HOŞ GELDİN YA ŞEHRİ RAMAZAN

31 Temmuz 2011
HOŞ GELDİN YA ŞEHRİ RAMAZAN

 Manevi derecesi pek yüksek ve kazancı çok büyük olan Ramazan ayına 31 Temmuz Pazar günü akşamı itibariyle teravih namazını kılarak girmiş olacağız.

 01 Ağustos Pazartesi günü de, Ramazanın birinci günü orucuna başlamış olacağız.

Yüce Allah’ın bizlere lütfettiği nimetlerden birisi de Mübarek Ramazan ayıdır. Ramazan ayı ibadet, rahmet ve mağfiret ayıdır. Bereketi bol, hayrı çok olan bir aydır. Bu ay, yardım, bağış, rahmet ve ihsan ayıdır. Ramazan ayı, bir yıllık maddi ve manevi kirlerden temizleneceğimiz, insanî duyguların coştuğu, tevbe edip hakka yönelme şuurunun geliştiği maddî ve mânevî bir terbiye ayıdır.

İslam`ın şartlarından birisi olan oruç, Ramazan ayında tutulmaktadır. Oruç, Hz. Adem (a.s.)`dan beri bütün Peygamberlere ve ümmetlerine farz olan bir ibadettir. Hz. Nuh (a.s.) bayram günlerinin haricinde bütün sene boyunca, Hz. Davut (a.s.) ise gün aşırı olarak oruç tutarlardı. Orucun farz oluşu ayet ve hadislerle sabittir. Allah (c. c.) Kur`an-ı Kerim`de mealen şöyle buyurmaktadır:
"Ey iman edenler, günahlardan korunmanız için sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günlerde oruç, farz kılındı."(Bakara: 183)

Ramazan ayının faziletini  Yüce Allah, şöyle beyan etmiştir: “Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak kendisinde Kur’an’ın indirildiği aydır. Sizden her kim bu ayda bulunursa oruç tutsun.” (Bakara 185)

Ramazan ayının fazileti hakkında, Peygamber Efendimiz (s.a.s.), bir hutbesinde şöyle buyurmuşlardır: “Ey insanlar! Büyük ve mübârek bir ayın gölgesi üzerinize düştü. Bu ay içerisinde, bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi vardır. Bu ayda Allah, gündüzleri oruç tutmayı farz kıldı, ben de bu ayın gecelerinde teravih namazını size sünnet kıldım. Bu ayda bir iyilik yapan, başka zamanlarda bir farzı yerine getirmiş gibi sevap kazanır. Bu ayda bir farzı yerine getiren kimse de, başka aylarda yetmiş farzı yerine getirmiş gibi (mükâfât almış) olur. Ramazan sabır ve yardımlaşma ayıdır, sabrın ve yardımlaşmanın mükafatı ise cennettir. Ramazan bereket ayıdır, mü’minin rızkının çoğaldığı bir aydır. Kim bu ayda bir oruçluya iftar ettirirse, onun bu davranışı günahlarının bağışlanmasına, cehennemden kurtuluşuna ve iftar ettirdiği kimsenin tuttuğu orucun sevabından pay almasına vesile olur. Oruç tutan kimsenin sevabından da bir şey eksilmez.”

Oruç tutmaktan maksat, dini bir vazifeyi ifa ederek Allah`ın emrini yerine getirmektir. Bununla beraber orucun sıhhî, ahlakî ve içtimaî bir takım faziletleri ve hikmetleri vardır. Bunları şöyle açıklayabiliriz: Oruç sıhhat kazandırır. Zira mütemadiyen çalışarak yorulan mide ve diğer hazım  organları faaliyetlerini azaltarak dinlenirler. Nitekim Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: "Oruç tutunuz ki, sıhhat bulasınız" İbni Mace`nin rivayet ettiği bir başka hadisi Şerifte ise Allah Rasulü: "Her şeyin bir zekatı vardır, vücudun zekatı da oruçtur. Oruç sabrın yarısıdır. buyurmuştur.

Oruç, zenginleri şefkat ve merhamet duyguları ile fakirlere bağlar. Oruç tutmakla, zenginler fakirlerin halini anlarlar, kibir ve gururdan vazgeçerek onlara yardım ederler.

Oruç tutmaktan maksat,  nefsin terbiye ve ıslahı ile Allah`dan korkup, günahlardan ve fenalıklardan çekinmektir.

Nefsimizi yemekten, içmekten ve diğer arzulardan men ettiğimiz gibi, orucumuzun makbul olması için şu hususlara riayet etmemiz gerekmektedir.

1. Gözümüzü Allah`ın men ettiği şeylerden, dilimizi yalan, gıybet, koğuculuk gibi kötülüklerden korumalıyız. Yüce Peygamberimiz bu konuda şöyle buyurmaktadır: "Bir kimse oruçlu olduğu halde yalanı, dedikoduyu, yalanla iş görmeyi bırakmazsa Allah`ın, onun yemesini, içmesini terk etmesine ihtiyacı yoktur.
2. Oruçlu iken her türlü münakaşadan ve kavgadan kendimizi korumalıyız. Nitekim Peygamber (s.a.v.); "Sizden biriniz oruçlu olduğu zaman çirkin sözler söylemesin. Cahiller gibi hareket etmesin. Her kim kendisine sataşır, çirkin söz söyler, dövüşmek isterse, ona ben oruçluyum desin"(Tecrid-i Sarih C.6, s.253)  buyurmaktadır.

Bir Hadîsi Kudsî’de Yüce Allah şöyle buyurmaktadır; "Adem oğlunun işlediği her hayır ve sevabın ecri on mislinden yedîyüz misline kadar artırılır. Fakat oruç böyle değildir. Oruç, sırf benim rızam için yapılan ibadettir. Onun mükafatını ancak ben veririm. Çünkü kulum yemesini, içmesini ve bütün arzularını rızam için terketmiştir." (Tecrid-i Sarih C.6. s. 300)

Bu duygu ve düşüncelerle, 2011  Mübarek Ramazan ayının ülkemiz, milletimiz, İslam alemi ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını, başta sendikamız mensupları olmak üzere diyanet camiasının birlik ve beraberlik içinde daha nice mübarek ramazan aylarına kavuşmasını diliyor, bu Mübarek Ramazan ayının bütün müminlerin affına vesile olmasını Cenâb-ı Allah’tan niyaz ediyoruz.
Bu haberi paylaş: