Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde görev yapan yönetici ve öğretmenlerin ders ve ek ders ücretlerine ilişkin yeni düzenlemeler yürürlüğe girmiştir. Kamu görevlilerinin mali ve özlük haklarının güçlendirilmesine yönelik atılan her olumlu adımı memnuniyetle karşılıyor, çalışanların emeklerinin karşılığını almasını kamu yönetiminin temel sorumluluklarından biri olarak görüyoruz.
Ancak bu gelişmeyle birlikte kamuoyunun cevap beklediği önemli bir husus daha bulunmaktadır:
Tasarruf tedbirleri yalnızca Diyanet İşleri Başkanlığı çalışanları için mi geçerlidir?
Uzun bir süredir Diyanet İşleri Başkanlığı personelinin mali ve özlük haklarına ilişkin talepleri, “kamuda tasarruf” gerekçesiyle sürekli ertelenmektedir. Özellikle vekil imam hatipler, vekil müezzin kayyımlar ve geçici Kur’an kursu öğreticileri, günümüz ekonomik şartlarının oldukça gerisinde kalan ücretlerle kamu hizmetini sürdürmektedir. Bu tablonun sosyal devlet anlayışı ve kamu yönetiminde hakkaniyet ilkesiyle bağdaşması mümkün değildir.
Diyanet personeli; depremden sele, yangından salgınlara kadar ülkemizin karşı karşıya kaldığı her olağanüstü durumda görevini fedakârca yerine getirmiş, milletimizin manevi rehberliğini kesintisiz sürdürmüştür. Böylesine önemli bir kamu hizmetini büyük özveriyle yürüten çalışanların mali ve özlük haklarının yıllardır ikinci planda bırakılması, kamu vicdanını rahatsız eden bir durum hâline gelmiştir.
Türk Diyanet Vakıf-Sen olarak herhangi bir kamu kurumunda gerçekleştirilen iyileştirmeleri desteklemeye devam ediyoruz. Temel beklentimiz, kamu çalışanları arasında ayrım yapılmaksızın, hak ve kazanımların adalet ve eşitlik ilkeleri doğrultusunda değerlendirilmesidir. Bir kesimin haklarında iyileştirme yapılırken, diğer kamu görevlilerinin uzun yıllardır çözüm bekleyen sorunlarının görmezden gelinmesi çalışma barışına zarar vermekte ve kamu hizmetinde motivasyonu olumsuz etkilemektedir.
Diyanet İşleri Başkanlığı personeli de devletimizin asli ve vazgeçilmez insan kaynağının önemli bir parçasıdır. Bu nedenle din hizmeti sunan personelin mali ve özlük haklarına ilişkin beklentiler daha fazla ötelenmemeli; vekil personelin ücretleri insanca yaşam standartlarını karşılayacak seviyeye yükseltilmeli, geçici istihdam uygulamalarına kalıcı çözümler getirilmeli ve yıllardır beklenen düzenlemeler gecikmeksizin uygulamaya konulmalıdır.
Türk Diyanet Vakıf-Sen olarak bir kez daha ifade ediyoruz ki;
Kamuda adalet, kurumlar arasında farklı uygulamalarla değil; eşitlik, hakkaniyet ve sosyal devlet ilkeleri esas alınarak sağlanabilir. Kamu çalışanlarının mali ve özlük haklarına yönelik düzenlemeler bütüncül bir anlayışla ele alınmalı, Diyanet İşleri Başkanlığı personelinin haklı beklentileri de vakit kaybedilmeksizin karşılanmalıdır.
Adaletin gerçek anlamda tecellisi, kamu görevlileri arasında ayrım yapılmaksızın herkes için aynı hassasiyetin gösterilmesiyle mümkündür.
Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Merkezi