Türkiye Kamu-Sen Manisa İl Temsilciliği tarafından düzenlenen il istişare toplantısı 09 Şubat 2013 Cumartesi günü yapıldı.
Toplantıya Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Türk Sağlık-Sen Genel Başkan Önder Kahveci, Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Başkanı Nuri Ünal, Türk Haber-Sen Genel Başkanı İsmail Karadavut, Genel Merkez Yöneticileri, Türkiye Kamu-Sen’e bağlı sendikaların Manisa ve İzmir şube başkanları, yönetim kurulu üyeleri ve ilçe temsilcileri katıldı.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasının ardından Kur’an-ı Kerim okunarak toplantıya başlandı.
Açılış konuşması Türkiye Kamu-Sen Manisa İl Temsilcisi Mustafa Genç tarafından yapıldı.
Genel Başkan Nuri ÜNAL toplantıya katılan temsilcilere hitaben bir konuşma yaptı. Genel Başkan Ünal özetle; “Hak arama mücadelesini yapmanın zor olduğu şu günlerde, bu birlikteliği oluşturan bütün temsilcilere ve üyelere teşekkür ederim. Türkiye Kamu-Sen ve üye sendikaları ülkemizin birliği, dirliği ve bütünlüğü için yılmadan yorulmadan çalışmalarına devam etmektedir. Üyelerimizin, bütün çalışanların ve geleceğimiz yavrularımızın huzurlu mutlu ve başı dik olarak yaşamalarına katkı sağlamak için sendikal hareketin içerisindeyiz.
Bizler ayrışmanın değil birleşmenin, kavganın değil esenlik ve huzurun yanındayız. Doğru ve güzel nereden ve kimden gelirse ona destek oluruz. Adaletsizlik, haksızlık ve hukuksuzluk nereden ve kimden gelirse onun karşısında üyelerimiz adına dimdik ayakta duran bir anlayışa sahibiz.
Hakkı tutup kaldırmak, hak aramak zor bir iştir. Bu zorluğa herkes dayanamayabilir. Güne ve güce göre değil, hakka ve adalete göre tavır alan bir anlayış bizim şiarımızdır. Hak davalarını savunmak herkesin işi de olmayabilir. Bunu inançlı, yarınlara sevdalı insanlar yani sizler başarabilirsiniz. Onun için hepinizi tekrar kutluyorum. Artık Türkiye Kamu-Sen’in ve sendikalarının yetkili olma zamanı gelmiştir. Biraz daha çalışarak bunun başarabiliriz” dedi.
Daha sonra Türk Haber-Sen Genel Başkanı İsmail Karadavut ve Türk Sağlık-Sen Genel Başkan Önder Kahveci birer konuşma yaptılar.
Son olarak Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk temsilcilere hitaben şöyle dedi;
“Çalışma hayatımız tehditlerle dolu. Emin olun; böyle giderse yarın, bugünümüzü arayacağız. Yaşanan gelişmeler, gelecek ile ilgili kaygılı olmamıza yol açıyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun değişmesi ile ilgili sözleri malumunuz. Biz de kanunun değişmesi gerektiğini düşünüyoruz, ama neyin, nasıl değişeceği konusunda Hükümet ile yollarımız ayrılıyor. Hükümetin kafasındaki değişiklik, iş güvencesini ortadan kaldırmaya yöneliktir. İktidar milletvekilleri, Anayasa Komisyonu’na Anayasa’nın 128. Maddesiyle ilgili verdikleri teklifle, bu niyetlerini çok net ortaya koydu. Tüm kamu çalışanları buna dikkat etmelidir. Anayasanın 128. Maddesi devlet memurluğunu tanımlıyor. Bu maddeyi değiştirme arzusunda olanların, Türkiye’de esnek istihdamı öngördüklerini bilmemiz lazım. Esnek istihdam nedir? Ucuz işgücü teminidir. Sömürüye dayalı bir anlayıştır. Kadrolu, iş güvenceli istihdam modelinin tam tersidir. Biz, çocuklarımızı taşeron patronlar zengin olsun, birilerinin malı, mülkü katlansın diye mi iki gözümüz gibi büyüttük, onları üniversitede okuttuk?
Bu noktada bir şeyi düşünecekler: Türkiye Kamu-Sen’in mücadele azmini hesaba katacaklar. Türkiye Kamu-Sen olarak, bu konuda üzerimize düşen tüm vazifeyi yerine getirdik. Adına sendika diyen, ama uyuyan bazı sendikaları da kendine getirdik. Ne yazık ki; ‘yetkili sendikayım’ diye bol keseden atıp, yetkili sendika olmanın sorumluluğunu yerine getirmiyorlar. Neyse ki, artık bu sendikalar da toplantılarında iş güvencesine değiniyorlar. Bizim iki yıldır dile getirdiğimiz bu tehlikeleri, onların bugün görebilmesi sevindiricidir.
Konfederasyonların, -sendikal anlayışları ne olursa olsun- iş güvencesi konusunda el ele vermesi gereken zaman gelebilir. Türkiye Kamu-Sen olarak; kamu çalışanlarının başına bela edilmek istenen düzenlemeler ile ilgili diğer konfederasyonlar ile el ele, kol kola veririz; şayet bizimle el ele, kol kola vermezlerse, tek başımıza mücadele ederiz.
Memurlara yönelik bu düzenlemeleri yapmayı planlayanlar, 2 milyon 600 bin kamu çalışanının sessiz kalacağını; ‘Biz şu kadar oy aldık, kimse bize bir şey diyemez’ diye düşünmesin. Siyasi erk bilmelidir ki; 2 milyon 600 bin kamu çalışanı, Cumhuriyet tarihinin en önemli kazanımı olan iş güvencesini teslim etmez.
Kamu çalışanlarının iş güvencelerini kaldıramayacağını gören Hükümet, bu kez ‘kamu çalışanları tanımını yeniden yapalım, devletin asli ve sürekli işlerini tanımlayalım’ demeye başladı. Ne yani, 20 senedir kendisini devlet memuru olarak tanımlayan insan, artık başka bir şey mi olacak? Pişmiş aşa su katmak olmaz. Tüm bu tehditleri siz değerli arkadaşlarımın iyi bilmesi lazım. Peki bu konuda nasıl bir tedbir almalıyız? Bu sorunları çözmenin tek yolu var; o da dirençli, mücadeleci sendikal anlayıştır. Kendisini tehdit eden anlayışla mücadele etmeyen bir sendikal anlayış palazlanıyorsa, kamu çalışanları da buna zemin hazırlıyorsa, o halde kamu çalışanları yanlış yoldadır demektir. Tercihlerimizi sendikal anlamda sağlam bir şekilde yapmalıyız. Büyük tehditleri görmek zorundayız. Eğer bunu yapmazsanız, en büyük kazanımlarımız elimizden gidecek. Diğer yandan hiç kimsenin kamu çalışanlarını karşısına alma cesaretine sahip olduğunu düşünmüyorum. İktidarın da ayağı yere basmalıdır. Ateşle oynamasınlar.
Biz hakkımız olanı istiyoruz. Ben çocuklarımızın adına pastadan payıma düşen oranın artırılmasını istiyoruz.. Türkiye’de kişi başına düşen milli gelir son 10-11 yılda 2 bin 500 dolardan, 10 bin 500 dolara çıkmışsa, biz bundan payımızı isteriz. Türkiye ekonomisi dünyanın 16. büyük ekonomisi olmuşsa, biz bundan payımızı isteriz.”
Manisa Şube Yönetim Kurulu üyelerimiz ve ilçe temsilcilerimiz ile de ayrıca bir toplantı yaparak, Manisa’nın istenen üye sayısına ulaşması için istişare edildi.