Oğuz’un uykusu derindir…
Bıçak kemiğe dayanmadan uyanmaz!
Türk memurunun o büyük uyanışının arifesindeyiz. Yıllardır sabreden, umut eden, bekleyen kamu çalışanı artık hakkını istiyor, emeğinin karşılığını almak için ayağa kalkıyor.
Tam 8 defa toplu sözleşme masasına yetkili olarak oturup, memurun beklentilerine cevap veremeyen, kayıpları telafi edemeyen bir anlayışın artık miadı dolmuştur. Söz bitmiş, sabır taşmıştır. Memur artık oyalanmaya değil, kazanıma bakmaktadır.
Kökü sağlam, duruşu net, mücadelesi kararlı Sendikalarımız yeniden yetkiye talip. 1992’den bugüne tecrübesi, bilgi ve birikimi, kararlılığı ve cesur sendikacılığıyla Türkiye Kamu-Sen ve bağlı sendikalar, yeniden yetkiyi alarak memur sendikacılığında ilklere imza atmaya devam edecektir.
Bu büyük yürüyüşün parçası olan Türk Diyanet Vakıf-Sen ise sahadaki azmi, teşkilat gücü ve dava bilinciyle bu değişimin en güçlü temsilcilerindendir. Bizler, hakkın, hukukun ve adaletin sesi olan büyük bir aileyiz!
Şimdi vakit;
Çalmadık kapı, sıkmadık el bırakmama vaktidir.
Her üyeye ulaşma, her gönle girme, her yüreğe dokunma vaktidir.
Çünkü biz istiyoruz ki;
3600 ek gösterge, 1. dereceye gelen tüm memurlara eksiksiz yansısın.
Yardımcı hizmetler sınıfında çalışanlar Genel İdare Hizmetleri sınıfına geçirilsin.
Kariyer kadroları tüm diyanet çalışanlarına sınavsız verilsin.
Naklen atamalarda sözlü mülakat kaldırılsın.
Murakıplara müfettişlik hakkı verilsin.
Vaizlerin ekonomik ve çalışma şartları iyileştirilsin.
Kur’an kursu öğreticileri öğretmenlik kadrosuna geçirilsin.
Din ve eğitim hizmetleri uzmanlarının hakları güçlendirilsin.
Şube müdürleri ve müftülere bulundukları ilde rotasyon hakkı tanınsın.
Şehit ve gazi yakınlarına eğitimlerine uygun kadro verilsin.
İmam ve müezzinlerimizin statüleri yeniden düzenlensin.
Ve en önemlisi;
Hiçbir memur enflasyonun altında ezilmesin, alın teri değersizleştirilmesin.
Bu talepler bir hayal değildir.
Bu talepler; güçlü teşkilat, kararlı mücadele ve gerçek sendikacılıkla hayata geçecek hedeflerdir.
Artık tercih zamanıdır.
Ya kayıplarla geçen yıllara razı olunacak, ya da güçlü bir iradeyle yeniden kazanımların yolu açılacaktır.
Unutulmamalıdır ki;
Hak verilmez, alınır.
Yetki teslim edilmez, mücadeleyle kazanılır.
Her bir memurumuzun atacağı adım, vereceği destek, göstereceği irade, yarınlarımızı belirleyecektir. Bir üye daha, bir adım daha, bir destek daha… İşte zaferin anahtarı budur.
Gelin;
Omuz omuza verelim,
Birlik olalım, diri olalım, güçlü olalım.
Çalmadık kapı, sıkmadık el bırakmayalım.
Oğuz uyanıyor…
Türk memuru ayağa kalkıyor…
Ve Allah’ın izniyle, bu uyanış, yeniden dirilişin, yeniden yükselişin ve büyük kazanımların habercisi olacaktır.
Selam ve saygılarımla…
Hilmi Şanlı
Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Sekreteri