CAMİLER MİLLETİMİZİN MANEVİ HAFIZASI, DİN GÖREVLİLERİMİZ DİN HİZMETİNİN GÖNÜL ERLERİDİR.

07 Ekim 2026
CAMİLER MİLLETİMİZİN MANEVİ HAFIZASI, DİN GÖREVLİLERİMİZ DİN HİZMETİNİN GÖNÜL ERLERİDİR.
Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Sekreteri Hilmi Şanlı, Camiler ve Din Görevlileri Haftası münasebetiyle Bursa’da din görevlileriyle bir araya geldi.
 
Toplantıda konuşan Hilmi Şanlı, camilerin milletimizin dini, sosyal ve kültürel hayatındaki önemine dikkat çekerek din görevlilerinin toplum huzuruna ve milli-manevi değerlere sunduğu katkının altını çizdi.
 
Şanlı, Camiler Haftası’nın 1986 yılından itibaren 1-7 Ekim tarihleri arasında, 2003 yılından itibaren ise Camiler ve Din Görevlileri Haftası adıyla kutlandığını hatırlatarak şunları söyledi:
 
“Camiler, dini hayatımızın yaşandığı kutsal mekânlardır. Kâbe’nin birer şubesi mesabesinde olan camiler, insanları yalnızca bedenen bir araya getiren mekânlar değildir. Camiler gönülleri buluşturan, maneviyatı güçlendiren, kardeşliği pekiştiren, birlik ve beraberliğimize katkı sağlayan müstesna mekânlardır.
 
Camiler Allah’ın evleri, buralara gelenler ise Allah’ın misafirleridir. Yüce Allah, Tevbe Suresi’nin 18. ayetinde şöyle buyurmaktadır:
 
‘Allah’ın mescitlerini, ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder.’
 
Türk milleti, İslamiyet’i kabulünden sonra dinine ve mukaddesatına olan bağlılığını ihtişamlı mabetler inşa ederek göstermiştir. Camilerimiz yalnızca ibadet edilen mekânlar değil, tarih boyunca eğitimden sağlığa, kültürden sosyal yardımlaşmaya kadar pek çok hizmetin yürütüldüğü merkezler olmuştur.
 
Ecdadımızın inşa ettiği bu şaheserler, aynı zamanda üzerinde yaşadığımız vatan topraklarının tapusu ve mührü olmuştur. Camilerimiz geçmişte olduğu gibi bugün de ibadet hizmetinin yanında toplumsal dayanışmaya, kardeşliğe ve sosyal bütünlüğe katkı sağlayan merkezler olmaya devam etmelidir.”
 
DİN GÖREVLİLERİMİZ MİLLETİMİZİN GÖNÜL ERLERİDİR
 
Din hizmetinin en önemli unsurlarından birinin bu hizmeti yürüten din görevlileri olduğunu belirten Şanlı, şöyle devam etti:
 
“Camiler ne kadar önemliyse, bu kutsal mekânlarda görev yapan din görevlilerimiz de o kadar önemlidir. Din insan içindir. İnsanımıza ve gelecek nesillerimize dinimizi, diyanetimizi, güzel ahlakı, Allah ve Peygamber sevgisini, vatan ve millet sevgisini, anne-babaya, büyüğe ve küçüğe saygıyı öğreten din görevlilerimiz, toplumumuzun manevi hayatında son derece önemli bir görev üstlenmektedir.
 
Din görevlilerimiz, Peygamber Efendimizin tebliğ ve irşat hizmetinin günümüzdeki temsilcileridir. Bu kutsal emaneti büyük bir samimiyet, fedakârlık ve özveriyle taşımaktadırlar.
 
Din görevlisi, insanımızın doğumundan ölümüne kadar hayatının pek çok safhasında yanında olan, acısını ve sevincini paylaşan, hayırlı hizmetlerde rehberlik eden, cemaatinin ve komşularının sorunlarıyla ilgilenen, gerektiğinde 24 saat hizmet veren bir gönül insanıdır.
 
Vatanımızın en zor dönemlerinde din görevlilerimiz milletimizin yanında olmuş, birlik ve beraberliğimizin korunmasına önemli katkılar sunmuştur. Bu sebeple din hizmetinin ve din görevlisinin ortaya koyduğu fedakârlık küçümsenemez ve hafife alınamaz. Ülkemizin huzur ve asayişinde Diyanet İşleri Başkanlığımızın ve din görevlilerimizin de önemli bir payı bulunmaktadır.”
 
DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI YIPRATILMAMALIDIR
 
Son dönemde Diyanet İşleri Başkanlığına ve din görevlilerine yönelik sözlü ve fiili saldırıları da değerlendiren Şanlı, şu ifadeleri kullandı:
 
“Diyanet İşleri Başkanlığı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulan Cumhuriyetimizin temel kurumlarından biridir. Diyanet İşleri Başkanlığını yıpratmak, etkisizleştirmek veya ortadan kaldırmak isteyen yaklaşımlar, Cumhuriyetimizin kurumlarına ve ortak mirasımıza zarar vermektedir.
Diyanet İşleri Başkanlığı, Türkiye’nin dini hayatında olduğu kadar milli birlik ve beraberliğimizin korunmasında da önemli bir görev üstlenmektedir. Bu güzide kurumumuza ve fedakâr çalışanlarına yönelik her türlü saldırıyı kınıyoruz.”
 
DİYANET ÇALIŞANLARININ ÖZLÜK VE MALİ HAKLARI İYİLEŞTİRİLMELİDİR
 
Türk Diyanet Vakıf-Sen olarak Diyanet çalışanlarının özlük, mali ve sosyal haklarının iyileştirilmesi konusunda taleplerini de sıralayan Şanlı, şu değerlendirmelerde bulundu:
 
“3600 ek gösterge kapsamından yararlanamayan memur, veri hazırlama ve kontrol işletmeni, şef ve uzmanların da bu haktan faydalanmasını istiyoruz. Sendikamız tarafından hazırlanan kanun teklifinin TBMM’nin açılmasıyla birlikte gündeme alınarak yasalaştırılmasını talep ediyoruz.
 
Tüm Diyanet çalışanlarına Din Hizmeti Tazminatı verilmesini, 4/B statüsündeki sözleşmeli personelin kadroya geçirilmesini, yardımcı hizmetler sınıfında görev yapan çalışanların öğrenim durumlarına uygun kadrolara geçirilmesini istiyoruz.
 
Diyanet çalışanlarının kariyer kadroları daha fazla geciktirilmemeli, yüksek lisans, doktora ve yüksek ihtisas eğitimlerini tamamlayan personele hak ettikleri kadro ve kariyer unvanları ivedilikle verilmelidir.
 
Vaiz ve murakıpların özlük hakları ivedilikle iyileştirilmeli, görev, yetki ve sorumluluklarına uygun mali ve sosyal haklar sağlanmalıdır.
 
Diyanet İşleri Başkanlığında görev yapan destek hizmetleri personelinin görev, yetki ve sorumluluk tanımları açık ve net şekilde ivedilikle düzenlenmelidir. Bu personelin yaptığı iş ve üstlendiği sorumluluklarla uyumlu bir çalışma düzeni oluşturulmalıdır.
 
Başkanlığımız bünyesinde görev yapan mütercimler, televizyon çalışanları ve teknik hizmetlerde görev yapan personelin çalışma şartları ve görevlerinin niteliği dikkate alınarak uygun teknik kadro sınıfında değerlendirilmesi, buna bağlı olarak özlük ve mali haklarının iyileştirilmesi sağlanmalıdır.
 
İbadet yerlerinin durumunu düzenleyen mevzuatta yer alan ‘ibadethane’ kavramının yerine ‘cami’ kavramı kullanılmalı, bu konuda gerekli düzenleme acilen yapılmalıdır.
 
A grubu camilerde görev yapan personele ‘Selatin Camii Tazminatı’, B, C ve D grubu camilerde görev yapanlara ‘Mahalle İmam-Hatipliği’ unvanı verilerek ‘Özel Bölge Tazminatı’, diğer gruplarda görev yapanlara ise ‘Mahrumiyet Tazminatı’ verilerek imam-hatip ve müezzinlerimizin özlük haklarında iyileştirme yapılmalıdır.
 
Kur’an Kursları mevzuatı yeniden düzenlenmeli, Kur’an kursu öğreticilerinin statüsü güçlendirilerek öğretmenlik kadrosu verilmelidir.
 
İl müftülerinin atanmasında objektif ve somut hizmet kriterleri oluşturulmalı, liyakat ve hizmet tecrübesi etkin şekilde değerlendirilmelidir.
 
Vaiz ve murakıplarımızın görev ve yetkileri de hizmetin gerektirdiği şekilde yeniden düzenlenmelidir.
 
Büyükşehir il müftülükleri, icrai görev alanlarına müdahale etmeyen, merkez ilçe müftülüklerini pasifize etmeyen ve koordinasyon görevini güçlendiren bir yapıya kavuşturulmalıdır.
 
Nikâh memurluğu yetkisinin, ‘nikâh akdeden müftü’ anlayışına doğru geliştirilmesini, ihtiyaç halinde bu yetkinin vaizler ve din hizmetleri uzmanları aracılığıyla genişletilmesini istiyoruz. Büyük ilçelerde nikâh merasimlerinin müftülerimizin asli görevlerini aksatmayacak şekilde yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.”
 
DİN HİZMETLERİNDE YENİ DÖNEMİN İHTİYAÇLARI GÖZETİLMELİDİR
 
Şanlı, Diyanet hizmetlerinin daha etkin yürütülmesi için çeşitli yapısal ve sosyal önerilerinin de bulunduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:
 
“Diyanet Takvimlerinin vatandaşlarımıza daha kolay ulaştırılması için satışının esnafa açılmasını ve takoz takvim satışının önündeki engellerin kaldırılmasını istiyoruz.
 
Türkiye genelinde il ve ilçelerin hassasiyetlerinin, yaşanmış tecrübelerin ve çözüm yöntemlerinin yer aldığı bir ‘Hassasiyet Grafikleri Arşivi’ oluşturulmalı, kurumun ortak tecrübe hafızasından etkin biçimde yararlanılmalıdır.
 
Her ilçeye bir bilişim uzmanı ve din psikoloğu istihdam edilmesinin önü açılmalıdır.
 
Vatandaşlarımızın oruç ve namaz gibi ibadetlerinde Diyanet İşleri Başkanlığımızın takvimleri esas alınmalı, diğer takvimlerin de Diyanet takvimleriyle uyumlu hale getirilmesi sağlanmalıdır.
 
Vakıf camileri ve müştemilatının idari yetkileri müftülüklere devredilmeli, şartlı bağış yoluyla yapılmış olup büyükşehir düzenlemeleri nedeniyle belediyelere geçen cami, tarla ve arsaların Türkiye Diyanet Vakfına devri sağlanmalıdır.
 
Yeni ve yakın FETÖ yapılanmalarına karşı Diyanet İşleri Başkanlığımızın merkez ve taşra teşkilatları daha etkin ve kararlı bir mücadele yürütmelidir.
 
Din eğitiminde Kur’an ve sünnet bütünlüğünü zedeleyen anlayışlara karşı gerekli tedbirler alınmalı, ilgili kurumlarla koordinasyon güçlendirilmelidir.
 
Son yıllarda gençler arasında yaygınlaşan deizm gibi inanç problemlerine karşı ülke genelinde koordineli, bilimsel ve etkili projeler geliştirilmelidir.
 
Cumhuriyet döneminin gönül ve kanaat önderlerinin hayatları külliyat halinde hazırlanarak müftülüklerimize ve din hizmeti yürüten kurumlarımıza ulaştırılmalıdır.
 
Camilerimize alternatif dini yapılanmaların önüne geçilmeli, cuma ibadetinin İslam’ın temel hükümleri ve Diyanet İşleri Başkanlığımızın rehberliği çerçevesinde yerine getirilmesi konusunda toplum doğru şekilde bilgilendirilmelidir.
 
Sahte peygamber, sahte Mesih ve sahte evliya gibi kavramlar konusunda toplumumuz titiz ve doğru bir dille bilgilendirilmeli, milletimizin dini hassasiyetleri istismar edilmemelidir.
 
KYK ile yapılan protokole benzer şekilde Genelkurmay Başkanlığı ile de iş birliği geliştirilerek kışlalarda din hizmetlerinin daha etkin yürütülmesine yönelik projeler hayata geçirilmelidir.”
 
DİN HİZMETİ ERTELENEMEZ, DİN GÖREVLİSİ YALNIZ BIRAKILAMAZ
 
Şanlı konuşmasının sonunda Camiler ve Din Görevlileri Haftası’nın hayırlara vesile olmasını dileyerek şöyle konuştu:
 
“Camiler ve Din Görevlileri Haftası’nın Diyanet çalışanlarımıza, din görevlilerimize ve aziz milletimize hayırlar getirmesini diliyorum.
 
Yüce dinimiz İslam’a ve milletimize hizmet eden, din hizmetini bir ömür boyu büyük bir fedakârlıkla sürdüren ve Hakk’a yürüyen bütün hocalarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Emekli olan ve halen görev başında bulunan bütün meslektaşlarımıza sağlık, huzur ve afiyet temenni ediyorum.
 
Din hizmeti ertelenemez, din görevlisi yalnız bırakılamaz. Din görevlilerimizin hakkını, hukukunu ve itibarını korumak bizim için bir sendikal görev olmanın ötesinde, milli ve manevi bir sorumluluktur.”
 
Programın sonunda emekliye ayrılan ve Türk Diyanet Vakıf-Sen’de uzun yıllar görev yapan eski yönetim kurulu üyesi Zeki Tanrıart’a hizmetlerinden dolayı plaket takdim edildi.
 
Programa Türk Diyanet Vakıf-Sen Bursa Şube Başkanı Eyüp Bulut ile şube başkan yardımcıları da katıldı
 
 
 
 
 
Bu haberi paylaş: