Hakkını korumak ve hak aramak önemli bir meziyettir.
Hak aranırken kamu malına zarar vermek, cam kırmak, araba yakmak çevreye zarar vermekten başka bir şey değildir.
Eylemlerde de sağduyulu davranmak, başkasının hakkını gasp etmemek gerekir.
İdarecilerin adalet üzere davranması ve herkesi eşit görmesi problemlerin çözülmesine en büyük katkıyı sağlayacaktır.
Adaletli olmak, adaletli davranmak ve insan haklarına saygı Yüce Dinimiz İslam`ın en önemli prensiplerindendir.
Adaletin olmadığı yerde huzursuzluk, haksızlık, adam kayırmacılık, kargaşa ve karmaşa hakim olur.
Öncelikle adaleti tesis etmek ülkeyi yönetenlerin ve bütün idarecilerin asli görevidir.
Yüce Allah (c.c.) Hucurat Suresi 9. ayette şöyle buyuruyor: “Adaletli davranın. Şüphesiz Allah, adil davrananları sever."
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sas) 632 yılında yüz binden fazla müslümana irat ettiği tarihi hutbesinde; “Bütün insanların eşit olduğunu, can, mal ve namuslarının kutsal olup her türlü tecavüzden korunduğunu” cihana ilan etmiştir.
Hangi görüş ve anlayışta olursa olsun, can, mal ve namus insanların dokunulmaz haklarıdır.
Demokrasilerde düşünceler (hakaret, tehdit, aşağılama vs olmadan) hiçbir baskı ve korku olmadan özgürce ifade edilebilmelidir. Bu görüşlere de tahammül gösterilmelidir.
Bunu oluşturmak ta adalette olduğu gibi idare edenlerin asli görevlerindendir.
Kimsenin kimseye benim gibi giyinmiyorsun, konuşmuyorsun, davranmıyorsun diyerek aşağılaması, hakaret etmesi, şiddet uygulaması kabul edilemez.
Toplumun bütün kesimleri birbirini anlayabilmeli, birbirine tahammül gösterebilmeli ve Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (sas) şu uyarısına kulak verebilmelidir;
“Ey Allah`ın kulları! kardeş olun"
TÜRK DİYANET VAKIF-SEN