SİYASET DİYANETTEN
DİYANET SİYASETTEN UZAK DURMALI
Diyanet İşleri Başkanlığımızın ülke gündeminde ve seçim meydanlarında tartışılması dikkat çekmektedir. Diyanetin her türlü çıkar ve konum kazanmak uğruna malzeme yapılması, kısır çekişmelere ve polemiklere vesile kılınması, Dinine ve Değerlerine ihtiram ve saygıyla bağlı aziz Türk Milletini ve Diyanet çalışanlarını üzmüştür.
Seçim meydanlarında, toplantılarda konum ve üstünlük sağlamak için her makam ve mevkideki Devlet yöneticisi ve siyasetçiler Dini değerler ile Diyanet üzerinden polemik yaşatmaktadırlar. Diyanet işleri başkanlığı hizmetleri ile değil araba ve Uçak haberleri ile kamuoyunda yer almaktadır.
Bazı siyasi kişilerin dini değerlerle (Kur’an göstermek,şahıslara kutsiyet ifade etmeleri, yanlış işlerine ayetleri tevil etme zilleti, peygamberimizle ilgili benzetmeler gibi) ilgili açıklamaları sebebiyle, bunlara cevap verilmediği ileri sürülerek Diyanet tartışılmaktadır.
Öncelikle her makam ve mevkideki Devlet yöneticilerinin ve siyasetçilerin sonrada kurum yöneticileri ile çalışanlarının, Gayretullaha dokunacak, Diyanetin saygınlığına halel getirecek açıklama ve beyanlardan uzak durmalarını, hassasiyetle hatırlatmayı görev sayıyoruz.
DİN KİŞİLERİ VE TOPLUMLARI ETKİLEYİCİ EN ÖNEMLİ DEĞERDİR.
Dinin toplumda çok önemli ve saygın bir yeri vardır. Din İnsanla beraber vardır. Dinin ve Diyanetin konumu ve etkisi sebebiyle siyasetin ilgisini çeken bu cazibeli alan; siyasetçi için siyasette sonuca ulaşmak için kullanılmış ve halende kullanılmaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığı Kurumu ve din adamları da siyasetin ilgisini çekmiştir ve çekmektedir. Bu alan siyasette ve ticarette güç elde etmek üzere, kazınılan gücü ve konumları korumak için siyasi ve ticari hayatın önemli bir parçası oluşturulmaktadır.
DİN SİYASETİN EMRİNE UYMAZ. SİYASET DİNİN EMRİNE UYMALIDIR!
Ülkemizde Din Hizmetleri Diyanet İşleri Başkanlığı eliyle yürütülmektedir. Diyanet İşleri Başkanlığı kurulduğu andan itibaren, Türkiye Cumhuriyetinin meşru temel hukuk kuralları ile vücut bulmuş; anayasal, yasal, sosyal ve hukuki ihtiyaçlardan doğmuş bir kurumdur.
Osmanlı Devletinde Şeyhül-İslam eliyle yürütülen ve yönetilen Din İşleri; l920-1923 tarihleri döneminde, Şeriyye ve Evkaf Vekaleti tarafından yürütülmüştür. Cumhuriyet Hükümetinde yerini koruyan Şeriyye ve Evkaf vekaleti, 3 Mart l924 tarih ve 429 sayılı kanunla kaldırılmıştır. Kanunun gerekçesinde “ Din ve ordununun siyaset cerayanları ile alakadar olması birçok mehaziri (Mahzurları içermektedir) dairdir. Bu hakikat bütün medeni milletler ve hükümetler tarafından bir düsturu esasi olarak kabul edilmiştir.” denilmiştir.
Eski Diyanet işleri başkanlarımızdan Prof.Dr.Ali Bardakoğlu “3 Mart 1924’de aynı Kanunla kurulan Genelkurmay Başkanlığı gibi siyaset üstü bir kurum olarak tasarlanan Diyanet İşleri Başkanlığının başlangıçta yüksek itibarlı bir kurum olarak tasavvur edildiğini, ancak bu öngörünün ve bu yöndeki ilk dönem uygulamaların ileriki dönemlerde çok iyi algılanamadığını, korunamadığını ve kurumun giderek sıradanlaştırıldığını söylersek kimseye haksızlık etmiş olmayız. Şeklinde ifadesi ile, Yine eski başkanlarımızdan Mehmet Nuri Yılmaz, "Meydanlarda Kuran göstermek doğru değil, camiler siyaset mekânı değil oralarda propaganda yapılması asla tasvip edilemez” diyerek siyasetin Diyanet için olumsuz etkisine dikkat çekmişlerdir.
Diyanetin kuruluşunda siyasetten ayrıştırılması öngörüsü, tartışmaların yaşandığı günümüzde daha iyi anlam bulmaktadır.
Diyanet İşleri Başkanlığının Temel İlkeler ve Hedefleri (web Sahifesinde)
Laiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasi görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek (Anayasa md. 136), İslam Dini`nin inanç, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek. (633 S.K. md.1).
İslam Dini ile ilgili her konuda referans alınan en etkin ve saygın bir kurum olmak. Din konusunda mezhep, anlayış ve uygulama ayrımı yapmadan vatandaşlık esasına göre hizmet sunmak. Sürekli bilgi üretmek, bilgiyi toplumla paylaşmak ve güncel sorunlar hakkında yerinde ve zamanında açıklama yapmak.” olarak belirlemiştir.
Diyanet İşleri Başkanlığı, ülkemizin bölünmez bütünlüğüne milletimizin kaynaşmasına önemli katkı sağlayan güzide bir kurumdur. Devletin laiklik ilkesi, sunulan hizmetler ve faaliyetler itibariyle de beklentilerin, taleplerin ve tartışmaların olduğu bir kurumdur.
“Diyanet, dini bilgi neyse ona göre hareket eder. Siyasetle, -iktidar olsun, muhalefet olsun- paralel veya ters düşme gibi bir kaygıyla hareket etmez.” Prof. Dr. Ali Bardakoğlu
Diyanetin yapmış olduğu güzel hizmetlerini konum ve güç kazanmak için, kendilerine mal etmek, siyasi propaganda malzemesi yapmak veya Diyanet hizmetlerini küçük düşürmeye çalışmak, Diyaneti günlük siyasi çekişmeler içerisine çekmek, Diyanetin varlığını tartışmaya açmak, Diyanet üzerinden İslam dinine, dini değerlere saldırıda bulunmak, hafife almak kabul edilebilecek hususlar değildir.
Diyanet İşleri Başkanlığı kutsal ve la yüs’el bir kurum değildir.
Diyanet İşleri Başkanlığını istismar etmek, Dine saygısızlıktır.
Diyanet Ulvi ve kutsal bir amaca hizmet etmektedir. Hizmetindeki amacı kutsaldır. Diyanet gibi milletimizi dini konularda aydınlatan kuruma saygısızlık yapılmamalıdır. Ulvi bir görevi yerine getiren siyaset üstü bu kurumun hizmetleri küçümsenmemelidir. Hiçbir şekilde hakaret edilemez ve Diyanetin varlığı tartışmaya açılamaz. Diyanetin kapatılmasını teklif etme siyasi parti kapatma sebebidir. Diyanetin yaptığı hizmetlerin daha verimli olması için saygı çerçevesinde görüşler açıklanabilir ve önerilerde bulunulabilir. Diyanet çalışanlarından ferdi olarak yanlış yapan olursa, bunlar da eleştiriye açıktır.
DİYANET İYİ YÖNETİLMİYOR
Diyanet işleri Başkanlığımız önemli konumu itibariyle milletimizin büyük saygı duyduğu kurum olmakla birlikte iyi yönetilememektedir. Kurum çalışanlarını ve emeklerini küçümseyen yönetim anlayışıyla etkin ve başarılı bir hizmet verilemez.
Kurum dışından gelen yöneticilerce yaşanan sorunlar iyi tespit edilemediğinden, görevlinin durumu, psikolojisi, talep ve beklentileri dikkate alınmadığından, sıkıntılar yaşanmaktadır. Rotasyon uygulaması ve sınav eziyetleri görevliyi bunalıma sürüklemiştir. Çalışanlara karşı ilişkiler son derece katı ve resmidir. Çalışanlar arasında düşünce ve sendikal üyelikten dolayı ayrışma ve ötekileştirme yaşanmaktadır.
Siyaset hiçbir dönemde olmadığı kadar kuruma müdahil olmaktadır. Bununla ilgili müracaatımıza rağmen bir açıklama yapılmadığı gibi tedbir de alınmamıştır. İthal yönetici tayini ile yıllarını bu kuruma vermiş insanların emekleri küçümsenmiştir. Kurumu bugünlere taşıyan yıllarını din hizmetine veren insanların emeği değer ve saygı görmemektedir. Bazı kendini bilmez siyasetçilerin şımarık tavırları idarecileri sindirmektedir. Diyanetin hizmet sunduğu alanlardaki bazı faaliyetler siyasi olarak değerlendirildiğinden kurumun saygınlığına zarar vermektedir.
Ayrıca şu seçim döneminde: Bazı Müftülüklerce görevlilere, bazı açılış ve mitinglere aileleriyle birlikte katılma (katılım için zorunluluk ifade eden ve imza atmalarını içeren) mesajlarının çekilmesi önemli ve anlamlı bir sıkıntıdır. Ayrıca seçime katılan personelin atanmaları ile ilgili 633 SK’un 10.ncu ve AYD yönetmeliğinin 14. Maddelerindeki (eski görev yerlerine dönemez) esaslarına aykırı bazı görevlilerin yapılan atamaları (eski görev yerlerinde görevlendirme) uygulaması ile,
Diyanet İşleri Başkanlığı Genelge 2007 MADDE 2- (1) yer alan:”Hiçbir personelimiz; herhangi bir siyasî parti, kişi, kuruluş ve zümrenin yararını ve zararını hedef alan söz, fiil ve davranışlar sergilemeyecek, görevini yerine getirirken dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç ve mezhep ayırımı yapmayacak, siyasî ve ideolojik amaçlı beyan ve eylemlerde bulunmayacak ve bu kabil eylemlere asla katılmayacaktır.” Esasları ile çelişerek kurum yıpratılmıştır.
Diyanet hiçbir dönemde bu kadar kamuoyunda tartışılır duruma düşmemiştir. Dini değerler ve programlar siyasetten uzak tutulmalı, diyanet yönetimi bu konuda dikkatli ve duyarlı olmalıdır. Yapılan açıklamalar, faaliyetler ve harcamalar temkinli ve mütevazi olmalıdır. Diyanet çalışanları olarak bizlerde siyasi görüntü ve anlayışlara sebeb olabilecek polemiklere ve tartışmalara fırsat vermemeliyiz.
Din ve diyanetle ilgili olarak siyasiler de idareciler de bir şey söylemeden önce iki kere düşünmeli ve ellerini de dillerini de Diyanetten çekmelidir. Diyanet üzerinden kimse kendisine konum, güç ve meşruiyet kazanmaya kalkmasın.
Diyanet olmadan Devleti yönetmek çok zordur.
Diyanet İşleri Başkanlığı Türkiye Cumhuriyeti Devleti`nin temel kurumlarından birisidir” “Türk devleti, Genelkurmay Başkanlığı olmadan nasıl yönetilemezse Diyanet İşleri Başkanlığı olmadan da yönetmek mümkün değildir. Seven sevmeyen herkes bunu bir kere kabul etsin. Diyanet İşleri Başkanlığı bir siyasi kuruluş değildir. Diyanet bir mezhebin de kuruluşu değildir. Mensubu bulunduğumuz ve şeref duyduğumuz İslam dini adına toplumu aydınlatma görevini üstlenmiştir.”
Diyanetin tartışılması demokrasi filan değildir. Eksikleri görüşülebilir, hizmet anlayışı yeniden gözden geçirilmesi konusunda tavsiyeler olabilir ama bu kurum yıpratılmamalı. Diyanetin siyasete ve istismara konu yapılması Dini değerlerimize saygısızlık olarak algılanır. Diyanetin varlığı Devletin dirliğinde, milletin bütünlüğünde çok büyük katkı sağlamaktadır. Diyanet kaldırıldı mı! sayısız din meydana çıkar. Millet bir birini yer."
Kamuoyuna saygı ile duyurulur. 29.05.2015
TÜRK DİYANET VAKIF-SEN GENEL MERKEZİ