
Bayram, sevinç ve neşe günü demektir. Her milletin, her toplumun öteden beri kutladıkları dinî günleri ve bayramları vardır. Müslümanların da Ramazan ve Kurban Bayramı olmak üzere iki büyük bayramı vardır.
Bayramlar, dinî ve millî duyguları geliştirmek; birlik, beraberlik ve kardeşlik bağlarını pekiştirmek; insanlar arasında huzur ve mutluluğu sağlamak açısından toplum hayatımızda belli bir öneme sahiptir. Çünkü bayramlar, sosyal dayanışmanın en güzel şekilde yaşandığı; toplum fertlerinin birbiriyle kaynaştığı; dargınlıkların unutulduğu, küslerin barıştığı; sevinç ve kederlerin paylaşıldığı; sevgi, saygı ve kardeşlik duygularının doruk noktaya ulaştığı, müstesna mutluluk günleridir.
Bayram günleri, akraba ve komşularımızla olan ilişkilerimizi kuvvetlendirmek; eş, dost ve akraba ziyaretinde bulunmak; şefkate, ilgi ve alakaya muhtaç öksüz ve yetimlerle ilgilenmek; fakir-fukaranın ihtiyaçlarını gidermek için fırsat günleridir. Yoksa tatile ve turistik yerlere kaçma vesilesi değildir.
Öyleyse, bu bayramda büyüklerimizi, anne-babamızı, yakınlarımızı, komşularımızı ve dostlarımızı ziyaret edelim. Bizzat ziyaretine gidemediğimiz yakınlarımıza hiç olmazsa çeşitli iletişim vasıtalarıyla ulaşarak bayramlarını tebrik edelim. Küsleri barıştırıp, aramızdaki dargınlıklara-kırgınlıklara mutlaka son verelim.
Bayramlar; sevinç ve coşkuyu toplumun her yanına, her kesimine yaymak; kederli, hüzünlü ve gönlü kırık kimselerin de bayram etmelerini sağlamakla gerçek gayesine ulaşabilir. Bunun için, çocuk yuvalarında bayram sevinci yaşamayı bekleyen yavrularımızı, huzur evlerinde evlatlarının yolunu gözleyen yaşlılarımızı, huzurumuzu sağlamak üzere görevleri başında nöbet tutan güvenlik güçlerimizi, hastanelerde türlü dert ve hastalıklarla mücadele eden kardeşlerimizi de ziyaret ederek bayramın sevinç ve mutluluğunu onlara da taşıyalım.
TÜRK DİYANET VAKIF SEN GENEL MERKEZİ