Aziz Türk milletinin varlığını, sonsuza dek sürdüreceğinin müjdesi olarak, tarihe ve milletimize mal olan ve Allahın izniyle ebediyete kadar söylenecek olan İstiklâl Marşımızın kabul edilişinin 95’nci yıldönümünü hürmet ve hayranlıkla idrak ediyoruz.
Vatanımızın düşman işgaline uğradığı felaket günlerinde Türk Milletinin bağımsızlık için mücadelesi verdiği Kurtuluş savaşının en zorlu safhalarında, vatan sevgisini ve hürriyet inancını canlı tutacak İstiklâl Harbi`nin milli bir ruh içerisinde kazanılması imkânını sağlamak amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı, 1921 yılında bu hususta bir şiir yarışması düzenledi. Beğenilen güfte için 500 lira ödül verilecekti.
Söz konusu yarışmaya toplam 724 şiir katılmıştır. Kazanan güfteye para ödülü konduğu için önce yarışmaya katılmak istemeyen Burdur milletvekili Mehmet Akif Ersoy, Maarif Vekili Hamdullah Suphi`nin ısrarı üzerine, Ankara`daki Taceddin Dergahı`nda yazdığı ve İstiklal Harbi`ni verecek olan Türk Ordusu`na hitap ettiği şiirini yarışmaya koymuştur.
Bayrak ve İstiklal Marşı Türk Devleti ve Milletinin bağımsızlığının simgeleridir. İstiklal Marşı, Mehmet Akif Ersoy tarafından yazılmıştır. Şiir,1 Mart 1921’de dönemin Milli Eğitim Bakanı olan Hamdullah Suphi Tanrı över tarafından TBMM’de okundu. Alkışlarla karşılanan 12 Mart 1921’de Türk İstiklal Marşı olarak kabul edildi.
Mehmet Akif Ersoy, kazandığı şiir yarışmasının ödülü olarak kendisine verilen 500 lirayı, çok gereksinimi olduğu halde Türk ordusuna bağışlamıştır.
Büyük vatan şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un derin irfanıyla somutlaşan, vatan ve bayrak sevgisiyle ruh kazanan, milletimizin şanlı ve iftihar edilecek mücadelesiyle zirveleşen istiklalimizin edebi dizeleri, elbette bizim için çok büyük değer ve önemdedir.
İstiklal Marşımız, tarihte esarete düşmemiş bir milleti boyunduruk altına alma girişimlerine karşı; milli vicdanların direnişini, vatan sevgisinin dirilişini ve yüreklerin diklenişini simgeleştirmiştir.
Her satırında özlemin ve her kelimesinde kudretin ifadeleri bulunan bu manzum haykırışın; kurtuluş mücadelemizin sesi, nefesi ve mesajı olduğu kuşkuya yer bırakmayacak kadar belirgindir.
Varlığımıza göz diken gafillerin ve şehit kanıyla sulanmış topraklarımızı kirletmeye cüret eden emperyalist mihrakların, bağımsızlığımıza zincir vuramayacağı istiklalimizin şiirsel beyanıyla herkese duyurulmuş ve ilan edilmiştir.
Büyük bir aşkla, inanmışlıkla kaleme alınan mısralar, bizim için müşterek bir cevher, Türk milletine mensubiyetten gurur duyanların ortak hazinesidir.
Verilen millet mücadelesini, gösterilen kahramanlıkları, çekilen çileleri ve bağımsız yaşama iradesini satırlarında destanlaştıran ve özetleyen İstiklal Marşımız, aziz milletimiz yaşadığı sürece ihtiva ettiği derin anlamıyla eskimeyecek ve kalplerde asılı durduğu yerden inmeyecektir.
Mehmet Akif Ersoy 1873-1936 yılları arasında yaşamış ünlü bir şairimizdir. Safahat adlı bir eseri vardır. İstiklal Marşı‘nı hiçbir eserine almamıştır. Nedeni sorulduğunda ’’ O benim değil İstiklâl Marşı Türk Milleti`nin eseridir.’’ demiştir. İstiklal Marşı yeniden yazılamaz mı? Sorusuna da ’’ Allah Türk Milletine bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın.’’ Diye cevap vermiştir. Hür, güçlü, medeni, mutlu insan olmanın yolu bağımsızlıktan geçer. Türk Milleti, özgür ve bağımsızlığından asla ödün vermemiştir.
Mehmet Akif ERSOY’un İstiklâl Marşımızın son kıtasında
“Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl;
Olsun artık dökülen kanlarımızın hepsi helâl;
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl ;
Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklâl ! “
dile getirdiği gibi Bağımsızlığını korumakta kararlıdır.
Bu itibarla; Bağımsızlığımızın simgesi Bayrağımızın sonsuza dek dalgalanması, Vatanımızın bekası, milletimizin bahtiyarlığı dileğiyle, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ,İstiklâl Marşımızın yazarı Mehmet Âkif Ersoy’u, Bu cennet vatanı bize miras bırakan kahraman şehitlerimizi gazilerimizi minnet, şükran ve rahmetle anıyoruz.
TÜRK DİYANET VAKIF-SEN GENEL MERKEZİ