HUTBE

22 Şubat 2013
HUTBE

Hutbe; dinî literatürde başta cuma ve bayram namazları olmak üzere belirli iba­detlerin icrası esnasında hatip tarafından irat edilen, ge­nelde vaaz ve nasihati içeren konuşmadır.

Hatipler, hutbede maddî ve manevî hayatın ihtiyaçlarıyla ilgili, ferdi veya içtimai prob­lemlerin çözümüne yönelik olarak insanlara konuşma yaparlar.

Camiler, toplumu birleştiren, tek kubbenin altında buluşturan mekânlardır. Zenginiyle fakirin, amiriyle memurun, küçüğüyle büyüğün yani bütün Müslümanların tarağın dişleri gibi eşit olduğu mekânlardır.

Camiler, birliğin, bütünleşmenin, huzurun, kardeşliğin ve samimiyetin doruk noktaya ulaştığı yerlerdir.

Tarihi süreçte de birliğin ve bütünlüğün sembolü olan kavram ve mekânlar (cami, vaaz, hutbe gibi) yanlış anlam yüklendiğinde ve farklı niyetlerle kullanıldığında ayrışmaya, kavgaya, karmaşaya ve yıkıma sebep olabilmiştir.

Yüce dinimiz İslam, iyiliklerde birbirimizle yardımlaşmayı, kötülüklere neden olan her türlü söz ve davranışlardan da sakınarak, el ve gönül birliği içinde olmamızı emretmektedir. Böylece toplumu oluşturan fertlerin birlik ve dayanışma halinde olmaları dinî ve millî varlığın korunması ve devamı için zorunluluktur.

Yüce dinimiz İslam, birlik ve dayanışmanın sağlanması için, mü`minleri kardeş olarak ilan etmiştir. Kur`an-ı Kerim’de de: "Mü`minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah`tan korkun ki, merhamet olunasınız." (Hucurat-10) buyrulmuştur. 

Cuma namazı ve hutbesi dini bir ibadet olmakla birlikte, İslam geleneğinde devletin aynı zamanda bağımsızlığını ifade eden anlamlar taşımaktadır.

Bu sebepledir ki, İslam tarihi boyunca devlet kuran irade (milliyeti ne olursa olsun) taç giymiş, para bastırmış ve kendi adına hutbe okutmuştur.

Tevhit dini olan İslam, birlik olmanın rahmet getireceğini, ayrışmanın ve ayrılmanın azap getireceğini bildirmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sında; Türkiye Devleti’nin dili Türkçedir amir hükmü bulunmaktadır.

Son günlerde hutbe konusunda yapılan açıklamaların yanlış anlama, anlatma ve uygulamalarla karşılaşılabileceği, camilerde ayrışmaya ve insanlarımızın arasındaki huzurun, kardeşliğin, esenlik ve muhabbetin bozulmasına sebep olabileceği endişesi gözardı edilmemelidir.

Siyaset kurumu olaylara günlük veya popülist bir anlayışla yaklaşabilir.

Türk Diyanet Vakıf-Sen olarak, geçmişi ve geleneği olan, ülkemizin birliği, dirliği ve beka unsuru olan Diyanet İşleri Başkanlığı yetkililerine ve ülkeyi yönetenlere, konunun etraflıca düşünülmesini, araştırılmasını ve ülkemizin her yanında İslam’ın tevhid anlayışını bozabilme endişesinin de unutulmamasını hatırlatıyoruz.

Bu haberi paylaş: