEKLİYİ UNUTTUNUZ, ŞEHİT ANALARININ GÖZYAŞLARINI UNUTTUNU
Genel Başkan İsmail Koncuk, Milyonlarca memurun,
emeklinin sorunlarını nasıl çözeceklerine kafa yormayanların, teröristin
yollarına kırmızı halılar serdiğini, ayakkabı kutuları içlerine milyon dolarlar
biriktirdiklerini, şehit analarının gözyaşlarını unuttuklarını söyledi. Koncuk,
“Memura 100 lira verirken elleri titreyenler, yandaşa 100 milyarlarca EURO’luk
ihaleleri güle oynaya verdiler, komisyonları ceplerine indirdiler.
Hak ettiğini isteyen memura zulmü reva görenler,
teröristin yollarına kırmızı halılar serdiler. Beraber yürüdüler, beraber
yürüttüler ama yolun sonuna geldiler. Yaptıkları tüm hukuksuzlukların üstünü
örtmekte mahir davrananlar, ayakkabı kutuları içinde ülkenin kaynaklarını cebe
indirenler, bir de yüzleri kızarmadan mağdur edebiyatı yapabilmektedirler.
Gemi değil, gemicik; Hırsız değil, hırsızcık;
Kutu değil, kutucuk diyenler, koca bir yıl için memura reva gördükleri 123 lira
zamma da uygun bir ad koysunlar.
İşlerine geldiğinde, altlarına zırhlı araç tahsis
ettikleri savcıları, işine gelmediğinde hain ilan edeceklerine;
Askere kurşun sıkanlara hain desinler.
Boğazlarına kadar girdikleri yolsuzluk batağından çıkabilmek için bir gecede,
yönetmelikleri değiştirip, yargı denetiminden kaçacaklarına; Milyonlarca
memurun beklediği yasa değişikliklerini yapsınlar.
Bu ülkeyi yönetenler, yürüttükleri paraları
nereye saklayacaklarına kafa yoracaklarına; Milyonlarca memurun, emeklinin
sorunlarını nasıl çözeceklerine kafa yorsunlar.
Yakınlarının, akrabalarının kârına kâr katmak
için düşüneceklerine; Milyonlarca memur ve emekliye verdikleri %3+3 zammı nasıl
yükseltirim diye düşünsünler.
Oslo’da, İmralı’da, teröristle bu ülkenin
temeline dinamit koymanın müzakeresini yapacaklarına; Memurlarımızla oturup,
çağdaş bir kamu yönetimi oluşturmanın müzakeresini yapsınlar.
Ülkeyi bölmenin hesaplarını yapacaklarına;
Kardeşliği pekiştirmenin hesaplarını yapsınlar.
Yıllarca 27 Mayıs deyip, 12 Eylül deyip, 28 Şubat
deyip darbe edebiyatına sığınacaklarına; Kamu yönetimine, yerel yönetimlere,
Kamu İhale Kanununa, Görevde Yükselme Yönetmeliğine, Yargıya, sağlık, eğitim ve
sosyal güvenliğe, sosyal devlete, bu ülkenin birliğine, bütünlüğüne
indirdikleri darbenin muhasebesini yapsınlar.
Irak’ı işgal eden Amerikan askerleri için gözyaşı
dökeceklerine; Bir kerecik de bu topraklar için toprağa düşen şehitlere, şehit
analarına gözyaşı döksünler.” dedi.
Namusluyu ezip, memurları fişleyip, bizden,
bizden olmayan diye ayırmadınız mı? Haramiliği hortlatıp, yandaşları ayrı
tutup, kayırmadınız mı? Dilinizden düşürmediğiniz Allah’ın
adaletinin, bir gün tecelli edeceği gerçeğini hiç aklınıza getirmez misiniz?
Andımızı kaldırmanızın altındaki hikmet de
böylece açığa çıkmıştır. Siz, “Türk’üm, doğruyum, çalışkanım” diyemezsiniz.
Çalışmadan kolay yoldan kazanma, Harun gibi gelip Karunlaşma derdinde olanlar
“çalışkanım” diyemez.
Yetimin, garibin, öksüzün, dulun, işsizin,
milletin parasını ayakkabı kutularına gizleyenlerin doğrulukla işleri olamaz.
“Yol yapıyoruz” diyerek kendi yolunu bulup; işçiye, memura, asgari ücretliye,
emekli, dul ve yetime yolunu kaybettirenler, andımızı ağzına dahi alamaz.”
dedi.
KONCUK: BU ÜLKENİN EVLATLARI İÇİN
“İSTİKLAL” MÜCADELESİ VERENLERLE, KENDİ EVLATLARI İÇİN “İSTİKBAL” MÜCADELESİ
VERENLERİ AYIRT ETMEK, HEPİMİZİN NAMUS BORCUDUR
“Yolsuzlukları açığa çıkarıp, sorumlularından
hesap sormak, hepimizin namus borcudur” diyen Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı
İsmail Koncuk, “Bugün maskelerin düştüğü, gerçeklerin ortaya çıktığı gündür”
ifadelerini kullandı. Koncuk,”11 yılda memuru perişan eden, büyümenin külfetini
sırtımıza yükleyip, kaymağını yandaşına peşkeş çeken iktidarın kutusu açılmış,
kirli mahremi ortaya saçılmıştır.
Biz, bu ülkeye bir çivi çakana minnet duyarız ama
ülkenin çivisini çıkartanlara karşı, susan dilsiz şeytanlardan olmayacağız.
Operasyon yapanlar için “Babamın oğlu olsa affetmeyeceğim.” diyen Sayın
Başbakan, “Yolsuzluk yapan babamın oğlu olsa affetmeyeceğim, sonuna kadar
gideceğim.” diyemiyor.
Evlerine ekmek götüremedikleri için canına kıyan
insanların, çöplüklerden yiyecek toplayan çocukların olduğu, soğuktan
bebeklerin donduğu bir ülkede yetkililer, heba ettikleri kaynakların hesabını
kuruş kuruş vermek zorundadır.
Namusu, şerefi, imanı, vicdanı olanlar, bu
milletin kaynaklarına sahip çıkmakla mükellef olduklarını bilirler.
Yolsuzlukları açığa çıkarıp, sorumlularından hesap sormak, hepimizin namus
borcudur.
Bu ülkenin evlatları için istiklal mücadelesi
verenlerle, kendi evlatları için istikbal mücadelesi verenleri ayırt etmek,
hepimizin namus borcudur. Bu milletin kaynaklarını korumak için toprağın
altında yatanla, bu milletin kaynaklarıyla sırça köşklerde yatanları ayırt
etmek, hepimizin namus borcudur.
Bu millet için “Türk’üm, doğruyum, çalışkanım” diye
başlayan yemininin esiri olanlarla, servet, şöhret ve şehvetin esiri olanları
ayırt etmek, hepimizin namus borcudur. Memur, emekli ve aileleriyle
birlikte, 20 milyon vatandaşımızın bir yıllık bütçesini, bir kalemde yandaşa
ihale olarak verenlere, “Hırsıza değil, memura bütçe yap” demek hepimizin namus
borcudur.
Bugün maskelerin düştüğü, gerçeklerin ortaya
çıktığı gündür. Bugün; akla karanın belli olduğu gündür. Bugün; iktidarın
koltuğunun altına saklananların, şahsi menfaatleri için hırsıza, yolsuzluk
yapana prim verenlerin değil, yürekli olanların günüdür. Bugün; yargıdan
kaçanların, milyonların vicdan mahkemesinde yargılandığı gündür.
Bugün; memurların haklarını koruduğunu iddia eden
sözde sendikaların, kaçacak delik aradığı gündür. Bugün; memurlarımızın cevap
hakkını kullandığı gündür. Bugün; memurlarımız; milli gelirden hakkını istemek
için Türkiye’nin dört bir yanından buraya koştular.
Bugün, tüm haksızlıklara karşı meydan okuyan ve
tüm riyakârların günahlarını suratlarına çarpan bir Türkiye Kamu-Sen var.
Bugün, inanın ki tüm emekliler, tüm memurlar, tüm Türkiye “İyi ki Türkiye
Kamu-Sen var” diyor.
Yaşasın haysiyet, şeref, namus ve hak
mücadelemiz! Yaşasın Türkiye Kamu-Sen!
Ne mutlu Türküm diyene!”” dedi.
Mitingimiz Genel Başkanımız’ın konuşmasının
ardından hep bir ağızdan “ANDIMIZ”ın okunmasıyla birlikte tamamlandı.
“HIRSIZA DEĞİL, MEMURA BÜTÇE” mitingimize
Genel Başkanımızla birlikte, Türkiye Kamu-Sen Eski Genel
Başkanı Bircan Akyıldız, İlksan Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Yılmaz, Türk
Sağlık-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, Türk Büro-Sen Genel Başkanı Fahrettin
Yokuş, Türk Yerel Hizmet-Sen Genel Başkanı İlhan Koyuncu, Türk Diyanet
Vakıf-Sen Genel Başkanı Nuri Ünal, Türk İmar-Sen Genel Başkanı Necati
Alsancak, Türk Enerji-Sen Genel Başkanı Celal Karapınar, Türk Tarım Orman-Sen
Genel Başkanı Ahmet Demirci, Türk Haber-Sen Genel Başkanı İsmail Karadavut,
Türk Ulaşım-Sen Genel Başkanı Nazmi Güzel, Türk Kültür Sanat-Sen Genel Başkanı
Hasan Hüseyin Yılmaz, Türk Emekli-Sen Genel Başkanı Osman Özdemir, Genel Merkez
Yöneticilerimiz, Türkiye’nin dört bir yanından gelen İl Temsilcilerimiz ve Şube
Başkanlarımız, Kamu çalışanları ve vatandaşlar katıldı.

