1-7 EKİM CAMİLER VE DİN GÖREVLİLERİ HAFTAMIZ KUTLU OLSUN

01 Ekim 2026
1-7 EKİM CAMİLER VE DİN GÖREVLİLERİ HAFTAMIZ KUTLU OLSUN

Genel Başkanımız sayın Kadir ŞAHİN'in, Genel sekreterimiz Hilmi ŞANLI‘yla beraber 1-7 Ekim Camiler ve Din görevlileri Haftası münasebetiyle Erzurum’da bulunmaları sebebiyle yapmış olduğu basın açıklamasının metnidir.

 

Değerli basın mensupları, kıymetli meslektaşlarım, aziz milletimiz;

 

Türk Diyanet Vakıf-Sen adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

 

1–7 Ekim Camiler ve Din Görevlileri Haftası münasebetiyle bir aradayız. Bu hafta, camilerimizin toplum hayatındaki yerini hatırlamak, din görevlilerimizin emeğine teşekkür etmek ve onların çalışma hayatına ilişkin meseleleri konuşmak için önemli bir vesiledir.

 

Camilerimiz, milletimizin ortak hafızasının bir parçasıdır. Ezanın yükseldiği, omuz omuza saf tutulduğu, çocuklarımızın büyükleriyle tanıştığı, sevinçlerin ve acıların paylaşıldığı mekânlardır. Bir caminin kapısı, yalnızca ibadet vakitlerinde açılmaz; ihtiyaç duyan herkes için güvenin, huzurun ve kardeşliğin kapısıdır.

 

O kapıyı açık tutan, camiyi hayatla buluşturan insanları da unutmamak gerekir. İmam-hatibimiz, müezzin-kayyımımız, Kur’an kursu öğreticimiz ve din hizmetlerinin her kademesindeki çalışma arkadaşlarımız, ülkemizin dört bir yanında büyük bir sorumluluk üstlenmektedir.

 

Bu haftanın Türk Diyanet Vakıf-Sen için ayrıca tarihî bir anlamı vardır. 1986’dan itibaren “Camiler Haftası” olarak kutlanan haftaya din görevlilerinin de dâhil edilmesi, sendikamızın 2002 yılında yaptığı teklifle gündeme gelmiştir. 2003 yılından itibaren hafta, “Camiler ve Din Görevlileri Haftası” adıyla kutlanmaya başlanmıştır. Camilerimize emekleriyle hayat veren din görevlilerimizin, haftanın adında ve içeriğinde yer almasına katkı sunmuş olmaktan ayrıca mutluluk ve gurur duyuyoruz.

 

O gün dile getirdiğimiz düşünce bugün de geçerlidir: Camiye gösterdiğimiz özeni, orada hizmet eden insana da göstermeliyiz. Din görevlilerimizin emeklerinin görünür olması, sorunlarının dinlenmesi ve haklarının korunması, bu haftanın taşıdığı anlamın ayrılmaz bir parçasıdır.

 

Değerli basın mensupları;

 

Din görevlisi, görevini yalnızca belirli saatler arasında yerine getiren bir kamu çalışanı değildir. Bir köyde veya mahallede çoğu zaman kendisine ilk başvurulan kişilerden biridir. Yeni doğan bir çocuğun sevincinde, bir gencin sorusunda, bir ailenin sıkıntısında, bir hastanın duasında, bir cenazenin hüznünde onun emeği vardır.

 

Bayram günlerinde herkes ailesiyle bir araya gelmeye çalışırken din görevlilerimiz görev başındadır. Afetlerde ve zor zamanlarda vatandaşlarımızın yanındadır. Bazen ulaşılması güç bir köyde, bazen kalabalık bir şehir mahallesinde, bazen hastanede, bazen ceza infaz kurumunda insanımıza hizmet eder. Bu sorumluluğu hakkıyla taşıyan bütün çalışma arkadaşlarımızı gönülden tebrik ediyorum.

 

Ancak fedakârlığı takdir etmek, sorunları görmezden gelmek anlamına gelemez. Din görevlilerimizin özverisini anlatırken çalışma şartlarını, geçim sıkıntılarını ve gelecek kaygılarını da konuşmak zorundayız. Çünkü çalışanına değer veren bir kurum, sunduğu hizmeti de güçlendirir.

 

Bugün birçok çalışma arkadaşımız artan hayat pahalılığı karşısında ailesinin ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Özellikle büyükşehirlerde kira ve ulaşım giderleri ciddi bir yük oluşturuyor. Din görevlilerimizin mali ve sosyal hakları, üstlendikleri sorumluluk ve günümüzün ekonomik şartları dikkate alınarak iyileştirilmelidir.

 

Din hizmetinin kendine özgü çalışma düzeni de adil biçimde ele alınmalıdır. Hafta sonları, resmî tatiller ve dinî bayramlar, birçok çalışan için dinlenme zamanı iken din görevlilerimiz için hizmetin yoğunlaştığı dönemlerdir. Bu zamanlarda yürütülen çalışmaların karşılığı açık ve hakkaniyetli kurallarla verilmelidir. Haftalık izin ve yıllık izin hakları da uygulamada engelle karşılaşmadan kullanılabilmelidir.

 

Personel eksikliği, sahada karşılaştığımız önemli meselelerden biridir. Bazı yerlerde bir görevli, kendi görevinin yanında başka camilerin veya hizmet alanlarının sorumluluğunu da üstlenmek zorunda kalıyor. Sürekli hâle gelen bu yük hem çalışanımızı yoruyor hem de hizmetin niteliğini etkiliyor. Kadro planlaması, masa başındaki varsayımlara göre değil, yerinde tespit edilen gerçek ihtiyaca göre yapılmalıdır.

 

Kur’an kurslarımızda görev yapan öğreticilerimizin şartları da dikkatle değerlendirilmelidir. Çocuklara, gençlere, yetişkinlere ve farklı ihtiyaçları bulunan vatandaşlarımıza eğitim veren öğreticilerimizin hazırlık, eğitim ve rehberlik emeği görülmelidir. Fiziki imkânlar güçlendirilmeli; eğitim materyallerine erişim kolaylaştırılmalı, çalışanlarımızın mesleki gelişimi desteklenmelidir.

 

Özellikle fahri Kur’an kursu öğreticilerimizin ve vekil imam-hatiplerimizin durumuna bir kez daha dikkat çekiyoruz. Bu çalışma arkadaşlarımız, yıllardır din hizmetinin devamı için emek veriyor. Aralarında, hizmete erişimin güç olduğu yerlerde önemli sorumluluklar üstlenenler bulunuyor. Buna rağmen istihdamları ve sosyal güvenceleri bakımından yaşadıkları belirsizlikler sürüyor. Bu emeğin karşılığı, geçici çözümlerle değil; kalıcı, adil ve insan onuruna yakışır düzenlemelerle verilmelidir.

 

Din görevlilerimizin mesleki geleceği konusunda da güven duymaya ihtiyacı vardır. Atama, yer değiştirme, görevde yükselme ve unvan değişikliği süreçleri açık, öngörülebilir ve liyakate dayalı olmalıdır. Çalışanlarımız, yıllarca biriktirdikleri bilgi ve tecrübenin hakkaniyetle değerlendirileceğini bilmelidir. Kurallar herkes için eşit uygulanmalı; sendikal tercih de dâhil hiçbir nedenle çalışanlar arasında ayrım yapılmamalıdır.

 

Bir diğer mesele, görev sırasında karşılaşılan sözlü ve fiziki saldırılardır. Din görevlilerimiz zaman zaman haksız suçlamalara, baskıya ve tehditlere maruz kalmaktadır. Böyle durumlarda ilgili kurumların hızlı ve kararlı biçimde çalışanının yanında durması gerekir. Hiçbir meslektaşımız görevini yerine getirirken kendisini yalnız hissetmemelidir.

 

Mesleki itibar, yalnızca törenlerde söylenen güzel sözlerle korunmaz. Çalışanın görüşünün dinlenmesiyle, hakkının teslim edilmesiyle ve haksızlık karşısında desteklenmesiyle korunur. Bu nedenle din görevlilerimizin meseleleri, kendileriyle konuşularak çözülmelidir.

 

Kıymetli vatandaşlarımız;

 

Din görevlilerimizden beklentilerimiz yüksektir. Onlardan bilgili, sabırlı, ulaşılabilir ve örnek insanlar olmalarını bekliyoruz. Gençlerimizin sorularına kulak vermelerini, ailelerimizin zor zamanlarında yanlarında bulunmalarını, toplumun her kesimine samimiyetle ulaşmalarını istiyoruz. Bu beklentilerin karşılanabilmesi için çalışanlarımızın güçlü bir eğitime, yeterli personele ve huzurlu bir çalışma ortamına ihtiyacı vardır.

 

Cami hizmeti, caminin duvarlarıyla sınırlı değildir. Bir gencin güvenle soru sorabilmesi, bir yaşlının hatırının sorulması, engelli bir vatandaşımızın ibadethaneye rahatça ulaşabilmesi, bir ailenin ihtiyaç duyduğu rehberliği bulabilmesi de bu hizmetin parçalarıdır. Camilerimizin toplumsal hayattaki yerini güçlendirmek istiyorsak orada görev yapanların imkânlarını da güçlendirmeliyiz.

 

Din hizmetinin niteliği için eğitim kadar dinleme kültürü de gereklidir. Sahada çalışan personelimizin önerileri karar süreçlerine yansıtılmalıdır. Bir uygulamanın günlük hayatta nasıl işlediğini, hangi güçlükleri doğurduğunu en iyi onu yürüten çalışan bilir. Kurumlarımızın bu bilgi ve tecrübeden yararlanması hem çalışanlarımız hem de vatandaşlarımız için daha iyi sonuçlar doğuracaktır.

 

Bu vesileyle Vakıflar teşkilatındaki çalışma arkadaşlarımızı da anmak istiyorum. Ecdadımızdan bize emanet kalan vakıf eserlerinin korunmasında, vakıf hizmetlerinin sürdürülmesinde ve dayanışma geleneğimizin yaşatılmasında onların da büyük emeği vardır. Türk Diyanet Vakıf-Sen olarak Diyanet ve Vakıflar çalışanlarının sorunlarını birlikte takip ediyor; her bir çalışma arkadaşımızın hakkını savunmayı sorumluluğumuz kabul ediyoruz.

 

Değerli basın mensupları;

 

Bu hafta dolayısıyla taleplerimizi bir kez daha açıkça ifade ediyoruz:

 

Din görevlilerimizin ve bütün çalışanlarımızın mali ve sosyal hakları iyileştirilmelidir. Personel eksikliği giderilmeli, görev dağılımında hakkaniyet sağlanmalıdır. Hafta sonu, bayram ve tatil günlerinde yürütülen hizmetin karşılığı verilmelidir. İzin hakları uygulamada güvence altına alınmalıdır. Fahri ve vekil görevlilerimizin istihdam ve sosyal güvence sorunlarına kalıcı çözüm bulunmalıdır. Atama ve yükselme süreçlerinde liyakat, şeffaflık ve eşitlik esas alınmalıdır. Görev başındaki çalışanlarımızın güvenliği ve mesleki itibarı etkin biçimde korunmalıdır.

 

Bunlar yalnızca bir sendikanın talepleri değildir. Bunlar sahada görev yapan, ailesini geçindiren ve milletimize hizmet eden çalışma arkadaşlarımızın beklentileridir. Taleplerimizi çözüm üretmek için dile getiriyoruz. İlgili kurumlarla görüşmeye, sahadan gelen bilgiyi paylaşmaya ve uygulanabilir düzenlemeler üzerinde birlikte çalışmaya hazırız.

 

Camiler ve Din Görevlileri Haftası’nın yalnızca tebriklerle geçmesini istemiyoruz. Bu hafta, çalışanlarımızın sesinin duyulduğu ve sorunlarının çözümü için somut adımların atıldığı bir dönemin başlangıcı olmalıdır. Din görevlilerimize gösterilen takdir, yılın kalan günlerindeki uygulamalara da yansımalıdır.

 

Buradan ülkemizin dört bir yanında görev yapan meslektaşlarıma seslenmek istiyorum:

 

Uzak bir köyde tek başına hizmet eden imam-hatibimizin emeğini biliyoruz. Öğrencileri için sabırla çalışan Kur’an kursu öğreticimizin gayretini görüyoruz. Camisinin kapısını her gün aynı özenle açan müezzin-kayyımımızın hizmetini takdir ediyoruz. Müftülüklerimizde, Diyanet ve Vakıflar teşkilatının bütün birimlerinde işini sorumlulukla yapan çalışanlarımızın sesini duyuyoruz.

 

Türk Diyanet Vakıf-Sen, sizlerin haklarını savunmaya ve sorunlarınızı gündemde tutmaya devam edecektir. Bunu yaparken hizmetimizin saygınlığına yakışan bir üslubu, dayanışmayı ve çözüm iradesini esas alacaktır.

 

Sözlerimin sonunda, ömrünü din hizmetine adamış emekli büyüklerimize şükranlarımı sunuyorum. Görevleri sırasında hayatını kaybeden bütün çalışma arkadaşlarımızı rahmetle anıyorum. Bugün yurt içinde ve yurt dışında milletimize hizmet eden din görevlilerimize, Diyanet ve Vakıflar çalışanlarımıza teşekkür ediyorum.

 

Camiler ve Din Görevlileri Haftası’nın, camilerimizle bağımızı güçlendirmesine, çalışanlarımızın emeğinin daha iyi anlaşılmasına ve sorunlarının çözümü için somut adımlara vesile olmasını diliyorum.

 

Bütün din görevlilerimizin haftasını kutluyor; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

 

Kadir ŞAHİN

Genel Başkan

Bu haberi paylaş: